Oyuncu Su Kutlu’nun Türk dizilerinde yabancı pazarların ve takipçi sayılarının belirleyici hâle geldiğine ilişkin sözleri, yapım ekonomisini tartışmaya açıyor. Bu açıklamalardan hareketle, Netflix’in Türkiye yapımlarında oyuncuların, hikâyelerin ve ülke imgesinin küresel dolaşım için nasıl biçimlendirildiğini değerlendiriyorum.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin Bağımsız Soruşturma Komisyonunun Gazze’de çocuklara yönelik ağır ihlalleri ele alan değerlendirmesi, uluslararası kurumların sorumluluğunu yeniden gündeme getiriyor. Komisyon bulgularını nihai mahkeme kararıyla eşitlemeden, belgelenen yıkıma rağmen etkili bir müdahalenin neden gerçekleşmediğini sorguluyorum.
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in İran’a Starlink internet terminalleri sokulmasına yönelik bir süreç başlattığını söylemesi, bu yazının çıkış noktası. Bu açıklamayı, kaç cihazın ulaştığının bağımsız biçimde kesinleşmediği notuyla ele alıyor; iletişim altyapısının güvenlik, dış müdahale ve sivil haberleşme açısından taşıdığı anlamı tartışıyorum.
Avrupa Komisyonunun Meta’ya yönelik incelemesi, Facebook ve Instagram’daki tasarım özelliklerinin çocukları daha uzun süre ekranda tutup tutmadığını sorguluyor. Yazının ele aldığı aşamada kesinleşmiş bir ihlal kararı bulunmuyor; tartışmanın odağı, zararlı içeriğin yanında onu çoğaltan öneri ve bildirim sistemlerinin sorumluluğu.
Norveç’te okullardaki telefon kullanımını ve öğrencilerin yapay zekâya başvurmasını sınırlayan tavsiyeler, sosyal medya için hazırlanan yaş sınırı teklifiyle birlikte tartışılıyor. Bu adımları yürürlükte tek bir yasak gibi sunmadan, çocukların dikkatini, temel öğrenme becerilerini ve dijital katılımını nasıl koruyabileceğimiz açısından inceliyorum.
The Verge’in seçim kayıtlarına dayanan haberi, New York’taki bir ön seçimde yapay zekâ sektörüyle bağlantılı grupların farklı adaylara milyonlarca dolar yönelttiğini aktarıyor. Güvenlik ve şeffaflık kuralları etrafındaki bu siyasi mücadeleyi, açıklanmış kampanya harcamalarını yasa dışı rüşvetle eşitlemeden değerlendiriyorum.
Anthropic, ABD yönetiminin talimatı üzerine Haziran 2026’da iki gelişmiş yapay zekâ modeline erişimi kapattığını açıkladı. Reuters’a göre bazı Avrupa şirketleri, benzer kesintilere karşı farklı sağlayıcıların modellerini birlikte kullanıyor. Türkiye’nin de kritik hizmetlerde tek bir yabancı modele bağlı kalmaması gerektiğini savunuyorum.
Benim Adım Aylamaz, Taşacak Bu Deniz ve Kübra gibi yapımlarda yapay zekâ; yardımcı, sırdaş veya otorite olarak hikâyeye giriyor. Bu temsillerin teknolojiyi olduğundan daha güvenilir ve insani gösterip göstermediğini sorguluyorum; kanıt olmadan yapımlara ücretli reklam veya ürün yerleştirme isnat etmiyorum.
Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan’ın savunma, ekonomi, enerji ve insan gücü imkânlarını ortak bir stratejide buluşturmasını öneriyorum. En az yirmi yıllık bu iş birliği fikri, güvenliği yalnız silah ve orduyla sınırlamayan bir yaklaşımı temel alıyor; imzalanmış bir ittifakın duyurusu değildir.
Financial Times’ın haberine göre İngiltere, kamu hizmeti yayıncılarının haberlerini YouTube, Meta ve TikTok’ta daha görünür kılacak adımlar hazırlıyor. Henüz yasalaşmamış bu planı, doğru haberin yalnız üretilmesi değil, okurun karşısına çıkabilmesi açısından ele alıyorum.
İspanya’daki Akıllı Telefonsuz Ergenlik hareketi, ailelerin birlikte karar alarak çocuklarına ilk akıllı telefonu vermeyi geciktirmesini hedefliyor. Bu örnekten hareketle Türkiye’de aile, okul ve mahalle desteğine dayanan gönüllü bir model öneriyorum; bu, kurulmuş bir proje ya da kişiye özel sağlık tavsiyesi değil.
Hindistan’da tıp fakültelerine giriş sınavı öncesinde sahte soru sızıntısı iddiaları nedeniyle Telegram’a geçici erişim kısıtlaması getirildi; şirket ise uygulamayı orantısız buldu. Bu olay, sınav güvenliğinin yalnız soruları korumak değil, dijital sahte kanıtları hızla doğrulamak ve müdahaleyi ölçülü tutmakla da ilgili olduğunu gösteriyor.