← SöyleX

Köşe Yazılarım Türk dünyası, kültürel üretim ve dijital medya ·

Türk dünyasının ortak dijital kültür alanına ihtiyacı var

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Ankara’daki Türk Dünyası Diyalog Forumu’nda Selim Argun’un ortak kültürel üretim, dil ve mecralar üzerine sözleri, yeni bir iş birliği alanını gündeme getiriyor. Bu konuşmadan hareketle, ortak geçmişimizi film, dizi, oyun, animasyon ve dijital arşiv üretimine taşıyacak bir kültür ekosistemi öneriyorum.

Film, oyun, müzik ve şehir mimarisini ışıklı ağlarla birleştiren ortak dijital kültür illüstrasyonu.
Yapay zekâ ile oluşturulmuş kavramsal illüstrasyon; forumdan bir fotoğraf değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Bugün Ankara’da düzenlenen Türk Dünyası Diyalog Forumu’nda, Yunus Emre Enstitüsü Başkanımız Prof. Dr. Selim Argun hocamızın konuşmasında açtığı ortak kültürel üretim, ortak dil ve ortak mecralar meselesini çok kıymetli buldum.

Bence Türk dünyasının önümüzdeki dönemde üzerinde en fazla düşünmesi gereken alanlardan biri tam olarak bu.

Çünkü ortak bir geçmişe, ortak bir kültürel hafızaya ve birbirine yakın dillere sahip olmak tek başına yeterli değil.

Bunları ortak kültürel üretime dönüştürmemiz gerekiyor.

Ortak hikâyelerden ortak yapımlara

Bugün yeni kuşaklar dünyayı yalnızca kitaplardan öğrenmiyor. İzledikleri diziler, filmler, animasyonlar, oynadıkları oyunlar ve kullandıkları dijital platformlar onların kültürel dünyasını şekillendiriyor.

O hâlde neden Türk dünyası bu alanlarda birlikte üretmesin?

Neden Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve diğer Türk coğrafyalarının ortak dizileri olmasın?

Neden İstanbul’da başlayan bir hikâye Bakü’de devam etmesin, Semerkant’ta başka bir boyut kazanmasın?

Neden Türk dizilerinin bazı bölümleri Buhara’da, Taşkent’te, Türkistan’da veya Bişkek’te çekilmesin?

Neden oyuncularımız, senaristlerimiz, yönetmenlerimiz ve yapımcılarımız ortak hikâyelerde buluşmasın?

Oyunlar ve ortak kültürel hafıza

Ama meseleyi yalnızca dizi ve sinemayla da sınırlamamak gerekiyor.

Neden ortak oyunlarımız olmasın?

Dede Korkut’u, Manas’ı, ortak destanlarımızı, şehirlerimizi, tarihî karakterlerimizi ve kültürel hafızamızı bilgisayar ve mobil oyunlara neden taşımayalım?

Bu konuda ilk adımların atıldığını görmek de önemli.

2026’da düzenlenen Turkic Game Jam, altı ülkede 347 katılımcı ve 108 takımı bir araya getirdi; 92 oyun ortaya çıktı. Üstelik oyunların önemli bir bölümü Türk kültür dünyasının motiflerinden beslendi.

Millî Eğitim Bakanlığının 2026’da yayımladığı Türkiye Oyun Politika Belgesi ve Eylem Planı’nda da Türk dünyasının ortak oyun envanterinin oluşturulması hedefleniyor. Bunun yanında Türk kültürüne ait karakter, mekân, anlatı ve değerlerden beslenen dijital oyunların geliştirilmesi öngörülüyor.

Ortak yapımdan ortak ekrana

Bence tam burada daha büyük bir fikir ortaya çıkıyor.

Türk dünyasının ihtiyacı yalnızca ortak yapımlar değil, ortak bir dijital kültür alanıdır.

Dizilerimizin, filmlerimizin, oyunlarımızın, animasyonlarımızın, belgesellerimizin, müziklerimizin ve kültürel arşivimizin birbirine ulaşabildiği bir alan…

Türkiye’de üretilen bir yapımın Kazakistan’daki bir gencin karşısına çıkabildiği, Özbekistan’da çekilen bir filmin Türkiye’de geniş kitlelere ulaşabildiği, Azerbaycan’daki bir animasyonun Kırgızistan’daki çocuk tarafından izlenebildiği bir kültürel dolaşım alanı…

Türk Dünyası Diyalog Forumu’nda Kazakistan TeleRadyo Kompleksi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bibigül Zhesenbay’ın kullandığı “ortak ekran” kavramını bu nedenle çok önemsiyorum. Zhesenbay, genç kuşaklar için ortak animasyonlar hazırlanmasını, ortak tarihî çalışmaların film ve belgesellere taşınmasını ve içeriklerin Türk dünyası içinde dolaşmasını öneriyor.

Bu aslında şu anlama geliyor:

Ortak tarih, ortak hikâyeye; ortak hikâye, ortak yapıma; ortak yapım da ortak ekrana dönüşmeli.

Var olan adımları birbirine bağlamak

Bunun kurumsal zemini de var.

Türk Devletleri Teşkilatının Türk Dünyası 2040 Vizyonu, ortak tarihi ve ortak değerleri yansıtan film, dizi, belgesel, çizgi film ve ses içeriklerinin üretiminin desteklenmesini açık biçimde öngörüyor.

TÜRKSOY da yeni dönem çalışma alanları arasında dijital kültür platformlarını, ortak miras envanterlerini, belgesel projelerini ve Türk Dünyası Film Fonu’nu sayıyor.

Yani aslında parçalar oluşmaya başlamış durumda.

Şimdi bunları birbirine bağlamak gerekiyor.

Ortak yapımlar…

Ortak oyunlar…

Ortak animasyonlar…

Ortak dijital arşiv…

Türk dilleri ve lehçeleri arasında güçlü altyazı, dublaj ve çeviri altyapısı…

Ve bütün bunların Türk dünyasında dolaşmasını, ardından dünyaya açılmasını sağlayacak ortak dijital mecralar…

Yapay zekâ çağında ortak anlatı

Üstelik yapay zekâ çağında bu mesele daha da önemli.

Çünkü artık kültür yalnızca insanların izlediği içeriklerden oluşmuyor. Yapay zekâ sistemleri de internette ürettiğimiz metinlerden, görüntülerden, seslerden ve dijital arşivlerden besleniyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın forumda söylediği gibi, kendi dilimizde ve kendi kaynaklarımızla nitelikli dijital içerik üretmezsek bize ilişkin anlatı başkaları tarafından kurulabilir. Duran’ın ifadesiyle artık sıra, “ortak hikâyelerimizi, ortak film, dizi ve belgesellerle, ortak bir medya ekosistemi ile birlikte anlatmaktadır.”

Bir platformdan daha fazlası

Bence hedefi biraz daha büyütmek gerekiyor.

Sadece “Türk dünyasının Netflix’i olsun” demek yetmez.

Netflix benzeri bir platform bunun yalnızca görünen yüzü olabilir.

Asıl ihtiyaç, içeriği üreten, finanse eden, çeviren, dolaşıma sokan ve dünyaya taşıyan ortak bir dijital kültür ekosistemi kurabilmek.

Bunu başarabilirsek ortak kültürü yalnızca korumakla kalmayız; onu yeniden üretir ve yeni kuşaklara aktarırız.

Ben meseleyi üç aşamada görüyorum:

Ortak kültürden ortak kültürel üretime… Ortak kültürel üretimden ortak kültürel pazara… Ortak kültürel pazardan ortak küresel anlatıya…

Türk dünyasının gelecekteki birlikteliği yalnızca siyaset, ekonomi, enerji ve ulaştırma koridorları üzerinden kurulmayacak.

Ortak hikâyeler, ortak ekranlar, ortak oyunlar ve ortak dijital mecralar da bu birlikteliğin taşıyıcıları olacak.

Çünkü kültürel birliktelik yalnızca aynı geçmişi hatırlamak değildir.

Ortak geleceğin kültürünü de birlikte üretebilmektir.

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

X · ilk yayımlanan sürüm →

X · ara düzenleme →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →