1 Mart 2025 tarihli bu yorumumda, Türkiye’nin toplumsal kimliğini Türklük ve İslam üzerinden değerlendiriyor; bu değerlere karşı hoşgörü ve uyumun önemini vurguluyorum. Bu, benim kültürel ve siyasi görüşümdür.
25 Şubat 2025 tarihli bu yorumumda, medya kuruluşlarının sahiplik yapısıyla siyasi tutumları arasındaki ilişkiyi tartışıyorum. ABD’deki seçim mücadelelerini bu açıdan değerlendiriyor ve konunun Türkiye’de daha fazla konuşulmasını savunuyorum.
19 Şubat 2025 tarihli bu yorumumda, siyasi kimlik ve karşıtlıkların seçmen tercihi üzerindeki etkisini tartışıyorum. Hizmet beklentisinin oy verme davranışını tek başına açıklamadığını savunuyorum.
18 Şubat 2025 tarihli bu yorumumda, araç sayısından hareketle radyonun ulaşabileceği kitleyi düşünüyor ve sesli anlatının kalıcılığını savunuyorum. Buradaki dinleyici sayısı ölçülmüş bir sonuç değil, paylaşımda kurduğum varsayıma dayanıyor.
Yüzyıllık Yalnızlık’ın ekran uyarlaması, edebiyatın toplumsal hafızayı nasıl taşıyabildiğini yeniden düşündürdü. 17 Şubat 2025 tarihli bu değerlendirmemde romanı ve diziyi birlikte ele alıyor; Türkiye’nin edebî ve tarihî birikiminden daha güçlü uyarlamalar üretilmesini savunuyorum.
17 Şubat 2025 tarihli bu notumda, 2023 seçimindeki seçmen tercihini hatırlatıyor; siyasi tartışmalarda bu sonucun unutulmaması gerektiğini savunuyorum.
13 Şubat 2025 Dünya Radyo Günü’nde, çocuklar ve gençler için TRT Dinle üzerinden eğitim içerikleri hazırlanmasını öneriyorum. Bazı derslerin dinleme yoluyla işlenmesini ve radyonun eğitimde daha fazla kullanılmasını savunuyorum.
Başıboş köpek sorununun yalnızca acı olaylardan sonra değil, çözüm bulunana kadar gündemde tutulması gerektiğini savunuyorum. 11 Şubat 2025 tarihli bu değerlendirmemde, insan güvenliğini esas alan politikalar ile medya ve sanatın farkındalık oluşturmadaki rolünü ele alıyorum.