Florida eyaletinin OpenAI’ye açtığı dava, ChatGPT’nin çocuklara yönelik riskleri ve güvenlik vaatlerini hukuki tartışmaya taşıyor. Yazı, henüz hükme bağlanmamış iddiaları OpenAI’nin açıkladığı koruma tedbirlerinden ayırarak, yapay zekâ şirketlerinin çocuk güvenliğindeki sorumluluğunu inceliyor.
Bu gündem değerlendirmesi üç gelişmeyi bir araya getiriyor: SoftBank’ın Fransa’daki veri merkezi planı, yapay zekâ şirketlerinin etik söylemi ile güç ilişkileri arasındaki gerilim ve açık modellerin güvenliği. Ortak soru, yapay zekâ altyapısının ve kullanımının kim tarafından, hangi sorumlulukla yönetileceği.
CNN’in yapay zekâ arama hizmeti Perplexity’ye karşı telif davası ile Birleşmiş Milletlerden gelen çocuklara güvenli platform tasarımı uyarısını birlikte ele alıyorum. Dava iddiaları ile kesinleşmiş kararları ayırarak, haber emeğinin ve çocukların dikkatinin dijital sistemler karşısında nasıl korunabileceğini tartışıyorum.
CNN’in Perplexity’ye karşı telif davası, Mistral’in askerî yapay zekâyı savunan açıklaması ve İngiltere’nin Avustralya’daki çocuk güvenliği uygulamasını incelemesi bu gündem yazısının üç çıkış noktası. Haber emeğinin korunmasını, savunma teknolojilerini ve çocukların güvenliğini dijital egemenlik açısından birlikte değerlendiriyorum.
OpenAI’nin seçim bilgisi için açıkladığı önlemler ve Demos’un sohbet robotlarında yanlış seçim yanıtlarını inceleyen raporu, yapay zekânın kamusal bilgi üzerindeki etkisini gündeme getiriyor. Bu gelişmeleri, yapay zekâyla üretilen sahte içerikler ve platform sorumluluğuyla birlikte ele alıyorum.
Yılmaz Özdil’in medya, yapay zekâ ve trol ağları üzerine yayını, Platon’un insanların gölgeleri gerçek sandığı mağara benzetmesini günümüz ekranlarına taşıyor. Bu benzetmeden hareketle algoritmaların önümüze getirdiği görüntülerle hakikatin kendisini ayırmanın neden önemli olduğunu değerlendiriyorum.
Savaş görüntüsü diye paylaşılan içerikler arasında yapay zekâyla üretilmiş videolar ve başka olaylardan alınmış eski kayıtlar bulunuyor. AFP ve Full Fact’in incelediği örnekler, yanıltmanın yalnız sahte görüntü üretmekle sınırlı olmadığını gösteriyor. Sürekli şüphe duymanın gerçek görüntülere ve insanların yaşadığı acılara güveni de aşındırabileceğini tartışıyorum.
Yapay zekâyla üretilebilen sahte görüntü, ses ve metinler, yalnızca yanlış bilgiyi çoğaltmıyor; insanların neye güveneceğini de tartışmalı hâle getiriyor. Uluslararası raporlardan hareketle bu bilgi ve güven krizinin Türkiye açısından medya, toplumsal dayanıklılık ve dijital egemenlik boyutlarını ele alıyorum.
Associated Press’in İran savaşı çevresindeki bilgi akışını inceleyen haberi, yapay zekâ videolarının, eski kayıtların ve oyun görüntülerinin gerçek çatışma sahnesi gibi paylaşıldığını anlatıyor. Bu örnekler üzerinden savaşta görüntünün güvenilirliğini ve toplumun doğru bilgiye ulaşmasını tartışıyorum.
Gazze ve İran üzerine bu değerlendirmede, savaşın yalnız silahlarla değil veri ve iletişim ağlarıyla da yürütüldüğünü tartışıyorum. Yapay zekâyla hedef seçimi, gözetleme, bilgisayar sistemlerine saldırılar ve sahte içeriklerin yayılması yazının temel konuları. Bu alanların birlikte ele alınması, teknolojiyi kimin denetlediği sorusunu öne çıkarıyor.
TRT Genç’in açılışından hareketle, gençlere yönelik bir kanalın yalnız izlenecek içerik değil, öğrenme ve üretme imkânı da sunması gerektiğini tartışıyorum. Sporcu hikâyelerinden yapay zekâ eğitimine uzanan önerilerim, gençlerin zamanını daha anlamlı kullanabileceği bir yayın anlayışını hedefliyor.
12 Ekim 2025 tarihli bu yorumumda, yapay zekâ yanıtlarını hakikatin kendisi gibi kabul etmek yerine eleştirel değerlendirmeyi savunuyorum. Bu araçların bilgiyi düzenleme ve araştırmaya destek olma işlevini öne çıkarıyorum.