1 Mart 2026 tarihli bu değerlendirmemde, İran’ı sloganlarla değil, kurumları ve karar alma süreçleri üzerinden anlamanın önemini vurguluyorum. İRAM’ın birikiminin akademik ve kamusal tartışmalarda daha fazla yer bulmasını öneriyorum.
Küresel medya hangi toplumların hikâyesini herkes için geçerli kabul ediyor, hangilerinin sesini geri planda bırakıyor? Batı tarihindeki farklı kültürleri tek tipleştirme çabalarıyla bugünkü medya gücü arasında bir bağ olduğunu düşünüyorum. Bu gücün, şiddeti uygulayanlarla şiddete uğrayanları nasıl gösterdiğini sorguluyorum.
tabii’nin Yankı: Görünmez El dizisi, 1999 Türkiye’sinde medya, banka ve siyaset ilişkilerini kurmaca bir hikâyeyle anlatıyor. İlk sezonun toplumsal hafızayla kurduğu bağı değerlendirirken ikinci sezona ilişkin beklentilerimi paylaşıyorum.
Celal Karatüre’nin sosyal medyada gördüğü ilgi, toplumun benimsediği bir sanatçının üretimini nasıl sürdürebileceği sorusunu gündeme getiriyor. Bu ilgiden hareketle, kültür kurumlarının ve sahne imkânı bulunan kuruluşların yeteneğe alan açma sorumluluğunu tartışıyorum.
24 Şubat 2026 tarihli bu değerlendirmemde, Ahmet Ayhan Çitil’in düşünceyi sade bir dille anlatma biçimi üzerine kişisel görüşümü paylaşıyorum. Sadelikle yüzeysellik arasındaki farkı ve gençlere düşünme disiplini kazandırmanın önemini tartışıyorum.
Türk dizilerinin uluslararası başarısı, dijital platformlarda nasıl yeni bir büyümeye dönüşebilir? Uzun televizyon bölümleriyle farklı izleme alışkanlıkları arasındaki gerilimi ele alıyor; platforma uygun hikâye, ortak yapım ve izleyici verisiyle desteklenen bir üretim yaklaşımı öneriyorum.
Bir yapımın çok izlenmesi, tek başına başarı sayılmalı mı? Reyting uğruna kültürel ve ahlaki değerlerin aşındırılmasına itiraz ediyorum. Güçlü hikâyeler ve sanatsal özenle, bu değerleri koruyarak da geniş kitlelere ulaşılabileceğini savunuyorum.
22 Şubat 2026 tarihli bu yazıda, ABD ile İran arasındaki gerilimin savaşa dönüşme ihtimalini değerlendiriyorum. O tarihte açık olan görüşme kanallarını askerî hazırlıklarla birlikte ele alıyorum. Olası bir çatışmanın enerji fiyatları, deniz taşımacılığı ve Türkiye ekonomisi üzerindeki risklerini tartışıyorum; metin bugünün gelişmelerini aktaran bir haber değil.
Sinirbilimci Jared Cooney Horvath’ın ABD Senatosuna sunduğu değerlendirme, eğitimde dijital araçları yaygınlaştırmanın kendiliğinden daha iyi öğrenme sağlamadığını savunuyor. Bu uyarıdan hareketle, Türkiye’de ekran yatırımlarını derin okuma, yazma, düşünme ve problem çözme becerileriyle birlikte değerlendirmek gerektiğini tartışıyorum.
20 Şubat 2026 tarihli bu kısa yorumumda, kültürel etkiyi insanın değerlerini kamusal ve özel alanlarda çekinmeden dile getirebilmesi üzerinden tanımlıyorum.
Millî İstihbarat Akademisinin eğitim ve araştırma faaliyetlerinden hareketle, Türkiye’nin uzun vadeli hedefleri için yetişmiş insan kaynağının önemini tartışıyorum. Stratejik düşünceyi, tehditleri okuyabilen ve kurumların karar alma kapasitesini güçlendiren bir birikim olarak ele alıyorum.
17 Şubat 2026 tarihli bu değerlendirmemde, sekiz ülkenin ortak açıklamasından hareketle güvenlik işbirliğinin hangi başlıklarda tartışılabileceğini öneriyorum. Bu başlıklar, devletlerin ilan ettiği bir plan değil.