Seçmen artık siyasi bilgiyi yapay zekâya da soruyor. Bu değişim, kampanyaların yalnızca mesajlarını değil, sohbet sistemlerinin başvurduğu kaynakları etkileme çabalarını da gündeme getiriyor. Star Açık Görüş yazım ve X’teki değerlendirmelerimden hareketle, İsrail örneğini ABD ve Brezilya’daki gelişmelerle birlikte ele alıyorum.
Türkiye–Güney Kore yapay zekâ iş birliğini; çok dilli kültürel kayıtlar, yaratıcı hakları ve yapay zekâ cevaplarının denetimi üzerinden geliştirme önerisi.
Zafer Şahin, Sözcü Gazetesi’ndeki işten çıkarmalar üzerine paylaşımında Türk medyasının ekonomik sıkışmasını reklam gelirlerinin dijitale kaymasıyla ilişkilendiriyor. Bu tartışmadan hareketle, haber merkezlerinin üretim gücünü nasıl koruyacağımızı; platformların gelir ve dağıtım üzerindeki etkisi ile yapay zekâ özetlerinin yayıncılara sonuçları üzerinden ele alıyorum.
31 Ekim 2026 tarihli bu yazıda, ertesi gün başlayacak sosyal medya kurallarını çocuk güvenliği açısından değerlendiriyorum. Çocuğun yaşını kontrol etmenin tek başına yeterli olmadığını savunuyorum. Önerilen içeriklerin, uygulamaların çalışma biçiminin, cihazların ve çocukla konuşan yapay zekâ sistemlerinin de güvenli olması gerekiyor.
Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsünün 16 Ekim 2026 tarihli araştırmasına göre bazı küçük haber girişimleri, haber seçimini ve kimi yayın kararlarını yapay zekâya bırakıyor. Bu uygulamalar henüz bütün sektöre yayılmış değil. Hız kazandıran bu sistemlerde haberi kimin denetleyeceği ve hatalardan kimin sorumlu olacağı önem kazanıyor.
Yapay zekâ hizmetini satın almak, ona her zaman erişebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yabancı sistemlere bağımlılık, hizmetin kesilmesi ve hassas bilgilerin kontrolünü kaybetme riski taşıyor. Bu yazıda Türkiye’nin kritik işlerde alternatif, denetlenebilir ve kendi kontrolünde çalışabilen sistemlere neden ihtiyaç duyduğunu açıklıyorum.
İngiltere’nin çocukları çevrim içi ortamda korumaya yönelik hazırlıkları, sosyal medyaya giriş yaşının yanı sıra bildirimleri, öneri sistemlerini, yapay zekâyı ve okulda telefon kullanımını kapsıyor. Henüz hazırlık ve değerlendirme aşamasındaki bu yaklaşım, güvenliğin tek bir uygulamayı yasaklamaktan daha geniş bir mesele olduğunu gösteriyor.
Meta, gördüklerimizi yorumlayıp bizim adımıza işlem yapabilecek bir yapay zekâ ajanını akıllı gözlüklere getirmeyi planlıyor. Bu araçlar günlük işleri kolaylaştırabilir. Ancak gördüklerimizi sürekli makineye açıklatmak, kendi başımıza düşünme becerimizi ve çevremizdeki insanların mahremiyetini nasıl etkileyecek?
Avrupa Yayın Birliği, haberlerin yapay zekâda nasıl kullanılacağına yayıncıların karar verebilmesini, kaynakların doğru gösterilmesini ve içerik için adil ödeme yapılmasını istiyor. Bunlar henüz kabul edilmiş kurallar değil, Avrupa Komisyonuna sunulan öneriler. Aynı sorular Türkiye’de haberi üretenlerin emeğini ve okurla bağını korumak açısından da önem taşıyor.
Çin’de birkaç dakikalık bölümlerden oluşan mikro dizilerde yapay zekâ kullanımı yaygınlaşıyor. Aynı teknoloji, bu hikâyelerin farklı dillere uyarlanıp dünyaya ulaşmasını da kolaylaştırıyor. Bu gelişme tek başına Çin’in kültürel üstünlük kurduğunu kanıtlamıyor. Ancak Türkiye’nin kendi hikâyelerini üretip dünyaya ulaştırmak için nasıl hazırlanması gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.
Axios ve Le Monde, habere kullanıcı adına erişebilen yapay zekâ sistemleri için yeni yayın ve erişim modelleri hazırlıyor. Haberi okur yerine seçen, özetleyen ve yorumlayan bu araçlar, gazetecinin kaynağıyla okur arasındaki ilişkiyi ve haberin gelir modelini değiştiriyor.
Yapay zekâ şirketlerinin devletlerden bağımsız denetlenmesi düşüncesi, bu sistemlerin gücünü kimin sınırlayacağı sorusunu doğuruyor. Şirketlerin hukuki sorumluluğunu, Türkiye’nin yabancı modellere bağımlılık riskini ve kendi veri, dil ve hesaplama kapasitesini geliştirme ihtiyacını tartışıyorum.