Reuters’ın 27 Ekim haberi, Starlink kullanıcılarına yönelen reklam faaliyetini gözetim tartışmasına ekliyor. El Cezire dosyasıyla birlikte okunduğunda, bağlantıyı sürdürmek kadar cihazın ve kaynak ilişkilerinin korunması da önem kazanıyor.
Kapaklar, her analiz için üretilmiş kavramsal illüstrasyonlardır. Kaynak bağlantıları görsel okumaların içinde yer alır.
KİTABIN BAKIŞI / KAVRAM HARİTASI
Aynı yıkımı farklı yüzleriyle okumak
Bu kavramlar aynı düzeyde değildir. Soykırım Algoritması üst çerçeveyi; diğer kavramlar bu çerçevedeki farklı boyut ve süreçleri açıklar.
ÜST ÇERÇEVE
Soykırım Algoritması
Askerî yıkımın yanında meşruiyet, veri, hedefleme, platform ve hafıza mekanizmalarının birbirine eklemlenebildiği daha geniş sistem ilişkisini anlatan üst çerçeve.
01
Meşruiyet Algoritması
Şiddetin siyasî ve ekonomik ilişkiler, medya, kavramlar ve dijital ağlar üzerinden kabul edilebilir, savunulabilir veya sürdürülebilir kılınmasını açıklayan çerçeve.
02
Algoritmik İmha
Veri toplama, sınıflandırma, hedef önerisi, konum tespiti ve saldırı zamanlamasının otomatik sistemlerle hızlandığı; insan muhakemesinin daralabildiği karar düzeni.
03
Anlatının Altyapısı
Tanıklığın üretilmesini, taşınmasını, korunmasını, doğrulanmasını ve kamuya ulaşmasını mümkün kılan gazetecilik, haberleşme ve arşiv düzeni.
04
Hikâye-Kırım
Bir halkın yalnız bedenine ve mekânına değil, kendi hayatını adlandırma, anlatma, kaydetme ve geleceğe aktarma kapasitesine yönelen tahribat.
05
Görünürlük Paradoksu
Görüntünün üretilmesi, doğrulanması, dolaşıma girmesi, güvenilir kabul edilmesi ve hukukî ya da siyasî sonuç üretmesinin birbirinden ayrı eşikler olması.
Reuters’ın 27 Ekim haberi, Starlink kullanıcılarına yönelen reklam faaliyetini gözetim tartışmasına ekliyor. El Cezire dosyasıyla birlikte okunduğunda, bağlantıyı sürdürmek kadar cihazın ve kaynak ilişkilerinin korunması da önem kazanıyor.
Seçmen artık siyasi bilgiyi yapay zekâya da soruyor. Bu değişim, kampanyaların yalnızca mesajlarını değil, sohbet sistemlerinin başvurduğu kaynakları etkileme çabalarını da gündeme getiriyor. Star Açık Görüş yazım ve X’teki değerlendirmelerimden hareketle, İsrail örneğini ABD ve Brezilya’daki gelişmelerle birlikte ele alıyorum.
Yapay zekâ şirketleri, gelişmiş sistemlerin yavaşlatılması ve daha sıkı denetlenmesi çağrısı yapıyor. Bu çağrıların güvenliği artırırken güçlü şirketlerin rakiplerini dışlamasına da yarayıp yaramayacağını sorguluyorum. Türkiye’nin hem güvenlik kurallarına hem de kendi teknolojisini geliştirebileceği bağımsız altyapıya ihtiyacı olduğunu savunuyorum.
Fransa ve Güney Kore’nin öncülük ettiği Lumière Bildirisi, dijital ortamda kültürel eserlerin üretilmesi kadar bulunabilmesini ve izleyiciye ulaşmasını da gündeme taşıyor. Buradan hareketle yapay zekânın hangi kültürleri, eserleri ve kaynakları görünür kıldığına ilişkin güç mücadelesini ele alıyorum.
Çocuklar yapay zekâ sohbet sistemlerini yalnızca ödev için değil, kişisel sorunlarını anlatmak ve tavsiye almak için de kullanıyor. Bu ilişki, sosyal medyaya giriş yaşının ötesinde güven, mahremiyet ve çocuğa sunulan bilginin kaynağı konusunda yeni korumalar gerektiriyor.
İsrail’in iletişim stratejilerinin yapay zekâ sistemlerine taşınmasını, kaynak üretimini ve algoritmik bilgi ortamında hakikatin korunması sorununu ele alır.
Yapay zekâda “Türk Yolu” derken, Türkiye’nin kendi teknolojik kapasitesini kurarken insan onurunu ve kamusal denetimi de koruduğu bir yaklaşımı kastediyorum. Millî İstihbarat Akademisi’nin teknopolitik düzen raporu ve Selçuk Bayraktar’ın teknoloji tekellerine ilişkin değerlendirmeleri, bu önerinin tartışma zeminini oluşturuyor.
2 Ağustos 2026 tarihli bu yazıda Muhammed Ersin Toy, Gazze bağlamından hareketle Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığı ile insan onurunu birlikte koruyan bir yapay zekâ yaklaşımını tartışıyor.
Donald Trump’ın TikTok’un seçimlerdeki etkisine ve platformdaki görünürlüğüne ilişkin açıklamaları, sosyal medyanın siyasi gücünü yeniden tartışmaya açıyor. TikTok üzerindeki sahiplik ve denetim mücadelesini, gençlerin karşılaştığı bilgileri seçen algoritmaların kim tarafından yönetildiği sorusu üzerinden ele alıyorum.
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in İran’a Starlink internet terminalleri sokulmasına yönelik bir süreç başlattığını söylemesi, bu yazının çıkış noktası. Bu açıklamayı, kaç cihazın ulaştığının bağımsız biçimde kesinleşmediği notuyla ele alıyor; iletişim altyapısının güvenlik, dış müdahale ve sivil haberleşme açısından taşıdığı anlamı tartışıyorum.
Ukrayna savaşı, yapay zekânın görüntüleri, sensör verilerini ve operasyon bilgilerini bir araya getirerek askerî karar süreçlerini nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Bu dönüşümü değerlendirirken, hız ve veri üstünlüğünün yanında insanın nihai sorumluluğunu ve sivillerin korunmasını da merkeze alıyorum.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, “Gazze ve Medya” oturumunda haber dilinin saldırıları ve sorumluluğu görünmez kılabildiğine, dijital platformların da tanıklığın görünürlüğünü etkilediğine dikkat çekiyor. Bu değerlendirmeyi, Gazze’de yaşananların nasıl adlandırıldığı, kayda geçirildiği ve kamuoyuna ulaştığı soruları üzerinden ele alıyorum.
Avrupa Komisyonunun Teknolojik Egemenlik Paketi, Avrupa’nın çip, bulut, veri merkezi ve açık kaynak kapasitesini güçlendirerek dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Henüz teklif ve strateji aşamasındaki bu adımların, Türkiye için altyapı ve dijital hizmetlerin kontrolü açısından taşıdığı anlamı ele alıyorum.
Millî İstihbarat Akademisi’nin yapay zekâ ve siber güvenlik raporu, dış teknolojiye bağımlılığın güvenlik boyutuna dikkat çekiyor. Selçuk Bayraktar’ın teknoloji tekellerine yönelik eleştirileriyle birlikte ele aldığım bu tartışma, Türkiye’nin yapay zekâda hem kendi kapasitesini kurması hem de insan onurunu koruması gerektiği sorusuna uzanıyor.
ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın kısa videolar, sloganlar ve popüler kültür görüntüleriyle anlatılması, gerçek yıkımla seyirlik içerik arasındaki sınırı aşındırıyor. “Savaşın Trumplaşması” derken, bu gösteri dilinin haberin, tanıklığın ve ortak hakikat duygusunun önüne geçmesini kastediyorum.
Savaş görüntüsü diye paylaşılan içerikler arasında yapay zekâyla üretilmiş videolar ve başka olaylardan alınmış eski kayıtlar bulunuyor. AFP ve Full Fact’in incelediği örnekler, yanıltmanın yalnız sahte görüntü üretmekle sınırlı olmadığını gösteriyor. Sürekli şüphe duymanın gerçek görüntülere ve insanların yaşadığı acılara güveni de aşındırabileceğini tartışıyorum.
Yapay zekâyla üretilebilen sahte görüntü, ses ve metinler, yalnızca yanlış bilgiyi çoğaltmıyor; insanların neye güveneceğini de tartışmalı hâle getiriyor. Uluslararası raporlardan hareketle bu bilgi ve güven krizinin Türkiye açısından medya, toplumsal dayanıklılık ve dijital egemenlik boyutlarını ele alıyorum.
Gazze ve İran üzerine bu değerlendirmede, savaşın yalnız silahlarla değil veri ve iletişim ağlarıyla da yürütüldüğünü tartışıyorum. Yapay zekâyla hedef seçimi, gözetleme, bilgisayar sistemlerine saldırılar ve sahte içeriklerin yayılması yazının temel konuları. Bu alanların birlikte ele alınması, teknolojiyi kimin denetlediği sorusunu öne çıkarıyor.
Sosyal medya yalnız iletişim ve eğlence için kullanılmıyor; kamuoyunu etkileme mücadelesinin de bir alanı. İspanyol Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün analizi ve farklı ülkelerin düzenlemelerinden hareketle, çocukları koruma çabalarının bu mücadeleyle ilişkisini sorguluyorum. Yaş sınırları, içerik öneren sistemler ve platformların sorumluluğu tartışılırken sansür kaygılarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
TikTok’un ABD’de haber edinmedeki rolünü ve platformun sahipliği etrafındaki tartışmaları ele alan analiz. Gazze hakkındaki içeriklerin yayılması ile algoritmaların yönetimi arasındaki ilişkiyi inceliyor.
Gazze bağlamında iletişim altyapısının, gözetim için toplanan verilerin ve yapay zekânın savaştaki rolünü tartışıyor. Bunların hem sahadaki çatışmalarla hem de insanların düşünce ve algılarıyla ilişkisini ele alıyor.
17 Temmuz 2024 tarihli bu kısa yorumda, savaşın ne zamandır sürdüğüne ilişkin algımızın yaşadıklarımıza göre değiştiğini savunuyorum. Dijital dünyanın olayları kavrama biçimimize etkisini sorguluyorum. Metindeki süreler, bilimsel ölçüm değil, kendi düşüncemi aktarmak için kullandığım ifadelerdir.
Gazze bağlamında dijital propagandayı, yanıltmak amacıyla yayılan bilgileri ve savaş görüntülerinin izlenip paylaşılmasını tartışıyor. Sorumlu paylaşım çağrısı yapıyor.