9 Haziran 2026 tarihli bu analizimde, arama sonuçlarından doğrudan yapay zekâ cevaplarına geçişin haber emeği, kaynak görünürlüğü ve dijital egemenlik açısından taşıdığı riskleri tartışıyorum.
8 Haziran 2026 tarihli bu analizimde, haber üretiminin maliyetiyle platformlarda oluşan ekonomik değer arasındaki ilişkiyi ele alıyor; kaynak görünürlüğü, telif ve gelir paylaşımını tartışıyorum.
Yapay zekâ haberleri okur için seçip özetlediğinde, haberi kimin ürettiği görünmez hâle gelebilir. Okur haber sitesine gitmeden bilgi edinirken yayıncı gelir kaybedebilir. Bu yüzden medya kuruluşlarının yalnız yeni araçları kullanmakla yetinmemesi; kaynağını görünür tutması, telifini koruması ve yapay zekânın ürettiği içerikleri denetlemesi gerektiğini savunuyorum.
Haber kuruluşlarının ürettiği içerik, arama motorlarında ve yapay zekâ cevaplarında kullanılırken yayıncıya dönen trafik ve gelir azalabiliyor. Türkiye’deki dijital telif teklifinin, haberin yapay zekâ tarafından işlenmesini ve bu kullanımdan doğan değerin paylaşılmasını da kapsaması gerektiğini savunuyorum; burada yeni bir yürürlük duyurusu yapılmıyor.
Mehmed: Fetihler Sultanı dizisinin setinden aktarılan haberde, millî güreşçiler Taha Akgül ve Rıza Kayaalp’in bir sahne sırasında kale kapısını yerinden söktüğü anlatılıyor. Bu anekdottan hareketle gerçek sporcuların ve insan hikâyelerinin Türk dizilerine ne katabileceğini tartışıyor, daha geniş bir kültürel anlatı stratejisi öneriyorum.
Kamu ve belediye çalışanlarının toplam gelirleri üzerine paylaşılan bir videodan hareketle, medya çalışanlarının ücret ve sosyal haklarını tartışıyorum. Meslekleri karşı karşıya getirmek yerine, haberciliğin sürdürülebilmesi için medya emeğine uygun bir taban ücret ve çalışma standardı öneriyorum.
Bu gündem değerlendirmesi üç gelişmeyi bir araya getiriyor: SoftBank’ın Fransa’daki veri merkezi planı, yapay zekâ şirketlerinin etik söylemi ile güç ilişkileri arasındaki gerilim ve açık modellerin güvenliği. Ortak soru, yapay zekâ altyapısının ve kullanımının kim tarafından, hangi sorumlulukla yönetileceği.
CNN’in yapay zekâ arama hizmeti Perplexity’ye karşı telif davası ile Birleşmiş Milletlerden gelen çocuklara güvenli platform tasarımı uyarısını birlikte ele alıyorum. Dava iddiaları ile kesinleşmiş kararları ayırarak, haber emeğinin ve çocukların dikkatinin dijital sistemler karşısında nasıl korunabileceğini tartışıyorum.
CNN’in Perplexity’ye karşı telif davası, Mistral’in askerî yapay zekâyı savunan açıklaması ve İngiltere’nin Avustralya’daki çocuk güvenliği uygulamasını incelemesi bu gündem yazısının üç çıkış noktası. Haber emeğinin korunmasını, savunma teknolojilerini ve çocukların güvenliğini dijital egemenlik açısından birlikte değerlendiriyorum.
Gazetecilik, dikkat çeken görüntüyü büyütmekten önce gerçekte ne olduğunu araştırmalı. Siyasi tartışmaların kısa videolara ve öfke uyandıran sözlere indirgenmesini bu yüzden eleştiriyorum. Özgün paylaşıma eşlik eden üçüncü taraf video burada yeniden yayımlanmıyor.
Yılmaz Özdil’in medya, yapay zekâ ve trol ağları üzerine yayını, Platon’un insanların gölgeleri gerçek sandığı mağara benzetmesini günümüz ekranlarına taşıyor. Bu benzetmeden hareketle algoritmaların önümüze getirdiği görüntülerle hakikatin kendisini ayırmanın neden önemli olduğunu değerlendiriyorum.
Selim Argun’un sokak köpekleri için kullandığı “patili dostlar” ifadesi tartışma yarattı. Argun, sonraki açıklamalarında sorunun çözümü için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini de söyledi. Bu nedenle yalnız bir ifadeden hüküm vermek yerine konuşmanın bütününe bakılması gerektiğini düşünüyorum.