← SöyleX

Köşe Yazılarım Çocuk güvenliği ve platform sorumluluğu ·

Ofcom raporu: Çocuk ne aradı, platform ne önerdi?

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Birleşik Krallık’ın iletişim düzenleyicisi Ofcom, çocukların bedenlerini aşağılayan ve umutsuzluğu özendiren içeriklere karşı korumanın güçlendirilmesini öneriyor. 22 Ekim’de yayımlanan 85 sayfalık rapor, kişiselleştirilmiş akışların zararlı içeriklerle karşılaşmada önemli bir yol olduğunu gösteriyor. Aileler açısından önemli soru şu: Çocuğun ne aradığının yanında, platformun ona neyi tekrar tekrar gösterdiğini nasıl denetleyeceğiz?

Rapor sayfaları, inceleme merceği ve ayrılan içerik akışlarıyla çocuk güvenliği sorumluluğunu anlatan kavramsal tasarım.
Yapay zekâyla üretilmiş özgün kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı veya raporun istatistik grafiği değildir.

Ofcom’un çocuk güvenliği raporu: Zararı akışta durdurmak

Güncelleme:

Çocuklar hangi içeriklerle karşılaştığını bildirdi?
Birleşik Krallık · 11–17 yaş · Mart–Nisan 2026
İçerik türüBildirilen karşılaşma oranı
Bedeni veya fiziksel özellikleri aşağılayan içerik%42
Depresyonu ve umutsuzluğu özendiren içerik%23

Önceki dört haftaya ilişkin beyanlar; zararlı içerik sorularını yanıtlayan 865 katılımcı. Bu oranlar zarar görmenin ölçüsü değildir. Aynı çocuk iki içerik türüyle de karşılaşabilir; oranlar toplanmaz.

Kaynak: Ofcom, s. 42–43 · Yöntem, s. 47. Verilerden hazırlanan özgün site grafiği.

İki içerik türü için daha açık koruma önerisi

  • Beden damgalamaFiziksel özellikler üzerinden aşağılama
  • Umutsuzluğu özendirmeDepresyonu ve çaresizliği arzu edilir gösterme

Ofcom, bu türlerin öncelikli zararlı içerik listesine eklenmesini öneriyor. Bu, yürürlüğe girmiş yeni bir yasak değildir. Tavsiyeler, s. 14–21.

Bu yazıda · Bölümlere git

Ofcom neyi değiştirmek istiyor?

Raporun somut tavsiyesi iki içerik türüyle ilgili. İlki, insanları bedenleri veya fiziksel özellikleri nedeniyle aşağılayan içerikler. İkincisi, depresyonu, umutsuzluğu ve çaresizliği özendiren, bunları arzu edilir gösteren içerikler. Burada ruh sağlığı hakkında bilgi vermekle umutsuzluğu yüceltmek aynı şey sayılmıyor.

Ofcom, bu iki türün Çevrim İçi Güvenlik Yasası’nda açıkça tanımlanan “öncelikli zararlı içerik” kategorisine eklenmesini istiyor. Böylece koruma yükümlülüğü, şirketin kendi risk değerlendirmesinde bu içerikleri belirlemesine bağlı kalmayacak; daha açık bir yasal temele kavuşacak.

Bu, yürürlüğe girmiş yeni bir yasak değil. Hükümete sunulmuş bir tavsiye. Raporda başka içerik kategorileri için şu aşamada değişiklik önerilmiyor. Raporun tavsiyeleri, s. 14–21

Çocuğun karşısına ne çıkıyor?

Birleşik Krallık’ta Mart–Nisan 2026 araştırmasının 11–17 yaşındaki 865 katılımcıyı kapsayan zararlı içerik bölümünde, çocukların yüzde 42’si önceki dört haftada beden damgalayan içeriklerle karşılaştığını bildirdi. Umutsuzluğu ve depresyonu özendiren içeriklerde oran yüzde 23’tü. Bunlar çocukların hatırladıkları deneyimlere dayanan oranlar; Türkiye’deki çocukların durumunu göstermiyor.

Kişiselleştirilmiş akış, platformun kullanıcıya göre seçip sıraladığı içerikler demek. Rapor, yalnız bu iki türde değil, başka zararlı içeriklerde de bu akışların önemli bir karşılaşma yolu olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla çocuğun bir içeriği özellikle aramamış olması, onunla karşılaşmayacağı anlamına gelmiyor.

Burada benim önem verdiğim mesele, içeriğin bulunmasından sonra başlıyor: Ne kadar görünür kılındığı, kaç kez tekrarlandığı ve hangi başka içeriklerle birlikte sunulduğu. Çocuk seçim yapmayı sürdürüyor; fakat önündeki seçeneklerin sırası ve görünürlüğü platform tarafından düzenleniyor. Bulgular, s. 41–46

Tekrarın biriktirdiği zarar

Raporun dikkat çektiği “birikimli zarar”, aynı içerik türünün tekrar tekrar görülmesi veya farklı zararlı içeriklerin birlikte karşıya çıkmasıyla oluşabilecek zararı anlatıyor. Bir çocuğun bedenini aşağılayan mesajlarla sürekli karşılaşması, tek bir paylaşımı görmesiyle aynı deneyim değil. Daha önce de vurguladığım gibi: Algoritmik güç çoğu zaman bir emrin açıklığıyla değil, tekrarın sessizliğiyle işler.

Bu yaklaşım, denetimde yalnız kaldırılan içerik sayısına bakmanın neden yetersiz kalabileceğini de açıklıyor. Şirket daha fazla içerik kaldırdığında, zararlı içerik artmış olabilir; şirket onu daha iyi yakalamaya başlamış da olabilir. Rapor, şirketlerin sunduğu sayıların yalnız tespit edilip işlem yapılan içerikleri kapsadığını hatırlatıyor. Görülmeyen zarar bu sayılarda yok. Şirket verilerinin sınırları, s. 56–59

Rapor neyi kanıtlamıyor?

Ofcom, çocuk güvenliği yükümlülüklerinin Temmuz 2025’te başlamasından sonraki ilk dokuz ayda, zararlı içerikle karşılaştığını bildiren çocukların toplam oranında istatistiksel olarak anlamlı değişiklik bulmadı. Bu önemli bir uyarı. Ancak rapor, yaş sınırının veya bütün güvenlik tedbirlerinin başarısız olduğunu kanıtlayan bir etki araştırması değil. Tek tek şirketlerin kurallara uyup uymadığını da değerlendirmiyor.

13–17 yaş grubunu ele alan ayrı ruhsal ve sosyal iyi oluş analizinde de dikkat gerekiyor. Zararlı içerikle karşılaşma ile düşük iyi oluş arasında bağlantılar bulunuyor; fakat bunlar tek başına neden-sonuç ilişkisi göstermiyor. Çocuğun önceden yaşadığı güçlükler hem neyle karşılaşacağını hem kendisini nasıl hissedeceğini etkileyebilir. Bu sınırı belirtmek, riski küçümsemek değil; doğru tedbiri doğru kanıta dayandırmaktır. Kapsam, s. 4; yöntem ve sınırlılıklar, s. 65–70

Türkiye açısından hangi soruları sormalıyız?

Türkiye açısından mesele yalnız ekran süresi değil, çocukların hangi içerikle, hangi yaşta ve ne sıklıkta karşılaştığıdır. TÜİK’in 2024 verilerinde 6–15 yaş grubunun yüzde 91,3’ü internet, yüzde 66,1’i sosyal medya kullanıyor. Bu oranlar kullanımın yaygınlığını gösterir; zarar gören çocukların oranını değil. TÜİK’in 2024 çocuk istatistikleri

RTÜK’ün 2025 araştırması 15–21 yaş grubundaki 7.511 kişiyi kapsıyor; sonuçları yalnız çocuklara aitmiş gibi sunamayız. Kullanım alışkanlıklarını ölçen bu araştırma da sosyal medyanın belirli bir zarara neden olduğunu tek başına kanıtlamaz. Birleşik Krallık’taki zarar oranlarını Türkiye’ye doğrudan taşımak da doğru olmaz. RTÜK araştırması

Türkiye’de 7578 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri, 15 yaş altına sosyal ağ hizmeti sunulmaması, yaş doğrulama ve daha büyük çocuklara ayrıştırılmış hizmet yükümlülükleri getiriyor. Bu hükümler 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girdi. Yürürlüğe girmiş olması, etkisinin ölçüldüğü anlamına gelmiyor. Kanunun 22 ve 27. maddeleri

Benim Türkiye için önerim, yaş kontrolünün yanında çocuklara önerilen içerikleri ve şikâyetlerin nasıl sonuçlandığını da ölçmek. Ofcom’un Birleşik Krallık için hazırladığı raporu Türkiye’ye doğrudan talimat gibi almak yerine, kendi araştırmalarımız ve kurumlarımızla değerlendirmeliyiz.

Çocuk güvenliğinde başarıyı yalnız kaç hesap kapatıldığı veya kaç içerik silindiğiyle ölçemeyiz. Çocuğun karşısına çıkan ortamın gerçekten daha güvenli hâle gelip gelmediğini görmeliyiz. Benim bu rapordan çıkardığım temel sonuç bu: Çocukları korumak için aileyi bilgilendirirken, içerikleri seçip dağıtan sistemlerin sorumluluğunu da görünür kılmalıyız.

Kaynak: Ofcom raporu →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →