19 Mayıs 2025 tarihli bu kısa yorumumda, bir düşünürün içinde yaşadığı toplumun tarihini ve kültürünü tanıması gerektiğini savunuyorum. İslam ve Türklük mirasını anlamanın önemini bu çerçevede vurguluyorum.
15 Mayıs 2025 tarihli bu kısa değerlendirmemde, bir konu hakkında konuşmadan önce okumak, anlamak ve düşünmek gerektiğini savunuyorum. İslam düşüncesinden hareketle, sloganların ve gruplaşmanın sağlıklı muhakemenin önüne geçmesine itiraz ediyorum.
11 Mayıs 2025 tarihli bu kısa yorumumda, siyasi kutuplaşmanın insanları tanımamızı zorlaştırdığını düşünüyor; Bilal Erdoğan hakkındaki kişisel kanaatimi bu çerçevede ifade ediyorum.
9 Mayıs 2025 tarihli bu yazımda, yapay zekâ karşısında yalnızca tüketici kalmamak için eğitimde yeni bir yaklaşım gerektiğini savunuyorum. Çocuklara ve gençlere bu teknolojiyi anlamayı, sorgulamayı ve geliştirmeyi öğretmeyi, dönüşüme hazırlanmanın temel adımlarından biri olarak görüyorum.
9 Mayıs 2025 tarihli bu incelememde İstanbul Ansiklopedisi dizisinin kimlik, inanç ve kent hayatı arasındaki ilişkiyi nasıl kurduğunu değerlendiriyorum. Oyunculuklarını güçlü bulsam da başörtüsü ve aidiyet tartışmasını neden yüzeysel ve kalıplaşmış gördüğümü anlatıyorum.
7 Mayıs 2025 tarihli bu yazımda, birbirini tekrar eden yapımlar yerine düşünsel derinliği olan yeni hikâyelere ihtiyaç duyduğumuzu savunuyorum. Felsefecilerin, edebiyatçıların ve farklı alanlardan düşünürlerin sinemaya katkı vermesinin Türkiye’nin anlatılarını zenginleştirebileceğini düşünüyorum.
5 Mayıs 2025 tarihli bu yorumlarda, kira artışları karşısında ücretlilerin nasıl korunabileceğini tartışıyorum. Kiracıyı da ev sahibini de gözeten bir çözüm için sosyal konutun artırılmasını ve ilk evini alacaklara destek verilmesini savunuyorum.
4 Mayıs 2025 tarihli bu yazımda, kurye kasklarındaki kameraların yapay zekâ desteğiyle acil durumları fark etmeye yardımcı olup olamayacağını tartışıyorum. Bu, uygulanmış bir sistemin haberi değil; altyapısı, mahremiyet koşulları ve yasal çerçevesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir öneri.
4 Mayıs 2025 tarihli bu değerlendirmemde, geçim ve barınma sorunlarını anlamak için yalnızca sosyal medyaya bakmanın yeterli olmadığını savunuyorum. Siyasetçileri, sosyologları ve medyayı gündelik hayatın içindeki insanları dinlemeye çağırıyorum.
26 Nisan 2025 tarihli bu değerlendirmemde, barınmayı farklı siyasi görüşlerden insanların ortak meselesi olarak ele alıyorum. Erişilebilir konut, liyakat ve kapsayıcı sosyal refah etrafında kurulacak bir siyasetin toplumsal güveni güçlendirebileceğini savunuyorum. Metindeki sayısal karşılaştırmaların sınırları ayrı kaynak açıklamasında belirtiliyor.
23 Nisan 2025 depreminden sonra kaleme aldığım bu yorumda, yaşanan sarsıntının insanların yaşama tercihlerini ve şehirlerin geleceğini etkileyebileceğini düşünüyorum. Göçün hızına ve yönüne ilişkin sözlerim o tarihteki öngörülerimdir; güncel tahliye çağrısı veya güvenli yerleşim önerisi değildir.