Türk dizilerinin uluslararası başarısı, dijital platformlarda nasıl yeni bir büyümeye dönüşebilir? Uzun televizyon bölümleriyle farklı izleme alışkanlıkları arasındaki gerilimi ele alıyor; platforma uygun hikâye, ortak yapım ve izleyici verisiyle desteklenen bir üretim yaklaşımı öneriyorum.
TRT Genç’in açılışından hareketle, gençlere yönelik bir kanalın yalnız izlenecek içerik değil, öğrenme ve üretme imkânı da sunması gerektiğini tartışıyorum. Sporcu hikâyelerinden yapay zekâ eğitimine uzanan önerilerim, gençlerin zamanını daha anlamlı kullanabileceği bir yayın anlayışını hedefliyor.
Bu yazıda, yerli sosyal medya platformlarını dijital egemenlik ve etik tasarım açısından ele alıyorum. Next Sosyal’in haber kuruluşları ile resmî kurumların açıklamalarına yer veren bir iletişim merkezine dönüşmesini öneriyorum. Gazete yazısı burada kısa özet ve kaynak bağlantısıyla yer alıyor; aşağıda 23 Temmuz 2025 tarihinde X’te yayımladığım ayrı kısa değerlendirmem bulunuyor.
7 Mayıs 2025 tarihli bu yazımda, birbirini tekrar eden yapımlar yerine düşünsel derinliği olan yeni hikâyelere ihtiyaç duyduğumuzu savunuyorum. Felsefecilerin, edebiyatçıların ve farklı alanlardan düşünürlerin sinemaya katkı vermesinin Türkiye’nin anlatılarını zenginleştirebileceğini düşünüyorum.
15–16 Nisan 2025 tarihli bu medya eleştirimde, gündüz kuşağı programlarıyla kurmaca dizilerin Türkiye algısını nasıl etkileyebildiğini tartışıyorum. Netflix ve Türkiye kitabımda ele aldığım katılımcı yorumlarından hareketle, ekranda gerçek hayat olarak sunulan olaylarla kurmaca hikâyeler arasındaki ayrıma dikkat çekiyorum.
Araştırma, Netflix’in özgün Türk dizilerinin uluslararası öğrenciler tarafından nasıl anlaşıldığını ve yorumlandığını inceliyor. Bu izleyici deneyimi üzerinden Türk dizilerinin kültürel diplomasi ve Türkiye algısı bakımından taşıdığı anlam ele alınıyor.
4 Nisan 2025 tarihli bu okuma notumda, Mustafa Merter’in Hekaton’la Son Tango kitabından hareketle dijital platformlar, kültür ve kimlik ilişkisine odaklanıyorum. Kitabın medya eleştirisine neden önem verdiğimi anlatıyorum. Burada yalnız kendi değerlendirmem yer alıyor; kitaptan alıntılar aktarılmıyor.
31 Mart 2025 tarihli bu dizi incelememde, Bir İhtimal Daha Var’ı ermişlik kavramı, karakter ilişkileri ve yerel kültürün temsili üzerinden değerlendiriyorum. Urla’nın ve Türk müziğinin sunumunu olumlu bulurken ihanet ve entrikanın anlatıdaki ağırlığını eleştiriyorum.
14 Mart 2025 tarihli bu değerlendirmemde, İhsan Fazlıoğlu’nun programının Arapça ve İngilizce altyazılarla daha geniş kitlelere ulaştırılmasını öneriyorum. Tabii’yi, Türkiye’deki düşünce üretimini uluslararası izleyiciyle buluşturabilecek bir mecra olarak görüyorum.
Gassal, Cihangir Cumhuriyeti ve Yankı üzerinden Tabii’nin yerli yapımların anlatı diline etkisini değerlendiriyorum. 2 Mart 2025 tarihli bu yazıda, platformun Türkiye’de ve başka ülkelerde benzer üretimleri teşvik edebileceğine ilişkin beklentimi paylaşıyorum.
13 Şubat 2025 Dünya Radyo Günü’nde, çocuklar ve gençler için TRT Dinle üzerinden eğitim içerikleri hazırlanmasını öneriyorum. Bazı derslerin dinleme yoluyla işlenmesini ve radyonun eğitimde daha fazla kullanılmasını savunuyorum.