Suriye’nin insan hikâyeleri sinema ve edebiyatta neden eksik?
X’teki yazar değerlendirmesi
Konu ve bağlam
Suriye’de yaşananları insanların hayatını anlatan filmler, diziler ve edebî eserlerle de konuşmak gerekiyor. 7 Aralık 2024 tarihli bu değerlendirmede, toplumsal hafızanın oluşmasında sanatın rolünü ve Suriye halkının hikâyelerine daha fazla yer verilmesi gerektiğini savunuyorum.

2011'den itiberen neler yaşandığını, Zalim tiranın neler yaptığını hakikaten durmadan anlatmak lazım... Malesef ne film çekebildik ne dizi üretebildik... şöyle yazmıştım geçen,
Ne yazık ki, Suriye’de yaşanan 13 yıllık bu trajedi boyunca, Esed rejiminin zulümlerini, katliamlarını ve soykırıma varan şiddetini tüm boyutlarıyla anlatabilecek güçlü görsel ve edebi içerikler üretemedik.
Ülkemize neden 4 milyon mülteci geldi? Neden 7-8 milyon insan evlerinden uzakta yaşıyor? Neden 500 bin kişi şehit oldu? Bu soruların cevabını malesef hiçbir alanda anlatamadık!
Sinema, televizyon ve edebiyat gibi toplumsal belleği şekillendiren alanlarda bu meseleye yeterince yer verilmemesi, sadece Türkiye'de değil, küresel anlamda büyük bir eksiklik yaratmıştır. Halbuki, bu tür içerikler hem Suriye halkının direnişini anlamak hem de uluslararası kamuoyunun dikkatini bu insani trajediye çekmek için önemli bir araç olabilirdi.
Bu dönemde Türkiye’de, Suriye göçü ve yaşanan zulümle ilgili yalnızca 8 film çekildiğini ve bu filmlerden sadece TRT yapımcılığında çekilen bir tanesinin gösterime girebildiğini yazmıştım. Diğerleri ise ne yazık ki yeterince ilgi göremedi, hatta birçoğu dağıtım ve tanıtım sorunları nedeniyle büyük bir izleyiciyle buluşamadı. Böyle bir dönemde, bu hikayelerin hak ettiği şekilde aktarılmaması, ileride bu büyük insani krizin unutulmasına zemin hazırlayabilir.
Daha da üzücü olan, bu eksikliğin sadece sinema ve televizyonla sınırlı kalmayıp, edebiyat alanında da gözlemleniyor olmasıdır. Romanlar, öyküler ve belgesel anlatıları gibi yazılı eserlerin, Suriye halkının yaşadığı acıları, direnişini ve umutlarını ele alan kapsamlı bir literatür oluşturamaması, bu trajedinin evrensel boyutta görünür kılınmasını engellemiştir. Oysa, Esed rejiminin ve uluslararası toplumun kayıtsızlığının doğurduğu bu insanlık dramı, edebiyat ve sanat dünyasında yer bulmayı fazlasıyla hak etmektedir.
İnşallah bundan sonra sinemamız, dizilerimiz ve edebiyatımız bu büyük insani dramı ve halkların direnişini dikkate alan içerikler üretir. Bu içerikler, yalnızca bir tarihsel belge olmanın ötesinde, insanların vicdanlarına seslenen birer çağrı niteliğinde olmalıdır. Bu hikayeler, hem Türkiye hem de dünya için, Suriye’de yaşananların unutulmamasını ve gelecek nesillerin bu trajediden ders çıkarmasını sağlayabilir.
Kaynak yayın
x.comGörüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.