Suriye’de yaşananları insanların hayatını anlatan filmler, diziler ve edebî eserlerle de konuşmak gerekiyor. 7 Aralık 2024 tarihli bu değerlendirmede, toplumsal hafızanın oluşmasında sanatın rolünü ve Suriye halkının hikâyelerine daha fazla yer verilmesi gerektiğini savunuyorum.
3 Aralık 2024 tarihli bu değerlendirmede, Gazze’de yaşananlar karşısında bilimlerin ve medyanın sorumluluğunu sorguluyorum. Tahsin Görgün’ün “Soykırım Günlerinde Felsefe” başlıklı konuşması için yapılan çağrıdan hareketle, farklı disiplinlerin insani krizler karşısında nasıl bir tutum alması gerektiğine ilişkin görüşümü paylaşıyorum.
26 Kasım 2024 tarihli bu analizde, dijital platformların sahiplik yapısı ile hangi içeriklerin görünür olduğu arasındaki ilişkiyi ele alıyorum. Şirket yöneticilerinin ve yatırımcıların etkisini, bilgiye erişim ve kamuoyu açısından tartışıyorum. Metindeki şirket ve hisse bilgileri tarihli özgün yazının parçasıdır; güncel ortaklık oranları olarak sunulmuyor.
20 Kasım 2024 tarihli bu analizde, sosyal medyadaki beğeni ve izlenme sayılarının doğrulukla karıştırılmasını sorguluyorum. Düşünür Jean Baudrillard’ın kavramlarından yararlanarak, üretilen görüntü ve anlatıların gerçeğin yerini almasını tartışıyorum. Bireyin bir medya kanalına dönüşmesinin, hakikati ayırt etmeyi nasıl etkilediğine odaklanıyorum.
8 Kasım 2024 tarihli bu yazıda, internet kullanıcılarının yalnızca haber okuyan kişiler olmaktan çıkıp içerik üreten ve yayan yayıncılara dönüşmesini ele alıyorum. Bu değişimi, iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın araç ve mesaj ilişkisi üzerinden yorumluyorum. Metindeki internet kullanım sayıları 2024 yılına aittir; güncel kullanıcı sayıları değildir.
7 Kasım 2024 tarihli bu değerlendirmede, Türkiye’deki medya ve dijital platformların Filistin halkının gündelik yaşamına ve insani hikâyelerine daha fazla yer vermesini savunuyorum. Suya, gıdaya ve temel ihtiyaçlara erişim mücadelesini anlatan yayınların dünya kamuoyunda farkındalık yaratabileceğini düşünüyorum.
Yukarı Bakma filminde yaklaşan bir felaket, siyasi ve ekonomik çıkarlar uğruna inkâr ediliyor. Metinde anılan başkan, filmin kurmaca karakteridir. 8 Eylül 2024 tarihli bu yazıda, filmdeki medya ve siyaset eleştirisini Filistin hakkında kurduğum benzerlik üzerinden yorumluyorum. Bu benzerlik, benim değerlendirmemdir.
9 Ağustos 2024 tarihli bu değerlendirmede, Netflix’in Türk yapımlarındaki temaları Şahmaran ve Andropoz dizileri üzerinden ele alıyorum. Dizilerin anlatımını kültürel beklentilerim açısından eleştiriyor ve yayın politikasına ilişkin görüşlerimi paylaşıyorum.
17 Temmuz 2024 tarihli bu kısa yorumda, savaşın ne zamandır sürdüğüne ilişkin algımızın yaşadıklarımıza göre değiştiğini savunuyorum. Dijital dünyanın olayları kavrama biçimimize etkisini sorguluyorum. Metindeki süreler, bilimsel ölçüm değil, kendi düşüncemi aktarmak için kullandığım ifadelerdir.
14 Temmuz 2024 tarihli bu kısa notta, TRT Radyo 1’de Yüzyılın Manşeti programını hazırlarken gazetelerle çalıştığım dönemi anlatıyorum. Göç tartışmalarını anlamak için geçmişin basınına bakmanın önemini, kendi deneyimim üzerinden vurguluyorum.
Netflix’in Türkiye yapımlarında aile ilişkilerinin ve Türkiye’nin nasıl gösterildiğini eleştiriyorum. 17 Mayıs 2024 tarihli bu değerlendirmemin odağında Kimler Geldi Kimler Geçti ve Kuş Uçuşu dizileri var. Metindeki görüşler ve sayılar yazının yayımlandığı döneme aittir.
Okur, yapay zekânın hazırladığı haber özetlerinden gündemi öğrenirken haber sitesine gitmeyebiliyor. Bu durum, haberi üreten kuruluşun gelirini ve kaynak olarak tanınmasını etkileyebilir. Türkçe gazeteciliğin bu değişimde emeğini, gelirini ve okurla bağını nasıl koruyabileceğini tartışıyorum.
Diğer mecradaki yayım:
X kaynağındaki tarih: · İlk yayım günü olarak kullanılmadı.