21 Ağustos 2025 tarihli bu kısa yorumumda, dijital tercihlerimizin karşımıza çıkan içerikleri şekillendirmesine dikkat çekiyorum. Sürekli benzer görüşlerle karşılaşmanın yarattığı daralmayı, kendi sesimizin yankısı benzetmesiyle anlatıyorum.
20 Ağustos 2025 tarihli bu değerlendirmemde, teknolojik yeniliğin eski düşünceleri kendiliğinden değersiz kılmadığını savunuyorum. Fikirlerin doğruluğu ile ortaya çıktıkları dönem arasındaki ilişkiyi, ahlakın zamanın ötesine uzanan değerleri üzerinden tartışıyorum.
13 Ağustos 2025 tarihli bu kısa notumda, bir düşünürü okurken karşılaştığımız fikirlerin daha eski kaynaklara dayanabileceği ihtimalini dile getiriyorum.
12 Ağustos 2025 tarihli bu kısa yorumumda, medya sahipleri ile kullanıcıların bağımsız düşünme gücü arasındaki gerilimi ironik bir insan–işlemci benzetmesiyle ele alıyorum.
Bu yazıda, yerli sosyal medya platformlarını dijital egemenlik ve etik tasarım açısından ele alıyorum. Next Sosyal’in haber kuruluşları ile resmî kurumların açıklamalarına yer veren bir iletişim merkezine dönüşmesini öneriyorum. Gazete yazısı burada kısa özet ve kaynak bağlantısıyla yer alıyor; aşağıda 23 Temmuz 2025 tarihinde X’te yayımladığım ayrı kısa değerlendirmem bulunuyor.
Bir öğrencinin başarısı anlatılırken ailesinin mesleğinin öne çıkarılmasını sorguluyorum. 19 Temmuz 2025 tarihli bu yazımda, haber başlıklarının önyargı üretme riski ve mantıklı değerlendirme ihtiyacı üzerinde duruyorum.
12 Temmuz 2025 tarihli bu yorumumda, bir siyasi videonun kampanya iletişiminde nasıl kullanılabileceğine dair görüşümü ifade ediyorum. Seçim sonucuna ilişkin sözlerim, anket veya hesap değil, o tarihteki kişisel ve retorik değerlendirmemdir.
12 Temmuz 2025 tarihli bu kısa yorumumda, akademisyenlik mesleğinin itibarı ve profesörlerin ücretlerine ilişkin beklentimi dile getiriyorum. Akademisyenlerin bu mesele karşısındaki tutumunu da eleştiriyorum.
30 Haziran 2025 tarihli bu yazımda, kitap ve dergilerin dijital ortama taşınırken düşüncenin derinliğini nasıl koruyabileceğini tartışıyorum. İletişim araçlarının yalnız bilgi taşımadığını, düşünme biçimimizi de etkilediğini savunuyorum. Fikir dergiciliğinin daha çok kişiye ulaşırken niteliğini kaybetmemesi gerektiğini vurguluyorum.
28 Haziran 2025 tarihli bu kısa yorumumda, görünür olma isteğinin insanı kendi hayatına yabancılaştırmasını tartışıyorum. Hayatın yaşanan bir süreçten izlenen bir gösteriye dönüşmesine itiraz ediyorum.