← SöyleX

Köşe Yazılarım Çocuklar, eğitim ve yapay zekâ ·

New York'un yapay zekâ kararı: Çocuk önce düşünmeyi öğrenmeli

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

New York kentinin devlet okullarında, anaokulundan sekizinci sınıfa kadar öğrencilerin doğrudan üretken yapay zekâ kullanımına bir yıllık ara verilmesi kararlaştırıldı. Bu geçici uygulamayı, çocukların hazır cevaplara yönelmeden önce düşünme, okuma ve öğrenme becerilerini geliştirmesi açısından değerlendiriyorum.

New York'un yapay zekâ kararı: Çocuk önce düşünmeyi öğrenmeli tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

New York'un yapay zekâ kararı: Çocuk önce düşünmeyi öğrenmeli

New York Şehri yönetimi, 2026-2027 eğitim yılında kentteki kamu eğitim sisteminde, iki yaşındaki çocuklara yönelik 2-K erken çocukluk programından 8. sınıfa kadar öğrencilerin doğrudan kullandığı üretken yapay zekâ araçlarına bir yıllık ara verdi. Yaklaşık 600 bin öğrenciyi kapsayan uygulama, New York eyaletinin tamamında değil, New York City Public Schools bünyesinde geçerli olacak. Liselerde ise yapay zekâ tamamen yasaklanmayacak; öğrencilere yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilecek ve belirli eğitim araçları öğretmen gözetiminde sınırlı olarak kullanılabilecek. Karar, eğitimde yapay zekâ tartışmasını “yasak mı, serbest mi?” ikileminden çıkararak daha temel bir soruya taşıyor: Çocuk hangi yaşta, hangi yapay zekâyı ve hangi amaçla kullanmalı?

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve Okullar Şansölyesi Kamar Samuels tarafından 2 Eylül'de açıklanan politikaya göre, 2-K'dan 8. sınıfa kadar öğrenciyle doğrudan etkileşim kuran üretken yapay zekâ sistemleri 2026-2027 eğitim yılında kullanılmayacak. İnsan ilişkisini taklit eden yapay zekâ arkadaşları ise bütün sınıf düzeylerinde yasaklanacak.

Liselerde farklı bir model uygulanacak. Öğrencilere yılda iki kez 45 dakikalık yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilecek. Beş onaylı eğitim aracı, belirli öğrenme hedefleri doğrultusunda öğretmen gözetiminde ve haftada en fazla 45 dakika kullanılabilecek. ChatGPT ve Claude gibi genel amaçlı sohbet robotları bu pilot programların parçası olmayacak. New York yönetimi ayrıca güvenlik ve eğitim ölçütlerini karşılamayan 38'den fazla mevcut eğitim yazılımındaki yapay zekâ özelliklerini kapatacağını açıkladı.

Kararla birlikte ekran kullanımına da yaşa göre sınırlar getiriliyor. 2-K'dan 2. sınıfa kadar bireysel ekran kullanımına izin verilmezken 3-5. sınıflarda günlük 30 dakika, 6-8. sınıflarda 45 dakika sınırı öneriliyor. Yardımcı teknolojiler, kodlama, robotik ve bazı eğitim uygulamaları istisna kapsamında tutuluyor.

Bu nedenle New York'un yaptığı yalnız yapay zekâyı sınırlamak değil; çocuğun teknolojiyle ilişkisini gelişim dönemine göre yeniden düzenlemek.

İyi sonuç üretmek öğrenmek anlamına gelmiyor

Kararın arkasındaki en önemli tartışma, yapay zekânın öğrencinin yaptığı işi kolaylaştırması ile gerçekten öğrenmesini sağlaması arasındaki fark.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) 2026 Dijital Eğitim Görünümü'ne göre genel amaçlı üretken yapay zekâ öğrencilerin belirli görevlerde daha kaliteli sonuçlar üretmesini sağlayabiliyor. Ancak yapay zekâ desteği kaldırıldığında bu avantaj bazı araştırmalarda ortadan kalkıyor, hatta tersine dönebiliyor. Buna karşılık açık bir eğitim amacıyla tasarlanmış yapay zekâ araçlarında daha kalıcı öğrenme kazanımları görülebiliyor.

Buradaki ayrım önemli: Öğrencinin ortaya çıkardığı ürünün kalitesiyle öğrencinin öğrendiği şey aynı değildir.

Yapay zekâ yardımıyla iyi bir kompozisyon hazırlamak, yapay zekâ olmadan iyi yazabilmek anlamına gelmez. Doğru cevabı almak da problemi çözmeyi öğrenmekle aynı şey değildir.

Daha önce çocukların yapay zekâyla ilişkisini incelerken dikkat çektiğim gibi, bilgiye ulaşma süresi kısalırken kaynağı arama, karşılaştırma, şüphe etme ve kendi muhakemesini kurma süreci de kısalabiliyor. Asıl mesele, akıl yürütme ve düşünme yeteneğini makineye devretme tehlikesidir. Yapay zekâ çocuğun yerine araştıran, karşılaştıran ve karar veren ana aktöre dönüşürse teknolojik kolaylık bağımsız düşünme pratiğini zayıflatabilir.

OECD de eğitim sistemlerine önce yapay zekâ olmadan temel bilgi ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmeyi, ardından eğitim amacıyla tasarlanmış yapay zekâdan yararlanmayı, daha sonra genel amaçlı üretken yapay zekâyı bilinçli biçimde kullanmayı öneriyor.

Yasak tek başına yeterli değil

Çocukları yapay zekâdan tamamen uzaklaştırmak da gerçekçi görünmüyor.

Common Sense Media'nın Ağustos 2026'da 1.017 ABD'li gençle yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 70'i okul çalışmaları için yapay zekâ kullandığını belirtti. Yapay zekâ kullananların yüzde 63'ü sistemlerden doğrudan cevap alma yöntemlerinden yararlanıyor. Buna karşılık gençlerin yalnız yüzde 27'si öğretmenleriyle yapay zekânın nasıl çalıştığı konusunda konuştuğunu söylüyor.

Dolayısıyla sınırlama ile yapay zekâ okuryazarlığının birlikte yürütülmesi gerekiyor. Öğrenci yalnız yapay zekâyı kullanmayı değil, sistemin neden yanılabileceğini, verdiği cevabın neden doğrulanması gerektiğini ve hangi görevleri kendi zihniyle yapması gerektiğini de öğrenmeli.

Sorumluluk teknoloji şirketlerinde de olmalı

Tartışmanın diğer tarafında okullara giren yapay zekâ sistemlerinin güvenliği bulunuyor.

Amerikan Öğretmenler Federasyonu, New York Öğretmenler Federasyonu ve Microsoft'un 9 Eylül'de açıkladığı Ulusal Yapay Zekâ Güvenliği ve Mahremiyet Standardı; öğrenci verilerinin model eğitiminde kullanılmaması, öğrencilerin izlenmemesi, yüksek etkili kararların insan denetimi olmadan alınmaması ve ailelere sistemlerin çalışma biçimi hakkında açık bilgi verilmesi gibi ilkeler içeriyor.

Bu yaklaşım, sorumluluğun yalnız öğrenciye, aileye veya öğretmene bırakılamayacağını gösteriyor. Okulda kullanılan yapay zekânın hangi verileri topladığı denetlenmeli. Öğrencinin davranışlarından bir profil çıkarıp çıkarmadığı, hangi kararları verebildiği ve öğrenmeye gerçekten katkı sağlayıp sağlamadığı da incelenmeli.

Türkiye için kademeli model

Türkiye açısından da eğitimde yapay zekâ politikasını “yasaklayalım mı, kullanalım mı?” tartışmasının ötesine taşımak gerekiyor.

İlkokulda okuma, yazma, matematik, dikkat, hafıza ve problem çözme gibi temel beceriler öncelenmeli; genel amaçlı yapay zekânın öğrencinin yerine araştırma, yazma ve çözüm üretmesi sınırlandırılmalı.

Ortaokulda yapay zekâ okuryazarlığı başlamalı. Öğrenci yapay zekânın nasıl çalıştığını, neden hata yapabileceğini, cevaplarını nasıl doğrulayacağını ve hangi kişisel bilgileri paylaşmaması gerektiğini öğrenmeli.

Lisede ise öğretmen denetiminde, eğitim amacı ve güvenliği belirlenmiş yapay zekâ araçlarının kullanım alanı genişletilebilir.

Millî Eğitim Bakanlığının ayrıca okullarda kullanılacak yapay zekâ sistemleri için çocuk güvenliği, kişisel veri, insan denetimi, şeffaflık ve eğitim faydasını kapsayan ortak standartlar belirlemesi gerekiyor.

Çocuğu yapay zekâ çağından uzak tutamayız. Ancak kendi zihinsel yetenekleri gelişmeden düşünme işini makineye devretmeye de alıştıramayız.

Eğitimde yapay zekânın başarısı, öğrencinin yerine ne kadar iyi düşündüğüyle değil, öğrenciyi ne kadar iyi düşündürdüğüyle ölçülmelidir.

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →