Epiktetos’u söz söylerken tasvir eden, mermer dokulu temsilî filozof portresi
FELSEFEDEN BUGÜNETemsilî illüstrasyon

ZAMANSIZ BİR SES

Epiktetos dedi ki

Bugünün akışına, düşüncenin içinden.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler

Ruhun yüceliği enginliğiyle değil, inançlardaki kesinlik, yakîn ve hakikatle ölçülür.

Düşünceler ve Sohbetler · s. 69X’te paylaş
Sözleri okumaya başla 11 sayfa 25 pasaj

Sözcükler, yazım ve noktalama korunmuş; yalnızca satır sonunda bölünen kelimeler birleştirilmiştir.

Her sözün altındaki bağlantıyla X’te paylaşabilirsiniz. Uzun pasajlarda kısa alıntı ve tam metnin bağlantısı hazırlanır.

Sayfa 53

3 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 531. pasaj

Niçin şikâyet ediyorsun? Tanrı sana en büyük, en asaletli, en şahane, en mukaddes şeyi; düşüncelerini güzelce kullanma kabiliyetini ve gerçek nimetleri kendinde bulma gücünü verdi. Daha ne istiyorsun? Bunun için sevin, bu kadar iyi bir vâsiye şükret ve sürekli duadan geri durma.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 532. pasaj

Ne kadar nankör ve ne kadar akılsızsın. Sadece sana bağımlı olabilecekken, seni gerçek mutluluğundan koparan ve sana yabancı dünya dolusu şeyin boyunduruğuna girmek istiyorsun.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 533. pasaj

“Yarın kendimi yola sokacağım” demek, “bugün saygısız, sefih, alçak, azgın, tamahkâr, hakkaniyetsiz, menfaatperest, hain olmak istiyorum” demektir. Fenalık için kendine ne kadar mühlet verdiğine bir bak. “Fakat yarın bambaşka bir adam olacağım” diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun? Bugün, yarın için hazırlan. Böyle yapmazsan yine erteleyeceksin.

Sayfa 54

3 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 541. pasaj

Eğer denize açılmak gibi bir niyetimiz varsa açılmak için iyi bir rüzgâr bekleriz. Bu rüzgârı üzüntüyle beklerken çoğunlukla havanın durumunu sorgu-sual ederiz:

"Ah, yine kuzey rüzgârı! İşimize hiç mi hiç yaramayan bu rüzgârı n'etmeli? Ne zaman batı rüzgârı esecek?"

Dostum, batı rüzgârı ne zaman isterse o zaman esecek, daha doğrusu ona hükmeden ne zaman dilerse. Sen bir Aiolos gibi rüzgârları düzenleyen güç müsün?

Biz sadece elceğizimizdekine hâkimiz ve dışımızdaki başka şeyleri bize sunulduğu gibi almaya mecburuz.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 542. pasaj

Thraseas, yarın sürgüne gönderilmektense bugün öldürülmeyi yeğlediğini söyledi. Birgün Rufus ona şu cevabı verdi: "Ölümü sürgünden daha zor sanıyorsan ne büyük yanılgı! Eğer ölümü sürgünden daha tatlı sanıyorsan, sana bunu seçme hakkını kim verdi?"

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 543. pasaj

İşte bu da Agrippinus'un bir güzel sözü:

"Kendi kendime kesinlikle engel olmayacağım."

Sayfa 67

1 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 671. pasaj

Çok yüksek mevkî sahibi bir adam sürgünden gelip Roma'ya giderken bana uğradı. Bana saray hayatının dehşetengiz bir tasvirini yaptı. Bu durumdan tiksindiğine beni inandırmaya çalıştı ve ne pahasına olursa olsun bu çevreye artık girmeyeceğini, yılları sayılı olan ömrünün son günlerini huzur içinde, işlerin telâş ve şamatasından uzakta geçirmek istediğini söyledi. Ben de ona söylediklerinin hiçbirini yapmayacağını, Roma'ya adım atar atmaz bütün bu güzel kararları unutacağını ve hükümdara sokulmanın bir fırsatını bulur bulmaz bundan yararlanacağını söyledim. O bana veda ederken; "Epiktetos, ayağımı saraya attığımı duyarsan dünyanın en büyük alçağı olduğumu söyle!" dedi.

Sonuç: Daha Roma'ya varmadan Caesar'ın mektubunu aldı ve hemencecik saraya her zamankinden daha yakın oldu. Tahminim böylece doğru çıkmış oldu.

Birisi bana; "Peki, ne yapmasını bekliyordunuz? Hayatının geri kalan kısmını serserilik ve tembellikle mi tüketmesini istiyordunuz?" dedi. Hey benim dostum! Bir filozofun, kendi ruhuna özen göstermek isteyen birinin, bir saray mensubundan daha tembel olabileceğini zannediyor musun? Şüphesiz onun [saray mensubundan] daha mühim ve daha ciddi işleri vardır.

Sayfa 69

3 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 691. pasaj

Ben topalım. Niçin topal olmaklığım takdir olundu? Alçak herif! Bir ayak için ilâhî hikmeti suçlamak mı gerek.

Tanrının mı senin ayağına yoksa ayağının mı Tanrıya uyması daha doğru?

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 692. pasaj

Ruhun yüceliği enginliğiyle değil, inançlardaki kesinlik, yakîn ve hakikatle ölçülür.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 693. pasaj

“Ben niçin böyle bir ana ile böyle bir babadan doğdum?” diyorsun.

Ey benim zavallı dostum! Doğmadan önce, "Ben filâncanın filânca ile evlenmesini ve benim onlardan doğmaklığımı istiyorum" demek elinde miydi?

Eğer doğuşun uğursuz olduysa bunu faziletle, bilgelikle düzeltmek senin elinde değil midir?

Sayfa 70

3 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 701. pasaj

Yüksek bir makamı işgal ediyorsun. İşte hemen idaren altındakilerin zorbası ve zalimi oluverdin. Artık kim olduğunu ve kimlere hükmettiğini hatırlamayacak mısın? Akrabana ve kardeşlerine hükmediyorsun. "İyi ama ben bulunduğum yeri satın aldım. Benim ayrıcalıklarım ve haklarım var!" diyorsun.

Ey zavallı! Senin tüm kaygıların balçık ve çamurdur; sadece fanîlerin kanunu olan beşerî kanunları düşünüyorsun ve gözlerini ilâhî kanunlara açmıyorsun.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 702. pasaj

Geceleyin kapılar kapanıp da lâmbalar söndüğü zaman odanda yalnız başına kaldığını söylememeye özen göster. Zira yalnız değilsin.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 703. pasaj

Bir bülbül ya da bir kuğu olsaydım, onların yaptıklarını yapacaktım. Ama ben bir insanım ve bir aklım var. Öyleyse ne yapmalıyım?

Tanrıyı övmeli, ona hamdetmeliyim. İşte tüm hayatımda yapmam gereken!

Bu iş için bütün insanları insanları bana eşlik etmeye davet ediyorum.

Sayfa 87

3 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 871. pasaj

Köleni serbest bıraktın. Fakat sana hür diyen kim? Hür müsün sen?

Paranın, kadının, kızın, zorbanın ya da bir zorbanın en bayağı uşağının köleri değil misin?

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 872. pasaj

- Güzel konuşmalar yapıyorum ve mükemmel kitaplar yazıyorum.

- Dostum, en iyisi sen bana ihtiraslarına hâkim olduğunu, arzularına istikamet verdiğini ve inançlarında hakikatin yolundan yürüdüğünü göster. Ne zindandan, ne sürgünden, ne ıstıraptan, ne fakirlikten, ne de ölümden korktuğuna beni ikna et. Eğer bunlar yoksa ne kadar güzel kitaplar yazarsan yaz, şuna inan ki sen henüz zavallı bir çömezsin.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 873. pasaj

Felicio, hiç kimsenin konuşmaya bile tenezzül etmediği budalanın biriydi. Hükümdar ona kâhyalığını verdi. Felicio birdenbire önemli ve aydın bir adam olup çıktı. Pekçokları şöyle diyorlardı:

- Felicio bugün melek gibi konuştu.

Ey benim dostum biraz bekle, hele hükümdar onu kâhyalıktan bir çıkarsın bir de hâlini o zaman gör.

Sayfa 101

2 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1011. pasaj

Eğer hikmeti gerçekten seviyorsak irademizi hadiselere göre öyle düzenleyelim ki olan hadiselerden ve olması gerekirken olmayan hadiselerden sürekli hoşnut olalım. Bunun bize çok faydası dokunacaktır. Eğer böyle davranırsak arzu ettiklerimizden mahrum olmaz, korktuğumuz şeylerle asla karşılaşmayız. Neticede üzüntüsüz ve endişesiz olarak hemşehrilerimizle yaşar, doğal olan ve sonradan peydahlanan bağlarımızı koruruz. Yani baba, oğul, kardeş, hemşehri, koca, komşu, yöneten ve yönetilen olarak el ele, gönül gönüle yaşarız.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1012. pasaj

Bilinmesi gereken ilk şey rabbani kayrasıyla herşeyi idare eden bir Tanrının mevcut olduğu, yalnız hareketlerimizin değil duygu ve düşüncelerimizin de ondan saklanamayacağıdır. Sonra onun neliğini çözümlemek gerekir. Onun mahiyeti malum olduğu için ona itaat etmek ve rızasını kazanmak isteyenler tüm gayretini ona benzemeye sarfetmeli yani özgür, vefalı, hayırperver, merhametli ve efendi olmalıdır. Binaenaleyh senin düşüncelerin, sözlerin ve işlerin de Tanrıyı taklit eden, ona benzemeye çalışan adamın işleri, sözleri ve düşünceleri gibi olmalıdır.

Sayfa 119

3 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1191. pasaj

Bir karga, ötüşüyle sana kötü bir haber ilettiğinde, karganın değil, Tanrının hitap ettiğini düşünüyorsun. Aynı şekilde seni hikmet ve irfan sahibi bir filozof uyandırdığında, filozofun değil, Tanrının uyandırdığına inan.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1192. pasaj

Nasıl ki bir sarraf ayarı yüksek bir altını reddetmezse, ruh da hakiki nimetleri reddetmez. Bununla beraber çoğunlukla kalp akçeleri de reddetmez. Çünkü görünüş onu aldatır. Çünkü kalp olanı kalp olmayandan ayırt edecek bilgiye sahip değildir.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1193. pasaj

Ruh suyla dolu bir havuza benzer. Onun kanatları bu havuzu aydınlatan ışıktır. Havuzdaki su dalgalandıkça, ışığın da dalgalandığı sanılır. Hâlbuki ışık olduğu gibi durmaktadır. Bu, insan için de böyledir. İnsan endişeli ve perişan olduğunda faziletler endişeli ve perişan olmaz. Onun özündeki kuvvetler harekete geçmiştir. Bu kuvvetler dinginliğe erdiğinde, herşey dinginleşecektir.

Sayfa 133

1 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1331. pasaj

İnsanın asaleti faziletten temellenir, doğuştan değil.

“Ben senden üstünüm. Babam konsül idi. Ben de hâkimim. Sen ise bir hiçsin” diyorsun. Azizim eğer ikimiz de at olsaydık ve sen bana: “Babam zamanında bütün atlardan çevikti. Benim ise çokça otum, arpam ve fevkalâde bir eğerim var” deseydin sana cevabım şu olurdu: “Öyleyse koşalım.” Atın değeri koşmasına göre tespit edilir. Acaba insanoğlu için de onu diğerlerinden ayıracak bir vasıf, değerini belirleyecek bir ölçü yok mu? O şey saffet, vefa, adalet değil midir? Bu hususta benden üstün olduğun noktayı bana göster. Bir insan olarak benden daha üstün olduğunu ispat et. Eğer bana: “Ben zarar verebilirim, tekme atabilirim” diyorsan sana cevabım şu olacaktır: “Sen insana değil, eşeğe özgü bir vasıfla övünüyorsun”

Sayfa 137

2 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1371. pasaj

Sana kötü bir haber iletildiğinde bu haberin seninle ilgili olmadığını düşün. Zira o senin elinde olmayan birşeydir. Bana çok büyük ithamlarda bulundular, benim dinsiz olduğumu söylüyorlar. “İyi ama Sokrates’i de bununla itham etmediler mi?” Fakat beni ölüme mahkum edebilirler. “Sokrates de ölüme mahkûm olmadı mı?” Şunu unutma ki suçun olduğu yerde ceza vardır. Bunlar birbirinden ayrılamazlar. Bu yüzden kendini bedbaht hissetme. Sence Sokrates mi, yoksa onu mahkûm edenler mi daha bedbahttır. Üstelik senin için hiçbir tehlike yoktur. Tehlike hâkimler içindir. Zira sen suçlu olarak ölemezsin, fakat onlar bir suçsuzu öldürebilirler.

EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1372. pasaj

Nasıl ki hekimlik müzmin hastalar hava değişikliği salık verirlerse aynı şekilde felsefe de kökleşmiş huyları olanlara bunları değiştirmelerini salık verir. Zira bu huyların oluşmasına sebep olan hava onları artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Sayfa 138

1 pasaj · Düşünceler ve Sohbetler
Sayfayı X’te paylaş
EpiktetosDüşünceler ve Sohbetler
s. 1381. pasaj

Yanlış muhakeme yürütmemem ne mümkün. Çocukluğumuzdan beri bizlere bunlar öğretildi. Bizi yürümeye alıştıran dadımız ayağımızı bir taşa çarpıp ağlamaya başladığımızda bizi azarlamak yerine taşı dövmeye koyulurdu. Hey Tanrım! Bu taşın ne kabahati var? Ona çarpacağımızı görüp, yol değiştirmek taşın vazifesi mi? Büyüdüğümüzde ise hamamdan dönünce yemeği hazır bulmazsak kızar, bağırırdık. Mürebbiyemiz bu taşkınlığı önleyecek yerde bağırıp çağırmaya, hatta aşçıyı dövmeye kalkardı. “Dostum seni çocuklara mı, yoksa aşçıya mı mürebbilik edesin diye aldılar?” O hâlde taşkınlıkları önle ve çocuğun aceleciğini dizginle. Yaşlanıp mevki sahibi bir insan olduğumuzda her gün gözlerimizde çocukluk hatıraları canlanır. İşte çocuk olarak yaşayıp çocuk olarak öldüğümüz gerçeği burada kendini açığa vurur. Çocuk olmak nedir? Musiki ve edebiyattan anlamayana nasıl ki çocuk denilirse yaşamasını bilmeyene ve doğru kanaatlere sahip olmayana da çocuk denilir.