TikTok kavgası: Algoritmayı kim yönetirse gençlerin hafızasını o kurar
Konu ve bağlam
Donald Trump’ın TikTok’un seçimlerdeki etkisine ve platformdaki görünürlüğüne ilişkin açıklamaları, sosyal medyanın siyasi gücünü yeniden tartışmaya açıyor. TikTok üzerindeki sahiplik ve denetim mücadelesini, gençlerin karşılaştığı bilgileri seçen algoritmaların kim tarafından yönetildiği sorusu üzerinden ele alıyorum.

Bu yazıda · Bölümlere git
TikTok kavgası: Algoritmayı kim yönetirse gençlerin hafızasını o kurar
— Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın iki gün arayla yaptığı TikTok açıklamaları, dijital platformların siyaset, kamuoyu, gençlik psikolojisi, savaş anlatısı, çocuk güvenliği ve ticaret üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.
Trump, 6 Temmuz 2026’da Oval Ofis’te yaptığı açıklamada TikTok’un Çin etkisi, casusluk ve kamuoyu yönlendirmesi başlıklarıyla tartışıldığını hatırlattı. Kendisinin platformda “açık ara bir numara” olduğunu, Taylor Swift’in ise 11’inci sırada kaldığını ileri sürdü. Aynı konuşmada TikTok’un kendisine seçim sürecinde yardımcı olduğunu ve “Amerikan şirketlerinin” platformu aldığını savundu.
Trump, 8 Temmuz’da Ankara’daki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi sırasında bu iddiayı yeniden gündeme getirdi. Mark Rutte ile görüşmesinde “TikTok’ta bir numarayım” diyen Trump, platformda konuştuğu temel şeyin “komünizmin ne kadar kötü olduğu” olduğunu söyledi.
Bu açıklamalar, kişisel bir popülerlik iddiasından daha büyük bir anlam taşıyor. Trump, bir dönem ABD’de “Çin tehdidi” ve “ulusal güvenlik riski” olarak görülen TikTok’u artık genç seçmene erişen, siyasi mesaj taşıyan ve ABD merkezli yeni denetim modeliyle yeniden konumlandırılan stratejik bir mecra olarak sahipleniyor.
Veri güvenliğinden algoritmik egemenliğe
TikTok tartışması ABD’de uzun süre Çin merkezli sahiplik yapısı, veri güvenliği ve ulusal güvenlik riski başlıklarıyla yürütüldü. ABD Yüksek Mahkemesi, 17 Ocak 2025 tarihli kararında TikTok’un ABD’de 170 milyondan fazla, dünyada ise 1 milyardan fazla kullanıcıya sahip olduğunu belirtti. Kararda, TikTok’un “Sana Özel” akışının kullanıcı etkileşimlerine göre çalışan özel bir algoritmayla şekillendiği kayda geçirildi.
Mahkeme kararında ByteDance’in TikTok’un özel algoritmasına sahip olduğu, bu algoritmanın Çin’de geliştirildiği ve kaynak kodun bazı bölümlerinden ByteDance’in sorumlu olduğu vurgulandı. Bu nedenle ABD açısından mesele yalnızca kullanıcı verilerinin toplanması değil, bu verilerin hangi algoritmayı beslediği ve söz konusu algoritmanın hangi güç merkezinin denetiminde çalıştığıdır.
Beyaz Saray’ın 25 Eylül 2025 tarihli kararında TikTok’un ABD uygulamasının yeni ve ABD merkezli bir ortak girişim tarafından işletileceği, ByteDance ve bağlı yapılarının bu girişimde yüzde 20’nin altında paya sahip olacağı ve eski yapıyla içerik tavsiye algoritması ya da veri paylaşımı konusunda operasyonel ilişkinin kesilmesinin “nitelikli ayrıştırma” için gerekli olduğu belirtildi.
Ocak 2026’da açıklanan TikTok USDS Joint Venture LLC modeli, bu sürecin somut sonucu oldu. Reuters’a göre Oracle, Silver Lake ve Abu Dabi merkezli MGX yeni yapıda yüzde 15’er pay aldı. ByteDance’in payı yüzde 19,9’da kalırken ABD’li ve küresel yatırımcıların toplam payı yüzde 80,1’e çıktı. Yeni yapının ABD kullanıcı verilerini, uygulamayı ve algoritmaları güvence altına alacağı; tavsiye algoritmasının ABD kullanıcı verileriyle yeniden eğitileceği ve Oracle’ın ABD bulut altyapısında korunacağı aktarıldı.
Bu tablo, TikTok tartışmasının sıradan bir şirket satışı olmadığını ortaya koyuyor. Söz konusu süreç, dijital çağda algoritmik egemenliğin kimin elinde olacağına ilişkin daha geniş bir mücadelenin parçasıdır. Çünkü TikTok’un asıl değeri yalnızca kullanıcı sayısında veya reklam gelirinde değil, kullanıcıya hangi içeriğin, hangi sırayla ve hangi yoğunlukta gösterileceğini belirleyen tavsiye sisteminde yatıyor.
TikTok’un gerçek gücü: “Sana Özel” akışı
TikTok’u diğer platformlardan ayıran temel unsur, kullanıcının kimi takip ettiğinden çok, algoritmanın kullanıcıya neyi gösterdiğidir. Platformun kendi açıklamasına göre tavsiye sistemi; kullanıcı etkileşimleri, içerik bilgileri, cihaz ve hesap ayarları gibi sinyallerle çalışıyor. Sistem, kullanıcının ilgilenme ihtimali yüksek içerikleri tahmin ederek akışı buna göre sıralıyor.
Akademik çalışmalar da bu yapının kullanıcı ilgilerini hızla pekiştirebildiğini gösteriyor. 2025 tarihli bir algoritma denetimi çalışması, TikTok’un “Sana Özel” akışında kullanıcı ilgileriyle uyumlu içerikleri kısa sürede artırabildiğini ve zamanla içerik çeşitliliğinin azalabildiğini ortaya koydu. 2026 tarihli başka bir çalışma ise kullanıcıların istemedikleri içerikleri akıştan çıkarmakta her zaman güçlü kontrole sahip olmadığını belirtti.
Bu nedenle TikTok’u kontrol etmek, yalnızca bir uygulamayı kontrol etmek anlamına gelmiyor. Bu, gençlerin neye güleceğini, neye öfkeleneceğini, İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımına ilişkin hangi görüntü karşısında vicdani tepki vereceğini, hangi ürünü satın alacağını ve hangi siyasi figüre yakınlık duyacağını etkileyen dijital akışa yaklaşmak anlamına geliyor.
İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımı, ABD’li gençler ve TikTok
7 Ekim 2023 sonrasında İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımı, TikTok’un ABD’li gençler üzerindeki etkisini daha görünür hâle getirdi. Northeastern Üniversitesi’nin aktardığı Cybersecurity for Democracy araştırmasına göre Eylül 2025’te ABD merkezli TikTok içeriklerinde her bir İsrail yanlısı gönderiye karşı yaklaşık 17 Filistin yanlısı gönderi vardı.
Araştırmada Filistin yanlısı içeriklerin sayıca çok daha fazla olduğu, bazı Filistin yanlısı içeriklerin yüksek izlenme alarak ortalamayı yükselttiği, ancak izlenme dağılımının daha karmaşık olduğu da belirtildi. Bu nedenle tablo yalnızca tek yönlü algoritmik müdahaleyle açıklanamaz. TikTok’un genç kullanıcı tabanı, platformun konu odaklı yayılım mantığı, soykırım görüntülerinin doğrudan tanıklık gücü ve genç Amerikalıların İsrail hükümetine yönelik eleştirel tutumu birlikte değerlendirilmelidir.
Pew Research Center’ın Nisan 2026 verileri de ABD kamuoyundaki değişimi ortaya koydu. Araştırmaya göre ABD’li yetişkinlerin yüzde 60’ı İsrail’e olumsuz bakıyor. Aynı araştırmada Amerikalıların yüzde 59’u İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun dünya işlerinde doğru olanı yapacağına çok az güvendiğini veya hiç güvenmediğini söyledi.
Netanyahu’nun sosyal medya açıklaması da bu tartışmanın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Anadolu Ajansı’nın haberine göre Netanyahu, ABD’de sosyal medya etkileyicileriyle yaptığı toplantıda sosyal medyayı İsrail’in ABD’deki tabanını güçlendirmek için “en önemli silah” olarak nitelendirdi. Aynı konuşmada TikTok’u “şu anda gerçekleşen en önemli satın alma” diye tanımladı ve TikTok ile X üzerinde etki kurulmasının İsrail açısından sonuç doğurabileceğini söyledi.
Bu sözler, TikTok dosyasının yalnızca ABD-Çin teknoloji rekabeti olmadığını gösteriyor. Burada aynı zamanda İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımı sonrasında küresel kamuoyunu, özellikle de ABD’li gençleri yeniden şekillendirme mücadelesi bulunuyor. Savaş yalnızca cephede değil; telefon ekranında, “Sana Özel” akışında, etkileyici ağlarında ve algoritmanın seçtiği görüntülerde de sürüyor.
Bu noktada eleştirilmesi gereken bir dini veya etnik kimlik değildir. Eleştirilmesi gereken, İsrail yanlısı/Siyonist siyasal ağların, sermaye çevrelerinin ve platform denetimi arayışının İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımının görünürlüğü üzerindeki muhtemel etkisidir.
Ticari yapı ve çocuk güvenliği
TikTok’un ticari yapısı da algoritmanın gücüyle bağlantılı. TikTok Shop; kısa video, canlı yayın, sosyal medya etkileyicilerinin tanıtımları ve alışverişi aynı akışta birleştiriyor. Böylece kullanıcıyı izlediği içerikten doğrudan alışverişe yönlendirebiliyor.
Reuters, TikTok Shop’un 2025’te Fransa, Almanya ve İtalya’ya açılarak Avrupa’daki genişlemesini hızlandırdığını yazdı. TikTok’un kendi açıklamasına göre Avrupa Birliği’nde Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İrlanda’da 100 binden fazla işletme TikTok Shop’a katıldı. Böylece kullanıcı önce izliyor, sonra etkileniyor, sonra paylaşıyor ve ardından satın almaya yöneliyor.
Çocuk güvenliği dosyası ise TikTok tartışmasının en önemli hukuk başlıklarından biri hâline geldi. ABD Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu, TikTok ve ByteDance’e çocukların çevrim içi mahremiyetini ihlal ettikleri iddiasıyla dava açtı. Dava, TikTok’un 13 yaş altındaki çocuklardan ebeveyn rızası olmadan kişisel veri topladığı ve bazı ebeveynlerin veri silme taleplerini yerine getirmediği iddialarına dayanıyor.
Avrupa Birliği ise TikTok’a çocuk güvenliği açısından daha yapısal bir noktadan yaklaştı. Avrupa Komisyonu, Şubat 2026’da TikTok’un sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, anlık bildirimler ve yüksek kişiselleştirilmiş tavsiye sistemi nedeniyle Dijital Hizmetler Yasası’nı ihlal etmiş olabileceğini ön bulgu olarak açıkladı.
Reuters’ın 30 Haziran 2026 tarihli haberine göre TikTok, platformun bağımlılık üreterek bir çocuğun ruh sağlığına zarar verdiği iddiasıyla açılan davalardan birinde duruşma öncesi uzlaşmaya gitti. Haberde, Kaliforniya eyalet mahkemesinde 3 bin 300’den fazla, federal mahkemede ise 2 bin 600’den fazla benzer dosya bulunduğu aktarıldı.
Bu gelişmeler, TikTok tartışmasının artık yalnızca ulusal güvenlik değil; aile, çocuk, mahremiyet, tüketim, ruh sağlığı ve platform mimarisi meselesi olduğunu gösteriyor.
Türkiye açısından sonuç
Türkiye açısından bu dosyanın asıl önemi burada ortaya çıkıyor. Dijital platformlar artık yalnızca eğlence alanı olarak görülemez. Bir platform aynı anda veri topluyor, çocukları etkiliyor, savaş anlatısını yönlendiriyor, siyasi kanaat üretiyor, ticareti şekillendiriyor ve gençlerin gerçeklik algısını kuruyorsa, bu doğrudan dijital egemenlik meselesidir.
ABD TikTok’u tehlikeli gördüğünde yalnızca eleştirmedi; yasa çıkardı, mahkemeye taşıdı, satış baskısı kurdu, sahiplik yapısını değiştirdi ve algoritmanın denetimini tartıştı. İsrail yanlısı çevreler İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımına ilişkin görüntülerin genç Amerikalılar üzerindeki etkisini gördüğünde sosyal medyayı açıkça “silah” olarak tarif etti. Avrupa Birliği ve ABD ise aynı platformu çocuk mahremiyeti, bağımlılık yapıcı tasarım ve platform mimarisi açısından soruşturdu.
Bu nedenle TikTok kavgası yalnızca Çin ile ABD arasındaki teknoloji rekabeti değildir. Bu kavga; algoritmayı kimin yöneteceği, gençlerin hafızasının nasıl kurulacağı, İsrail tarafından yapılan Gazze soykırımının hangi görüntülerle hatırlanacağı, çocukların neye maruz kalacağı ve tüketim davranışının nasıl şekillendirileceği kavgasıdır.
Trump’ın “TikTok’ta bir numarayım” çıkışı bu yüzden hafife alınmamalıdır. Bu cümle, kişisel bir popülerlik iddiasından çok daha fazlasıdır. Bu cümle, dijital çağın yeni iktidar alanını açık eder.
Bugünün asıl sorusu artık “TikTok’u kim izliyor?” değildir.
Asıl soru şudur:
TikTok kime neyi izletiyor?
Çünkü algoritmayı yöneten yalnızca videoyu değil, dikkati yönetir.
Dikkati yöneten hafızayı kurar.
Hafızayı kuran ise yeni çağın siyasal, kültürel ve toplumsal gerçekliğini şekillendirir.
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.