Yapay zekâ şirketleri sandığa indi
Konu ve bağlam
The Verge’in seçim kayıtlarına dayanan haberi, New York’taki bir ön seçimde yapay zekâ sektörüyle bağlantılı grupların farklı adaylara milyonlarca dolar yönelttiğini aktarıyor. Güvenlik ve şeffaflık kuralları etrafındaki bu siyasi mücadeleyi, açıklanmış kampanya harcamalarını yasa dışı rüşvetle eşitlemeden değerlendiriyorum.

Bu yazıda · Bölümlere git
Yapay zekâ şirketleri sandığa indi
ABD’de yapay zekâ şirketleri ve teknoloji milyarderleri, kendilerini denetleyecek siyasetin şekillenmesi için seçimlere milyonlarca dolar aktarıyor.
The Verge’in kamuya açık seçim kayıtlarından yaptığı hesaba göre, New York’un 12. Kongre Bölgesi’ndeki Demokrat Parti ön seçiminde yapay zekâ sektörüyle bağlantılı siyasi grupların harcaması 27,83 milyon dolara ulaştı.
Yarışın merkezinde New York Eyalet Meclisi Üyesi Alex Bores bulunuyor. Bores, en güçlü yapay zekâ modellerini geliştiren büyük şirketlere güvenlik ve şeffaflık yükümlülüğü getiren RAISE Yasası’nın hazırlayıcılarından biri.
New York Valiliğinin açıklamasına göre yasa, büyük model geliştiricilerinin güvenlik planlarına ilişkin bilgi yayımlamasını ve ciddi bir güvenlik olayını tespit ettikten sonra 72 saat içinde eyalet yönetimine bildirmesini zorunlu tutuyor. Ayrıca şirketleri izleyecek yeni bir denetim birimi kurulmasını öngörüyor.
Yasa yapay zekâ geliştirmeyi veya modellerin kullanılmasını yasaklamıyor. Büyük şirketlerden, geliştirdikleri güçlü sistemlerin oluşturabileceği risklere karşı hangi önlemleri aldıklarını açıklamalarını istiyor.
Ancak bu düzenleme, teknoloji sermayesinin bir bölümünü harekete geçirdi.
Bores’e karşı çalışan Think Big adlı siyasi harcama komitesi 8,15 milyon dolar harcadı. Komite, eyaletlerin ayrı ayrı yapay zekâ yasaları çıkarmasına karşı çıkan Leading the Future ağı içinde yer alıyor. Ağın destekçileri arasında OpenAI Başkanı Greg Brockman ve Andreessen Horowitz gibi teknoloji yatırımcıları bulunuyor.
OpenAI ise şirket olarak hiçbir siyasi komiteye, adaya veya kampanyaya bağış yapmadığını açıkladı. Şirket, Brockman’ın Leading the Future’a verdiği desteğin kişisel olduğunu ve bu kuruluşun faaliyetlerini yönlendirmediğini bildirdi.
Bores’i destekleyen teknoloji bağlantılı grupların harcaması ise 19,4 milyon dolara yaklaştı. Anthropic, güvenlik kurallarını ve kamusal denetimi savunan Public First Action adlı kuruluşa 20 milyon dolar bağışladığını kendi açıklamasında doğruladı.
Bu tablo, mücadeleyi “teknoloji şirketleri ile halk” arasındaki basit bir çatışma olmaktan çıkarıyor. Yapay zekâ sektörünün iki ayrı kanadı, kendi istediği hukuk düzenini kurmak için siyasi para gücünü kullanıyor.
Bir taraf eyalet yasalarının şirketleri yavaşlatacağını savunarak ülke genelinde tek bir federal düzenleme istiyor. Diğer taraf ise güçlü bir federal yasa bulunmadığı sürece eyaletlerin güvenlik ve şeffaflık kuralları koyabilmesi gerektiğini söylüyor.
Tek bir ulusal düzenleme kendi başına yanlış değildir. Ancak eyalet yasaları kaldırılır ve onların yerine daha güçlü bir federal denetim getirilmezse “tek düzenleme” talebi, fiilen düzenlemesizliğe dönüşebilir.
Konunun başka bir boyutu da seçim kampanyalarının dili.
Washington Post’un incelediği reklamlarda, yapay zekâ bağlantılı grupların her zaman doğrudan yapay zekâdan söz etmediği görülüyor. Adaylar göç, kamu güvenliği ve hayat pahalılığı gibi seçmenin daha hızlı tepki vereceği konular üzerinden destekleniyor veya hedef alınıyor.
WIRED ise Leading the Future ile bağlantılı Build American AI adlı kuruluşun sosyal medya fenomenlerine Amerikan yapay zekâ sektörünü öven ve Çin’i tehdit olarak gösteren içerikler için ödeme yaptığını ortaya çıkardı. Bazı fenomenlere tek video için 5 bin dolara kadar ücret teklif edildi.
Böylece şirketlerin siyasi mesajları kurumsal propaganda gibi değil, sosyal medya kullanıcısının kişisel görüşü gibi dolaşıma sokulabiliyor.
Burada üç güç birleşiyor: Siyasi para, fenomen güveni ve algoritmik dağıtım.
Eleştirel açıdan Anthropic’in konumu da sorgulanmalıdır. Şirket daha güçlü güvenlik kurallarını savunsa da tercih ettiği siyasi yaklaşımı desteklemek için milyonlarca dolar aktarıyor. Dolayısıyla mesele “iyi şirket-kötü şirket” ayrımına indirgenemez. Her iki taraf da siyaset üzerinde şirket sermayesiyle etki kuruyor.
New York’taki seçim de yapay zekâ düzenlemesine ilişkin doğrudan bir halk oylaması değildir. Bores’in güçlü rakiplerinden Micah Lasher da RAISE Yasası’nı destekliyor. Seçmenlerin ekonomi, Gazze, Trump yönetimi ve yerel sorunlar gibi başka öncelikleri bulunuyor.
Buna rağmen ortaya çıkan mesaj açıktır: Yapay zekâ şirketlerine güvenlik yükümlülüğü getiren bir siyasetçi, milyonlarca dolarlık ulusal bir kampanyanın hedefi hâline gelebiliyor.
Bu yalnızca bir adayı yenme girişimi değildir. Gelecekte benzer düzenlemeler hazırlayacak siyasetçiler üzerinde caydırıcı bir etki de oluşturabilir.
Türkiye açısından sonuç
Türkiye’deki siyasi finansman sistemi ABD’deki Super PAC düzeninden farklıdır. Ancak yapay zekâ, sosyal medya, çocuk güvenliği, dijital telif ve veri egemenliği düzenlemeleri hazırlanırken teknoloji şirketlerinin etkisi şeffaflaştırılmalıdır.
Hangi şirketin hangi yasa hakkında kamu kurumlarıyla görüştüğü, hangi raporu, etkinliği, düşünce kuruluşunu veya sosyal medya kampanyasını finanse ettiği açıklanmalıdır.
Şirketlerin desteklediği içerikler bağımsız araştırma, gazetecilik veya kişisel sosyal medya görüşü gibi sunulmamalıdır. Yapay zekâ düzenlemeleri yalnızca kamu kurumlarıyla teknoloji şirketleri arasında hazırlanmamalı; akademisyenler, gazeteciler, çocuk hakları uzmanları, meslek kuruluşları ve sivil toplum da sürece katılmalıdır.
Çünkü yapay zekâ şirketleri artık yalnızca teknoloji üreten ekonomik aktörler değildir. Haber akışını, kültürel görünürlüğü, çocukların bilgiye erişimini ve kamusal hakikati etkileyen yeni güç merkezleridir.
Algoritmik güç siyasi para gücüyle birleştiğinde şirketler yalnızca insanların ne göreceğini değil, kendilerini denetleyecek hukukun nasıl yazılacağını da etkileyebilir.
Yapay zekâ çağının temel sorusu artık yalnızca bu teknolojiyi nasıl denetleyeceğimiz değildir.
Asıl soru, teknolojiyi siyasetin mi yöneteceği, yoksa teknoloji sermayesinin kendisini yönetecek siyaseti mi seçeceğidir.
Kaynaklar
The Verge:
https://
theverge.com/policy/954970/
ai-super-pacs-alex-bores-new-york-12th-district
…
Associated Press:
https://
apnews.com/article/575327
4efbf9c3839fafa78f14e19fdc
…
New York Valiliği – RAISE Yasası:
https://
governor.ny.gov/news/governor-
hochul-signs-nation-leading-legislation-require-ai-frameworks-ai-frontier-models
…
Anthropic:
https://
anthropic.com/news/donate-pu
blic-first-action
…
OpenAI:
https://
openai.com/index/our-view
s-on-ai-policy-and-political-advocacy/
…
Washington Post:
https://
washingtonpost.com/technology/202
6/05/23/ai-industry-super-pacs-are-intervening-midterm-congressional-races/
…
WIRED:
https://
wired.com/story/super-pa
c-backed-by-openai-and-palantir-is-paying-tiktok-influencers-to-fear-monger-about-china/
…
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.