Birleşik Krallık’ın iletişim düzenleyicisi Ofcom, çocukların bedenlerini aşağılayan ve umutsuzluğu özendiren içeriklere karşı korumanın güçlendirilmesini öneriyor. 22 Ekim’de yayımlanan 85 sayfalık rapor, kişiselleştirilmiş akışların zararlı içeriklerle karşılaşmada önemli bir yol olduğunu gösteriyor. Aileler açısından önemli soru şu: Çocuğun ne aradığının yanında, platformun ona neyi tekrar tekrar gösterdiğini nasıl denetleyeceğiz?
No Other Land, Vaad: Siyonizm’in Anatomisi ve tabii’deki diğer Filistin belgeselleri, zorla yerinden edilme ile işgalin tarihsel ve ideolojik arka planını görünür kılıyor. Bu yapımları, Filistinlilerin tanıklıklarını kayda geçiren ve adalet talebini canlı tutan bir görsel hafıza olarak değerlendiriyorum.
29 Eylül 2026 tarihli bu yazıda Muhammed Ersin Toy, akıllı televizyonlarda TRT ve tabii içeriklerine doğrudan ulaşmayı sağlayacak ortak bir kumanda tuşu öneriyor.
Meta, gördüklerimizi yorumlayıp bizim adımıza işlem yapabilecek bir yapay zekâ ajanını akıllı gözlüklere getirmeyi planlıyor. Bu araçlar günlük işleri kolaylaştırabilir. Ancak gördüklerimizi sürekli makineye açıklatmak, kendi başımıza düşünme becerimizi ve çevremizdeki insanların mahremiyetini nasıl etkileyecek?
Brezilya’nın seçim düzenlemeleri, propaganda içeriklerinin yanında yapay zekâ sistemlerinin aday önermesini ve dijital platformların seçim sürecindeki sorumluluklarını da gündeme alıyor. Bu yeni denetim yaklaşımını, seçim güvenliğinin Türkiye açısından doğurduğu sorularla birlikte ele alıyorum.
Kamera, mikrofon ve yapay zekâyı birleştiren akıllı gözlükler, kullanıcının gördüğü çevreyi yorumlayıp sesli bilgi verebiliyor. Ray-Ban Meta örneğinden hareketle bu araçların günlük yaşam ve erişilebilirlik imkânlarını, kayıt ve veri işleme nedeniyle doğan mahremiyet sorularıyla birlikte inceliyorum.
Meta ile Vision Ireland’ın İrlanda’daki çalışması, yapay zekâ destekli gözlüklerin görme engellilere çevreyi tanıma ve bilgiye erişme konusunda nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor. Türkiye için de eğitim ve güvenlik denetimi içeren bir uygulama öneriyorum; bu gözlükler bastonun, rehber köpeğin veya insan desteğinin yerine geçmiyor.
Avustralya’nın açıkladığı yaklaşım, kullanıcılara algoritmanın seçtiği içeriklerle takip ettikleri hesapların paylaşımları arasında tercih imkânı tanımayı öngörüyor. Buradan hareketle çocukların korunmasında yaş sınırının yanında öneri sistemlerinin, ekran tasarımının ve yapay zekâyla kurulan ilişkinin de düzenlenmesi gerektiğini savunuyorum.
Okan Müderrisoğlu’nun Sabah’ta yayımlanan yazı dizisi, Türkiye’de haber üreten kurumların dijital platformlar karşısındaki gelir ve görünürlük sorununu gündeme taşıyor. Bu tartışmayı telif, reklam, çocuk güvenliği ve yapay zekâyı da kapsayan bir soruyla genişletiyorum: Dijital ortamın kurallarını kim koyacak?
Netflix Brasil’in Türk dizilerine daha fazla yer verme kararı, Türkiye’nin Brezilyalı izleyiciye nasıl anlatıldığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Türk dizilerindeki aile ilişkilerine ve kültürel farklılıklara ilgi duyan seyircinin karşısına hangi Türkiye tasvirinin çıktığını değerlendiriyorum.
Haberi gazeteci hazırlıyor; ancak kimin göreceğini büyük ölçüde dijital platformların içerik seçme sistemleri belirliyor. Yapay zekâ da haberleri kendi cevapları içinde sunuyor. Türkiye’nin, haberi üreten kuruluşların gelirini ve okura ulaşma imkânını birlikte koruması gerektiğini savunuyorum.
Meta’nın çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin ABD’deki davalarda vardığı, mahkeme onayına bağlı uzlaşma; kullanım süresi, gece erişimi ve bildirimler gibi tasarım özelliklerini de kapsıyor. Bu gelişmeden hareketle, Türkiye’de yaş sınırının yanında çocukları ekranda tutan algoritmaların ve şirket sorumluluğunun da düzenlenmesi gerektiğini tartışıyorum.