← SöyleX

Köşe Yazılarım Sosyal medya ve hakikat ·

Beğeni sayısı hakikat olabilir mi? Medya ve hipergerçeklik

Dr. Muhammed Ersin TOY

X’teki yazar değerlendirmesi

Konu ve bağlam

20 Kasım 2024 tarihli bu analizde, sosyal medyadaki beğeni ve izlenme sayılarının doğrulukla karıştırılmasını sorguluyorum. Düşünür Jean Baudrillard’ın kavramlarından yararlanarak, üretilen görüntü ve anlatıların gerçeğin yerini almasını tartışıyorum. Bireyin bir medya kanalına dönüşmesinin, hakikati ayırt etmeyi nasıl etkilediğine odaklanıyorum.

Beğeni sayısı hakikat olabilir mi? Medya ve hipergerçeklik tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.

@enis_doko Üstadın yazısını okuyunca, iletişim bilimlerinin, özellikle çağdaş iletişim teknolojileriyle birlikte, bireyi, toplumu ve medyayı en açıklayıcı disiplinlerden biri haline geldiğini bir kez daha düşündüm. İletişim bilimleri, yalnızca teorik bir tarih ürünü değil; bugün, bu teorilerin canlı ve somut bir şekilde hayatımızı şekillendirdiği bir çağda yaşıyoruz.

Evet, medya aracılığıyla dünyayı, olayları ve hayatı algılıyoruz; aynı şekilde medya üzerinden öğreniyor ve öğretiyoruz. Ancak günümüzde bu süreç, klasik medya anlayışının çok ötesine geçti: Artık hepimiz birer mecra aracına dönüştük. Dahası, bireylerin medya mecralarına dönüşmesi, yalnızca dezenformasyon üretimi için bir zemin hazırlamakla kalmıyor, aynı zamanda doğal yaşam alanlarımızın ve normal sosyalleşme pratiklerimizin de dönüşümüne neden oluyor.

Kendi gerçekliklerimizi icat ediyor ve diğer her şeyi bu bireysel, inşa edilmiş gerçeklikler üzerinden okuyoruz. Baudrillard’ın simülasyon, simülakr ve hipergerçeklik kavramları, tam da bu durumu açıklamak için oldukça yerinde. Sosyal medyadan gündelik ilişkilerimize kadar uzanan bu dünyada, herkes bir simülasyon mecrası haline gelmiş durumda. Dahası, herkes bir simülakr: Gerçeği yansıttığını iddia eden ama aslında gerçeği gölgede bırakan bir yapı.

Bu noktada, şu soruyu sormadan edemiyorum: Sürekli bu hipergerçekliğin içinde yaşarken, bu döngüyü kırıp daha sahici bir gerçeklik deneyimi mümkün olabilir mi? Yoksa simülasyonun içinden bir çıkış yolu yok mu? Günümüzde bir Twitter paylaşımının aldığı beğeni sayısı ya da bir videonun izlenme oranı, hakikatin kendisi olarak algılanıyor. Kalabalığın büyüklüğü, gerçekliğin değeriyle eş tutuluyor. Eğer “en çok beğenilen” ya da “en fazla destek gören” söylemler hakikat olarak kabul ediliyorsa, bu döngüyü kırmak gerçekten mümkün mü?

Dezenformasyonla mücadele merkezlerinin, bence, artık “kalabalık örgütlenmeleri” ile mücadele eden merkezlere dönüşmesi gerekiyor. Çünkü hakikat, artık yalnızca hangi veri daha çok izleniyor ya da beğeniliyor sorusuyla tanımlanıyor. Simülasyon ve simülakrın, kalabalık oluşturma potansiyeline göre anlam kazandığı bu çağda, hipergerçekliğin bu dinamiğini göz ardı edemeyiz. Bu bağlamda, “gerçek” kavramını yeniden tanımlamak mümkün mü? Yoksa hipergerçeklik, sonsuza kadar gerçekliğin yerini mi alacak? Belki de yeni bir “hakikat mücadelesi” için iletişim bilimlerine tekrar dönmemiz gerekiyor.

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →