← SöyleX

Köşe Yazılarım Algoritmaların denetimi ve çocuk güvenliği kuralları ·

Sosyal medya düzenlemelerinde yeni eşik: Yaş sınırı yetmez, algoritma da denetlenmeli

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Avustralya’nın sosyal medya yaş sınırlarına ilişkin yaptırımları artırma hazırlığı ve İngiltere’nin iletişim düzenleyicisi Ofcom’un bulguları, çocuk güvenliğinde aynı soruyu gündeme getiriyor: Hesap açmayı sınırlamak yeterli mi? Türkiye açısından, içeriği çocuğun önüne getiren öneri sistemlerinin ve kullanım alışkanlıklarını etkileyen platform tasarımının da denetlenmesini tartışıyorum.

Sosyal medya düzenlemelerinde yeni eşik: Yaş sınırı yetmez, algoritma da denetlenmeli tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.

- Çocukları algoritmadan korumak/

Sosyal medya düzenlemelerinde yeni eşik: Yaş sınırı yetmez, algoritma da denetlenmeli

Yeni Şafak gazetesi için “Çocukları Algoritmadan Korumak” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda meseleyi yalnızca çocukların sosyal medyaya kaç yaşında gireceği üzerinden değil; çocukların karşısına hangi içeriklerin, hangi algoritmalarla, hangi bildirimlerle, hangi reklamlarla ve hangi yapay zekâ araçlarıyla çıkarıldığı üzerinden ele almak gerektiğini savunmuştum.

Son güncel gelişmeler, bu yaklaşımın artık yalnızca teorik bir tartışma olmadığını gösteriyor. Avustralya, 16 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya minimum yaş düzenlemesinde platformlara uygulanacak yaptırımları ağırlaştıracağını duyurdu. Birleşik Krallık iletişim düzenleyicisi Ofcom’un çocukların zararlı içeriklere çoğu zaman kişiselleştirilmiş akışlar ve öneri sistemleri üzerinden maruz kaldığını ortaya koyan tespitleriyle birlikte okunduğunda, çocuk güvenliği tartışmasının yeni merkezi daha net görünüyor: Yaş sınırı tek başına yetmez; algoritma, platform tasarımı ve dijital dikkat ekonomisi de denetlenmelidir. [1] [2] [3]

Artık dünyada yeni bir eşik oluşuyor: Devletler platformlara yalnızca “çocukları koruyun” demiyor; “çocukları koruduğunuzu ispatlayın” diyor.

Avustralya hükümeti, 16 yaş altı çocukların sosyal medya platformlarında hesap açmasını veya hesap bulundurmasını engellemeye yönelik minimum yaş düzenlemesinde yaptırımı artıracağını duyurdu. Avustralya Başbakanlığı açıklamasına göre, sosyal medya minimum yaş düzenlemesini sistematik biçimde ihlal eden platformlara uygulanacak azami cezanın 49,5 milyon Avustralya dolarından 99 milyon Avustralya dolarına çıkarılması planlanıyor. Aynı adımla, Avustralya Çevrim İçi Güvenlik Komiserliği eSafety Commissioner’ın platformlardan bilgi, belge ve kanıt isteme yetkisinin güçlendirilmesi öngörülüyor. [2]

Bu hamle, çocuk güvenliği tartışmasında önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Avustralya artık platformlara yalnızca “16 yaş altı çocukları içeri almayın” demiyor; “çocukları dışarıda tutmak için hangi makul adımları attığınızı gösterin” diyor. Avustralya Çevrim İçi Güvenlik Komiserliği eSafety Commissioner’ın bilgilendirmelerine göre düzenleme, çocuklara veya ebeveynlere ceza getirmiyor; sorumluluğu yaş sınırlamasına tabi platformlara yüklüyor. [3]

Avustralya Başbakanlığına göre, 10 Aralık 2025’ten bu yana 16 yaş altı kullanıcılara ait 5 milyondan fazla hesap kaldırıldı, devre dışı bırakıldı veya kısıtlandı. Hükümet ayrıca Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok ve YouTube hakkında olası uyumsuzluk incelemelerinin sürdüğünü bildirdi. Bu veri, yaş sınırı düzenlemesinin yalnızca ilan edilen bir yasa değil, platformlardan hesap sorulacak bir uygulama alanı olarak görülmeye başlandığını gösteriyor. [2]

Ofcom’un çocuk güvenliğine ilişkin çalışmaları bu tartışmanın teşhis kısmını oluşturuyor. Kurum, kişiselleştirilmiş önerilerin çocukların zararlı içerikle karşılaşmasında temel yollardan biri olduğunu belirtiyor. Ofcom’un 21 Mayıs 2026 tarihli değerlendirmesinde, 11-17 yaş arası çocukların yüzde 73’ünün dört haftalık dönemde zararlı içerikle karşılaştığı, bu çocukların yüzde 35’inin zararlı içeriği akışta kaydırırken gördüğünü söylediği aktarıldı. Ofcom ayrıca TikTok ve YouTube’un çocuklara zararlı içerik sunulmasını azaltacak anlamlı yeni değişiklik taahhüdünde bulunmadığını bildirdi. [1]

Bu tespit, meselenin merkezini değiştiriyor. Çocuk güvenliği yalnızca zararlı içeriği kaldırma politikasıyla sağlanamaz. Çünkü çocuk sosyal medyada yalnızca içerik görmez; sosyal medya da çocuğu görür, ölçer, sınıflandırır, yönlendirir ve yeniden hedefler.

Çocuğun karşısına çıkan video, reklam, bildirim, akış, sohbet botu veya öneri sistemi; platformun ticari mantığından, veri toplama düzeninden ve algoritmik tasarımından bağımsız değildir. Bu yüzden yeni dönemde asıl tartışma, çocuğun platforma girip girmemesi kadar, platformun çocuğa neyi, nasıl ve hangi amaçla gösterdiği sorusuna yoğunlaşıyor.

Kişiselleştirilmiş akışlar, otomatik oynatma, sonsuz kaydırma, gece bildirimleri, ödül döngüleri ve davranışa dayalı öneriler çocukların dijital deneyimini doğrudan şekillendiriyor. Avrupa Komisyonunun Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası kapsamında yayımladığı çocukların çevrim içi korunmasına ilişkin rehberler de öneri sistemleri, aşırı kullanımı teşvik eden tasarım özellikleri ve yapay zekâ sohbet botları gibi alanlarda çocuk güvenliği tedbirleri alınmasını öngörüyor. [4]

Avustralya tecrübesi, yaş sınırının tek başına yeterli olmayabileceğini de gösteriyor. Reuters’ın aktardığı araştırmaya göre, düzenlemeye rağmen 12-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 85’i sosyal medya kullanmaya devam etti. The Guardian’ın yer verdiği analizlerde de çocukların sahte hesap, zayıf yaş doğrulama yöntemleri, kendi yaşını farklı beyan etme veya sanal özel ağ gibi teknik yollarla sınırlamaları aşabildiği belirtildi. [5] [6]

Bu tablo açık bir gerçeği ortaya koyuyor: Yaş sınırı gerekli bir başlangıçtır; fakat etkili denetim, güçlü doğrulama, platform uyum raporu, algoritma şeffaflığı ve yaptırım olmadan tek başına yeterli değildir.

Güncel analizler de bu noktaya işaret ediyor. The Guardian’a konuşan uzmanlar, Avustralya’nın artık “yaptırım modu”na geçmesi gerektiğini, platformların yalnızca yaş doğrulama değil, algoritmaları ve ürün tasarımı üzerinden de hesap verebilir hale getirilmesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, “dijital bakım yükümlülüğü” olarak adlandırılan daha geniş bir sorumluluk fikrini öne çıkarıyor. [6]

Buna göre platformlar çocukları yalnızca platforma alıp almama noktasında değil; çocuklara sundukları akış, öneri, bildirim, reklam, etkileşim ve yapay zekâ yönlendirmeleri bakımından da sorumlu tutulmalıdır. Çünkü çocuğa zarar veren şey bazen tekil bir içerik değil, o içeriği sürekli olarak çocuğun önüne taşıyan sistemdir.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF de sosyal medya yaş sınırlamalarına ilişkin değerlendirmesinde benzer bir uyarı yapıyor. Kurum, çocukların çevrim içi zorbalık, istismar ve zararlı içeriklerle karşılaştığını kabul etmekle birlikte, yaş sınırlamalarının tek başına çocukları güvende tutmayacağını; iyi tasarlanmayan yasakların çocukları daha az denetlenen alanlara itebileceğini belirtiyor. [7]

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü de sosyal medya yaş sınırlamalarının birçok ülkede hızla gündeme geldiğini, ancak çevrim içi risklerin yalnızca erişim yasağıyla giderilemeyeceğini vurguluyor. Örgüte göre sosyal medya yaş sınırlamaları tek başına sihirli bir çözüm değildir; etkili koruma, güvenli tasarım, yaş doğrulama, platform mimarisi, çocuk hakları ve etkili denetimle birlikte düşünülmelidir. [8]

Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası çerçevesi de aynı doğrultuda ilerliyor. Avrupa Komisyonu, çocukların erişebildiği platformların yüksek düzeyde gizlilik, emniyet ve güvenlik sağlaması gerektiğini belirtiyor. Komisyon, çevrim içi platformlarda çocuklara yönelik hedefli reklamcılığın yasaklandığını, platformların çocukları zararlı önerilerden korumakla yükümlü olduğunu ve çocuklara daha iyi bildirim, şikâyet ve kontrol araçları sunulması gerektiğini vurguluyor. [4] [9]

Bu küresel tablo, çocuk güvenliği meselesinin artık yalnızca ailelerin ekran süresi tartışması olmadığını gösteriyor. Mesele, çocukların dikkatini, verisini, duygusal kırılganlığını ve gelişim sürecini ticari platform mimarilerinin nasıl işlediği meselesidir. Bu nedenle çocukları korumak, yalnızca ailelere “telefonu elinden alın” demekle sağlanamaz. Devletin, okulun, ailenin, sivil toplumun ve platformların birlikte sorumluluk aldığı yeni bir dijital güvenlik mimarisi gerekir.

Türkiye’de ise 1 Mayıs 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan ve 6 ay sonra yürürlüğe girecek düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcıların 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacağı hükme bağlandı. Düzenleme, platformların bu hizmetin sunulmaması için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olmasını, 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunmasını ve ebeveyn kontrol araçları sağlamasını öngörüyor. [10]

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’nin Avustralya örneğini incelediğini, eksikleri değerlendirerek ülkeye özgü bir model geliştirdiğini açıkladı. Bakanlık, düzenlemenin amacını 15 yaş altı çocuklara yönelik güvenli dijital alanlar oluşturmak, kontrollü kullanımı teşvik etmek ve çocukların yaş ve gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kalmasını önlemek olarak ifade ediyor. [11] [12]

Bu adım hayatidir. Fakat Türkiye burada durmamalıdır.

Ofcom’un tespitleri, Avustralya’nın uygulama tecrübesi, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in uyarıları, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün değerlendirmeleri ve Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası çerçevesi birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç açıktır: Türkiye’nin sosyal medya düzenlemesi yalnızca yaş sınırıyla sınırlı kalmamalıdır. [1] [4] [7] [8]

Çünkü çocuğu tehdit eden unsur yalnızca sosyal medya hesabı açması değildir. Asıl mesele, o hesap üzerinden hangi içeriklere, hangi algoritmalarla, hangi bildirimlerle, hangi reklamlarla, hangi yapay zekâ araçlarıyla ve hangi bağımlılık tasarımıyla yönlendirildiğidir.

Türkiye’nin yönetmelik ve uygulama aşamasında ilk olarak algoritmik öneri sistemlerini açık biçimde denetime tabi tutması gerekiyor. Platformlar çocuklara hangi içerikleri, hangi ölçütlerle, hangi davranışsal verilere dayanarak önerdiklerini açıklamalı; zararlı içeriklerin çocuk akışlarından çıkarılması teknik ve denetlenebilir bir yükümlülük haline getirilmelidir. Bu öneri, Ofcom’un kişiselleştirilmiş akışlara ilişkin tespitleri ve Avrupa Komisyonunun Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki çocuk güvenliği rehberleriyle uyumludur. [1] [4]

İkinci olarak çocuk risk değerlendirmesi zorunlu olmalıdır. Ofcom’un Çevrim İçi Güvenlik Yasası kapsamındaki çocuk güvenliği yükümlülükleri, çocukların erişebileceği hizmetlerde çocuk risk değerlendirmesi yapılmasını ve bu değerlendirmenin güncel tutulmasını öngörüyor. Türkiye de benzer biçimde platformlardan çocukların yaş, gelişim, mahremiyet, ruh sağlığı, aile yapısı ve kültürel çevre bakımından hangi risklere maruz kalabileceğini düzenli olarak raporlamalarını istemelidir. [13]

Üçüncü olarak bağımlılık üreten tasarım özellikleri sınırlandırılmalıdır. Avrupa Komisyonunun çocukların korunmasına ilişkin rehberleri, aşırı kullanımı artıran tasarım özellikleri ve yapay zekâ sohbet botları gibi riskli alanlarda koruyucu tedbirler alınmasını tavsiye ediyor. Bu nedenle sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, gece bildirimleri, ödül döngüleri, seri izleme teşvikleri ve sürekli etkileşim çağrıları çocuk hesaplarında özel kurallara bağlanmalıdır. [4]

Dördüncü olarak yapay zekâ destekli araçlar çocuk güvenliği testinden geçirilmelidir. Sohbet botları, yapay zekâ destekli öneriler, görüntü ve ses filtreleri, kişiselleştirilmiş reklam sistemleri ve otomatik yönlendirme mekanizmaları çocuklara açılmadan önce risk değerlendirmesine tabi tutulmalıdır. Avrupa Birliği’nin çocukların çevrim içi korunmasına ilişkin rehberleri, yapay zekâ sohbet botları ve benzeri araçlar için çocuk güvenliği önlemlerini açık biçimde tartışmaya açmaktadır. [4]

Beşinci olarak yaş doğrulama sistemi mahremiyet dostu kurulmalıdır. Yaş doğrulama çocukları korumalı; ancak çocukların veya yetişkin kullanıcıların kimlik verilerini, biyometrik verilerini ve özel hayatını yeni bir risk alanına dönüştürmemelidir. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in uyarısı da bu noktada önemlidir: Çocukları koruma amacı, çocukların haklarını ve mahremiyetini zayıflatacak biçimde uygulanmamalıdır. [7]

Altıncı olarak bağımsız teknik denetim mekanizması kurulmalıdır. Platformların “çocukları koruyoruz” beyanı yeterli görülmemeli; belge, teknik rapor, şeffaflık yükümlülüğü, algoritmik inceleme ve gerektiğinde bağımsız uzman denetimi devreye girmelidir. Avustralya’nın eSafety Commissioner’a bilgi ve belge isteme yetkisini güçlendirmeye hazırlanması, bu ihtiyacın güncel bir örneğidir. [2]

Bu mesele çocukları dijital dünyadan koparma meselesi değildir. Tam tersine, çocukları dijital dünyanın sömürücü, bağımlılık üreten, veri toplayan ve denetimsiz alanlarından koruyarak daha güvenli, daha sağlıklı ve daha insan merkezli bir dijital çevre kurma meselesidir.

Çocukların çevrim içi güvenliği artık ailelerin tek başına taşıyacağı bir yük olmaktan çıkmıştır. Devlet, okul, aile, sivil toplum ve platformlar bu alanda ortak kamu sorumluluğu taşımaktadır.

Bugün devletlerin karşı karşıya olduğu ana soru şudur: Çocukluğu aile, okul ve toplum mu şekillendirecek; yoksa çocukları veri kaynağına, dikkat ekonomisinin nesnesine ve algoritmik yönlendirmenin hedef kitlesine dönüştüren küresel dijital platformlar mı?

Türkiye bu soruya net cevap vermelidir.

Sosyal medya düzenlemesi yalnızca yaş sınırı olarak kalmamalı; algoritmik güç, platform sorumluluğu, bağımlılık tasarımı, yapay zekâ yönlendirmesi, mahremiyet ve çocuk güvenliği ekseninde tamamlanmalıdır.

Ofcom sorunu teşhis etti. Avustralya yaptırıma dönüştürüyor. Türkiye ise bu tecrübeden ders çıkararak 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesini yaş sınırında bırakmamalı; çocuğu, aileyi, hakikati ve toplumu merkeze alan daha güçlü bir dijital güvenlik düzeni kurmalıdır.

Çünkü yeni dönemin ana meselesi çocuklara sosyal medyayı yasaklamak değildir. Asıl mesele, çocukları algoritmanın insafına bırakmayacak insan merkezli, denetlenebilir ve güçlü bir dijital egemenlik mimarisi kurmaktır.

Kaynakça

[1] Ofcom - Çocuk güvenliği, kişiselleştirilmiş akışlar ve TikTok/YouTube değerlendirmesi.

Birleşik Krallık iletişim düzenleyicisi Ofcom’un 21 Mayıs 2026 tarihli açıklaması; 11-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 73’ünün zararlı içerikle karşılaştığı, yüzde 35’inin bu içeriği akışta kaydırırken gördüğü ve TikTok ile YouTube’un anlamlı yeni değişiklik taahhüdü vermediği bilgileri için kullanıldı.

URL:

https://

ofcom.org.uk/online-safety/

protecting-children/tech-firms-commit-to-stronger-anti-grooming-measures-in-response-to-ofcom-demands

…

[2] Avustralya Başbakanlığı - Ceza artışı, eSafety yetkileri ve 5 milyon hesap verisi.

Avustralya hükümetinin 28 Haziran 2026 tarihli açıklaması; cezanın 49,5 milyon Avustralya dolarından 99 milyon Avustralya dolarına çıkarılacağı, eSafety Commissioner’ın bilgi toplama yetkisinin güçlendirileceği, 5 milyondan fazla hesabın kaldırıldığı veya kısıtlandığı ve beş platform hakkında inceleme yürütüldüğü bilgileri için kullanıldı.

URL:

https://

pm.gov.au/media/stronger

-powers-and-double-penalties-world-leading-social-media-law

…

[3] Avustralya Çevrim İçi Güvenlik Komiserliği eSafety Commissioner - 16 yaş altı minimum yaş uygulaması.

10 Aralık 2025’ten itibaren yaş sınırlamasına tabi platformların 16 yaş altı Avustralyalıların hesap açmasını veya hesap bulundurmasını önlemek için makul adımlar atmak zorunda olduğu; çocuklara ve ebeveynlere ceza verilmediği bilgisi için kullanıldı.

URL:

https://

esafety.gov.au/about-us/indus

try-regulation/social-media-age-restrictions

…

[4] Avrupa Komisyonu - Dijital Hizmetler Yasası kapsamında çocukların korunması rehberleri.

Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası çerçevesinde çocuklar için yüksek düzeyde gizlilik, emniyet ve güvenlik; öneri sistemleri, aşırı kullanım tasarımları ve yapay zekâ sohbet botları alanındaki tedbirler için kullanıldı.

URL:

https://

digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/com

mission-publishes-guidelines-protection-minors

…

[5] Reuters - Avustralya’da ceza artışı, yüzde 85 verisi ve uygulama eleştirileri.

Avustralya’nın cezaları iki katına çıkarma planı, 12-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 85’inin sosyal medya kullanmaya devam ettiği bilgisi ve platformların yaş doğrulama sistemlerini aşma tartışmaları için kullanıldı.

URL:

https://

reuters.com/business/media

-telecom/australia-toughens-kids-social-media-ban-doubles-potential-penalties-tech-firms-2026-06-27/

…

[6] The Guardian - Yaptırım modu, dijital bakım yükümlülüğü ve algoritma denetimi.

Avustralya’nın “yaptırım modu”na geçmesi gerektiği, platformların algoritmaları ve ürün tasarımı üzerinden hesap verebilir hale getirilmesi gerektiği ve “dijital bakım yükümlülüğü” tartışması için kullanıldı.

URL:

https://

theguardian.com/australia-news

/2026/jun/28/enforcement-mode-australia-must-take-fight-to-tech-giants-to-make-social-media-ban-stick-experts-warn

…

[7] Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF - Yaş sınırı tek başına yetmez uyarısı.

UNICEF’in yaş sınırlamalarının gerçek çocuk güvenliği kaygısından doğduğunu kabul etmekle birlikte, tek başına çocukları güvende tutmayacağı ve bazı durumlarda ters etki doğurabileceği yönündeki uyarısı için kullanıldı.

URL:

https://

unicef.org/press-releases

/age-restrictions-alone-wont-keep-children-safe-online

…

[8] Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü - Sosyal medya yaş sınırlamaları ve güvenli tasarım.

Sosyal medya yaş kısıtlamalarının birçok ülkede gündeme geldiği, ancak erişim yasağının tek başına yeterli olmadığı; güvenli tasarım, yaş doğrulama ve platform mimarisinin birlikte ele alınması gerektiği bilgileri için kullanıldı.

URL:

https://

oecd.org/en/blogs/2026/

04/social-media-age-restrictions-for-children-why-they-are-rising-and-what-comes-next.html

…

[9] Avrupa Komisyonu - Çocuklara yönelik hedefli reklamcılık ve zararlı öneriler.

Dijital Hizmetler Yasası’nın çocuklara yönelik hedefli reklamcılığı yasaklaması, çocukların erişebildiği platformlarda yüksek düzeyde gizlilik, güvenlik ve emniyet yükümlülüğü bulunması, zararlı önerilerin azaltılması ve daha iyi kontrol araçları sağlanması için kullanıldı.

URL:

https://

digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/pr

otecting-young-people-online

…

[10] TRT Haber - Türkiye’de 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi.

Türkiye’de 1 Mayıs 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemenin 6 ay sonra yürürlüğe gireceği; 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunulamaması, yaş doğrulama dahil gerekli tedbirler, ayrıştırılmış hizmet ve ebeveyn kontrol araçları bilgileri için kullanıldı.

URL:

https://

trthaber.com/haber/ekonomi/

sosyal-medyada-yeni-donem-15-yas-siniri-resmi-gazetede-943631.html

…

[11] Anadolu Ajansı - Bakan Göktaş’ın Avustralya örneği ve Türkiye’ye özgü model açıklaması.

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın Avustralya raporunun incelendiği, eksiklerin değerlendirildiği ve Türkiye’ye özgü model geliştirildiği yönündeki açıklaması için kullanıldı.

URL:

https://

aa.com.tr/tr/gundem/baka

n-goktastan-sosyal-medya-kullanimina-yonelik-duzenlemelere-iliskin-aciklama/3941918

…

[12] Anadolu Ajansı - 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemenin esasları.

Düzenlemenin 15 yaş altı çocuklara yönelik güvenli dijital alanlar oluşturma, kontrollü kullanımı teşvik etme ve çocukların yaş ve gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kalmasını önleme amacı için kullanıldı.

URL:

https://

aa.com.tr/tr/bilim-tekno

loji/15-yas-alti-cocuklarin-sosyal-medya-kullanimina-yonelik-duzenlemenin-esaslari-belirleniyor/3939976

…

[13] Ofcom - Çocuk risk değerlendirmesi yükümlülüğü.

Çocukların erişebileceği hizmetlerde çocuk risk değerlendirmesi yapılması, kayıt tutulması ve değerlendirmelerin güncel tutulması yükümlülüğü için kullanıldı.

URL:

https://

ofcom.org.uk/online-safety/

protecting-children/protection-of-children-duties-under-the-online-safety-act

…

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

İlgili önceki yazı: Çocukları Algoritmadan Korumak · yazar nüshası →

İlgili makale · 8 Ağustos 2026 →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →