İddia, Mahremiyet ve Medyanın Vicdanı
Konu ve bağlam
Bir kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm yokken iddiaları gerçekmiş gibi yaymak, o kişiye ve ailesine zarar verebilir. Böyle haberleri yazarken çocuklarının ve yakınlarının ne yaşayacağını da düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Medyanın görevi insanları peşinen mahkûm etmek değil, gerçeği aramak olmalı.

Bir insan hakkında konuşurken en çok şunu düşünürüm: Çocukları… annesi, babası…
Yarın bir gün o çocuklar, bugün “iddia” diye dolaştırılan yazıları okursa psikolojileri nasıl olur?
Ortada kesinleşmiş bir hüküm yokken, birinin günahını sakız gibi çiğneyip “bak şunları şunları yapmış” diye sürekli yazmak; ne vicdana sığar, ne adalete.
Burası gerçekten iyice bir çöplüğe döndü.
Aklı olan insan, bir başkasının kusurunu büyütüp besleyerek kendine malzeme çıkarmaz. Hele çocukları olan insanları yargılarken daha da dikkatli olmak gerekir. Belki adam tamamen tertemizdir… İnşallah da öyledir.
Medya, hakikati arayan bir yer olmaktan çıkıp Twitter’daki nefis savaşına döndü.
Allah herkesi ıslah etsin…
Önce de bizi....
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.