← SöyleX

Köşe Yazılarım Medya etiği ·

Reytinge Hangi Bedelle Ulaşılıyor?

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Bir yapımın çok izlenmesi, tek başına başarı sayılmalı mı? Reyting uğruna kültürel ve ahlaki değerlerin aşındırılmasına itiraz ediyorum. Güçlü hikâyeler ve sanatsal özenle, bu değerleri koruyarak da geniş kitlelere ulaşılabileceğini savunuyorum.

Reytinge Hangi Bedelle Ulaşılıyor? tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.

Dünya, 1900’lerden itibaren görsel içerik üretme konusunda büyük bir tecrübe biriktirdi. İlk sinema yıllarından itibaren içerik, seyircinin dikkatini çekmek için titizlikle seçildi. Zamanla amaç yalnızca dikkat çekmek olmaktan çıktı; seyirciyi eğitmek, yönlendirmek ve etkilemek de işin merkezine yerleşti.

İletişim bilimleri tam da bu temel soruların etrafında şekillendi:

İzleyici mi medyayı etkiliyor?

Medya mı izleyiciyi etkiliyor?

Kim kimi, nasıl etkiliyor?

Gerçek şu ki bu ilişki tek yönlü değildir. Medya gündem kurabilir, çerçeve oluşturabilir; izleyici de seçer, talep eder, yön verir. Üretim ile tüketim arasında sürekli bir etkileşim vardır.

İşte “reyting” dediğimiz şey, tam olarak bu iki tarafın kesişim noktasıdır.

Yani izleyici ile üretici arasındaki danstır.

Fakat kritik bir eşik vardır:

Bu dans tamamen serbest bırakılabilir mi?

Seyirci zararlı olanı talep ediyorsa üretici bunu üretmek zorunda mı?

Üretici zararlı olanı üretiyorsa izleyici buna mahkûm mu?

Reyting teknik olarak izlenmenin ölçümüdür. Ama pratikte reyting, içerik endüstrisinin karar alma diline dönüşür. Daha fazla izlenmek, daha fazla reklam ve daha büyük ticari karşılık üretir. Böylece içerik, anlam üretmek için değil; çoğu zaman daha çok tüketim üretmek için şekillenmeye başlar.

Benim itirazım tam da buradadır.

Eğer başarı yalnız izlenme rakamıyla tanımlanırsa, değer geri çekilir.

Eğer tek ölçü reyting olursa, kültür maliyet kalemine dönüşür.

Eğer sınır yalnız piyasa olursa, kutsal bile pazara iner.

Bu ilişki yalnız izleyiciye ve üreticiye bırakılamaz. Çünkü piyasa kendi başına ahlak üretmez. Algoritma kendi başına sorumluluk taşımaz. Talep her zaman doğruyu göstermez. Bu nedenle etik, hukuki sınır ve kamusal sorumluluk gerekir.

Toplumu koruyan mekanizmalar elbette çoğuldur: aile, eğitim, medya okuryazarlığı, meslek ilkeleri, özdenetim ve içerik politikaları bu zincirin parçalarıdır. Ancak bu parçaların üzerinde, kamusal alanı düzenleyen ve yaptırım gücü bulunan nihai çerçeveyi hukuk ve kamu otoritesi belirler. Özgürlük sınırsızlık değildir; sorumlulukla birlikte anlam kazanır.

Dijitalleşme bu gerilimi daha da keskinleştirdi. Artık yalnız reyting değil, algoritma da konuşuyor. Algoritmik dolaşım, dikkat ekonomisinin doğası gereği çoğu zaman “daha çabuk tüketilen”, “daha çok kışkırtan”, “daha çok teşhir eden” içeriği ödüllendirme eğilimi taşır. Bu mekanizma, haz ve görünürlük merkezli bir dil üretmeye yatkındır; mahremi aşındırabilir, kutsalı “içerik malzemesi”ne çevirebilir.

Türkiye’de hissedilen uluslararası dijital baskı da çoğu zaman bu yapısal mekanizma üzerinden kendini gösterir: Küresel rekabet yalnız estetik üzerinden değil, değerler üzerinden de yürür. Eğer direnç gösterilmezse kültürel alan metalaşır; gelenek, hassasiyet ve kutsal, tıklanma mantığının içine çekilir.

Oysa reyting uğruna değerlerimizin ticari bir metaya dönüşmesine gerek yoktur.

Başarı mümkündür.

Temiz içerik mümkündür.

Sanatsal kaygı mümkündür.

Milli ve kültürel değerleri araçsallaştırmadan geniş kitlelere ulaşmak mümkündür.

Bu noktada TRT’nin içerikleri bu yaklaşımın somut bir örneğini sunar. Ahlaki ve sanatsal kaygılar gözetilerek, milli değerler “reyting malzemesi” yapılmadan da izleyici karşılığı üretilebilir. Çünkü izleyici her zaman yalnız “tüketilecek heyecan” aramaz; bazen de “saygı duyulan bir anlam” arar. İyi anlatı, iyi dramaturji ve güçlü estetik; değer dilini koruyarak da başarı üretir.

Mesela Gassal.

Temiz bir içerik mümkün.

Sanatsal bir dil mümkün.

Kutsalın değerini sıradanlaştırmadan anlatmak mümkün.

Ve buna rağmen — hatta belki de tam bu yüzden — izleyici karşılığı mümkün.

Demek ki mesele reyting değildir;

asıl mesele, reytinge hangi bedelle ulaşıldığıdır.

Eğer bedel değerlerse, bu başarı değildir.

Eğer bedel kültürse, bu kazanç değildir.

Eğer bedel kutsalsa, bu ilerleme değildir.

Benim söylediğim budur.

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →