← SöyleX

Köşe Yazılarım Çocuklar ve dijital cihaz güvenliği ·

Çocuk güvenliğinde yeni dönem: Sosyal medyadan AKILLI TELEFONLARA!!

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Akıllı telefon, çocuğun kamerasını, konumunu, uygulamalarını, içerik akışını ve yapay zekâ kullanımını aynı cihazda birleştiriyor. İngiltere’deki çocuk güvenliği yaklaşımından hareketle, Türkiye’nin koruma politikasını yalnız sosyal medya hesaplarına değil, cihazın ve işletim sisteminin tasarımına da yöneltmesi gerektiğini tartışıyorum.

Çocuk güvenliğinde yeni dönem: Sosyal medyadan AKILLI TELEFONLARA!! tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Çocuk güvenliğinde yeni dönem: Sosyal medyadan AKILLI TELEFONLARA!!

Çocukları dijital dünyanın zararlarından koruma politikası artık yalnız sosyal medya üzerinden yürütülemez. Akıllı telefon; kamera, mikrofon, konum, uygulamalar, algoritmik öneri sistemleri ve yapay zekânın aynı cihazda birleştiği bir dijital çevreye dönüştü. Çocuk yalnız sosyal medyada değil; algoritmik yönlendirmeler, yapay zekâ sistemleri ve akıllı telefonun tasarımı üzerinden de risklerle karşılaşabiliyor.

Dünyadaki yeni yönelim, zararlı içerik ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine güvenliği platformun ve cihazın tasarımına yerleştirmeye doğru ilerliyor. İngiltere'nin son adımı bu dönüşümün önemli örneklerinden biri. Türkiye'nin de 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek sosyal ağ düzenlemesini bir son değil, bütünsel çocuk güvenliği politikasının başlangıcı olarak görmesi gerekiyor.

Türkiye için politika çerçevesi

1 Kasım'dan sonraki ikinci aşamada çocuklara yönelik algoritmik öneriler, sonsuz akış, otomatik oynatma, gece bildirimleri ve kişiselleştirilmiş reklamlar ayrıca düzenlenmeli.

Çocukların kullandığı akıllı telefonlar için yaşa uygun varsayılan ayarlar; konum, kamera, mikrofon, mesajlaşma, uygulama yükleme ve veri kullanımını kapsayan güvenli cihaz standartları oluşturulmalı.

Çocuklarla konuşan, tavsiye veren, kişiselleştirilmiş ilişki kuran, içerik veya görüntü üreten yapay zekâ sistemlerinin yaş sınırları, veri kullanımı ve güvenlik yükümlülükleri belirlenmeli.

Sosyal medya, algoritmalar, akıllı telefonlar ve yapay zekâ birbirinden bağımsız alanlar olarak değil, çocuğun karşısındaki aynı dijital çevrenin parçaları olarak ele alınmalı.

Türkiye'nin ihtiyacı tek tek yasaklardan oluşan dağınık bir yaklaşım değil, çocukları bütün olarak koruyan bir dijital güvenlik politikasıdır.

Akıllı telefon artık yalnızca telefon değil. Kamera, mikrofon, konum ve hareket sensörleri; işletim sistemi, uygulama mağazaları, mesajlaşma hizmetleri, sosyal medya platformları, algoritmik öneri sistemleri ve yapay zekâ özellikleri aynı cihazın içinde birleşiyor. Çocuk telefonu kullanmaya başladığı andan itibaren bu sistemle ilişki kuruyor.

İngiltere'nin iletişim düzenleyicisi Ofcom'un 2026 araştırmasına göre 8-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 78'inin kendi cep telefonu bulunuyor. Akıllı telefon sahipliği özellikle 10 ile 11 yaş arasında keskin biçimde yükseliyor; oran yüzde 56'dan yüzde 83'e çıkıyor. Cep telefonu sahibi çocukların yüzde 96'sı ise akıllı telefon kullanıyor.

Bu tablo çocuk güvenliğinin neden yalnız sosyal medya üzerinden tartışılamayacağını gösteriyor. Telefonun işletim sistemi, uygulamalar, oyunlar, tarayıcılar, mesajlaşma hizmetleri ve yapay zekâ araçları çocuğun dijital çevresini birlikte oluşturuyor. İlgili izinlere ve hizmetlerin çalışma biçimine bağlı olarak cihaz ve kullanım verileri de kişiselleştirme, öneri ve reklam sistemlerinde kullanılabiliyor.

Bu nedenle yalnız çocuğun sosyal medyaya kaç yaşında girmesi gerektiğini sormak artık yeterli değil. Akıllı telefona hangi yaşta sahip olacağını da tartışmalıyız. Cihazda hangi özellikler baştan kapalı tutulacak? Hangi veriler, ne amaçla işlenecek? İçerik öneren algoritmaların sınırları ne olacak? Yapay zekâ çocuklarla nasıl ilişki kuracak? Bütün bu sorular aynı güvenlik politikasının parçası.

İngiltere'nin son adımı bu değişimin somut örneklerinden biri.

İngiltere Dijital, Kültür, Medya ve Spor Bakanı Lisa Nandy, 8 Eylül'de Avam Kamarasında yaptığı açıklamada hükümetin büyük teknoloji şirketlerine çocuklar için cihaz düzeyinde koruma sistemleri geliştirme yükümlülüğü getirecek mevzuat hazırlayacağını duyurdu. Hükümetin 9 Eylül açıklamasında hedef, 18 yaş altındaki kullanıcıların çıplaklık içeren görüntüleri çekmesini, görüntülemesini veya göndermesini engellemeye yönelik cihaz düzeyi korumaları güçlendirmek olarak açıklandı.

Düzenleme henüz yasalaşmış değil. İngiltere burada bütün akıllı telefon mimarisini düzenleyen kapsamlı bir sistem de kurmuş değil. Ancak önemli olan, çocuk güvenliğinin uygulama düzeyinden cihaz ve işletim sistemi düzeyine doğru genişlemeye başlaması.

Çevrim içi güvenlik uzun süre zararlı içerik ortaya çıktıktan sonra onu tespit etmek, erişimini sınırlandırmak veya kaldırmak üzerinden yürüdü. Yeni yaklaşım ise mümkün olan riskleri daha erken aşamada, tasarım yoluyla azaltmayı hedefliyor.

İngiltere'nin daha geniş çocuk güvenliği politikası da aynı yönde ilerliyor. Hükümet, sosyal medya şirketlerinin 16 yaş altındaki çocuklara hizmet sunmasını engellemeye yönelik düzenleme hazırlıyor. Bunun yanında 16 ve 17 yaşındaki kullanıcılar için gece erişiminin ve bildirimlerin sınırlandırılması, otomatik oynatma ile kişiselleştirilmiş öneri akışlarının varsayılan olarak kapatılması öngörülüyor. Bu düzenlemelerin tamamı henüz yürürlükte değil; hükümetin açıkladığı yeni çocuk güvenliği paketinin parçaları.

Böylece tartışma yaş sınırından platformun nasıl çalıştığına, oradan da cihazın nasıl tasarlandığına doğru genişliyor.

Bu dönüşümün merkezinde çocuğun bireysel iradesi ile teknolojinin tasarımı arasındaki ilişki bulunuyor.

İngiliz Parlamentosunun Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Komitesinde yapılan oturumlarda 5Rights Foundation'dan Colette Collins-Walsh, çocuğun telefonu eline almayı seçebileceğini ancak platform tasarımının telefonu ne zaman bırakacağı üzerindeki iradesini etkileyebildiğine dikkat çekti.

Bu ayrım önemli. Çocuğun telefonu bırakamamasını yalnız irade eksikliğiyle açıklamak yeterli değil. Karşısında sonsuz akış, kişiselleştirilmiş öneriler, otomatik oynatma, bildirimler ve etkileşimi artırmaya yönelik farklı araçların birlikte çalıştığı bir sistem bulunuyor.

Ofcom'un kontrollü deneyleri de tasarımın kullanıcı davranışındaki etkisini gösteriyor. Güvenli seçenek varsayılan olarak sunulduğunda çocukların bu tercihte kalma oranı yükseliyor. Otomatik oynatmanın açık veya kapalı gelmesi, kişiselleştirilmiş akışın standart seçenek olması ya da yabancıların çocuklarla doğrudan iletişim kurabilmesi bu nedenle yalnız teknik ayrıntılar değil, çocuğun dijital deneyimini şekillendiren tasarım kararlarıdır.

Çocuk güvenliği artık yalnız zararlı içeriğin ne olduğuyla ilgili değildir. Teknolojinin nasıl tasarlandığı da güvenliğin parçasıdır.

Parlamentodaki aynı oturumda çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı Prof. Bernadka Dubicka, ilaç sektöründeki ürün güvenliği yaklaşımıyla dijital ürünleri karşılaştırdı. İlaç şirketlerinin ürünlerini piyasaya çıkarmadan önce güvenliğini göstermek zorunda olduğunu, dijital alanda ise çoğu zaman zarar ortaya çıktıktan sonra akademisyenlerden ve toplumdan bu zararı kanıtlamalarının beklendiğini belirtti.

Buradan önemli bir politika ilkesi çıkıyor. Çocuk ve ailesi kullandıkları teknolojinin zararlı olduğunu kanıtlamakla baş başa bırakılmamalı. Çocuklara sunulan dijital ürünlerin güvenli biçimde tasarlanmasında teknoloji şirketlerinin de açık sorumluluğu bulunmalı.

Akıllı telefonun doğrudan düzenleme alanına girmesinin bir başka nedeni çocukların dijital ortamda cinsel istismara maruz kalma biçiminin değişmesi.

İnternet Watch Foundation'ın 2025 verilerine göre mükerrerleri ayıklanarak incelenen 512 bin 980 çocuk cinsel istismarı görüntüsü ve videosunun 140 bin 276'sı, yani yüzde 27'si kuruluş tarafından çocuğun kendisinin ürettiği kategorisinde değerlendirildi. Ancak kuruluş, görüntüyü fiziksel olarak çocuk çekmiş olsa bile arka planda kandırma, baskı, yönlendirme veya cinsel şantaj bulunabileceğini özellikle vurguluyor.

Çocuk odasında fiziksel olarak yalnız olabilir, fakat onu yönlendiren kişi dünyanın başka bir yerinde bulunabilir. Görüntü dijital dolaşıma girdikten sonra müdahale çok daha zor hâle gelir. Cihaz düzeyindeki korumanın amacı bu nedenle mümkün olan durumlarda istismar zincirine daha erken müdahale etmektir.

Apple ve Google'ın mevcut teknolojileri bunun belirli alanlarda yapılabildiğini gösteriyor. Apple'ın İletişim Güvenliği sistemi çıplaklık içerebilecek fotoğraf ve videoları cihaz üzerinde çalışan makine öğrenmesiyle değerlendirebiliyor. Apple, işlemin cihaz üzerinde gerçekleştiğini ve şirketin görüntülere erişmediğini belirtiyor.

Google'ın Google Mesajlar içindeki Hassas İçerik Uyarıları özelliği de çıplaklık içerebilecek resimleri cihaz üzerinde tespit ederek bulanıklaştırabiliyor. Google, bu resimlerin şirkete gönderilmediğini açıklıyor. Mevcut özellik videolarda çalışmıyor.

Burada mahremiyet sınırının korunması şart. Çocukları koruma amacı insanların telefonlarındaki özel içerikleri merkezi biçimde izleyen bir gözetim sistemine dönüşmemeli. İşlemlerin mümkün olduğunca cihaz üzerinde yapılması, gereğinden fazla veri toplanmaması, yaş güvencesinin ölçülü uygulanması ve sistemlerin hangi amaçlarla kullanılabileceğinin hukukla sınırlandırılması gerekiyor.

Çocuğu korumak ile özel hayatı korumak birbirinin alternatifi değildir. İhtiyaç duyulan şey, ikisini birlikte sağlayabilecek güvenli bir dijital mimaridir.

Yapay zekânın hızla yaygınlaşması ise çocuk güvenliği tartışmasını daha da genişletiyor.

Ofcom'un 2026 verilerine göre 8-17 yaşındaki çocukların yüzde 56'sı yapay zekâ kullandığını söylüyor. Bu oran 16-17 yaş grubunda yüzde 66'ya çıkıyor. 8–17 yaş grubundaki çocukların yüzde 11'i ise yapay zekâyı konuşacak biri veya bir arkadaş gibi kullandığını belirtiyor.

Ofcom’un 21 Mayıs 2026 açıklamasında bu oran 8–17 yaş grubunun tamamına aittir. İlk metindeki, oranın yalnız yapay zekâ kullanan çocukları kapsadığı ifadesi düzeltilmiştir.

Bu veri önemli. Yapay zekâ artık çocuk açısından yalnız bilgi aranan bir araç değil. Çocukla konuşabiliyor, sorularını cevaplayabiliyor, tavsiye verebiliyor, içerik önerebiliyor ve görüntü üretebiliyor. Bazı sistemler insan ilişkisini taklit eden uzun ve kişiselleştirilmiş konuşmalar da kurabiliyor.

İngiltere'nin çocukların dijital dünyası üzerine yürüttüğü istişarede de bu konu açık biçimde gündeme geldi. Katılımcılar özellikle yapay zekâ sohbet robotlarının arkadaşlığı taklit etmesi, duygusal bağımlılığı teşvik etmesi, kişiselleştirme, kalıcı hafıza ve veri toplama özellikleri konusunda endişelerini dile getirdi. Hükümet, 18 yaş altındaki çocukların ağırlıklı olarak cinselleştirilmiş içerik sunan yapay zekâ sohbet hizmetlerine erişiminin engellenmesini ve diğer hizmetlerde çocuklara açık cinsel içerik veya cinsel rol yapma özelliklerinin sunulmamasını kararlaştırdı.

Dolayısıyla sosyal medya için yaş sınırı getirip yapay zekâ sistemlerinin çocuklarla nasıl ilişki kuracağını düzenlememek eksik kalır. Akıllı telefonun tasarımını düzenlerken cihazın içindeki yapay zekâ özelliklerini güvenlik politikasının dışında bırakmak da aynı şekilde bütünsel bir koruma sağlamaz.

Türkiye açısından bundan sonraki gündem tam olarak burada başlıyor.

7578 sayılı Kanun'un sosyal ağlara ilişkin hükümleri 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek. Kanun, sosyal ağ sağlayıcıların 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamamasını ve bunun için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almasını öngörüyor. Ayrıca 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçları getiriliyor.

Bu önemli bir başlangıçtır. Ancak çocuk güvenliği politikasının son noktası değildir.

1 Kasım'dan sonra algoritmaları masaya yatırmamız gerekiyor. Çocuğun önüne hangi içeriğin neden getirildiğini, kişiselleştirilmiş önerilerin, sonsuz akışın, otomatik oynatmanın ve bildirimlerin çocuk davranışı üzerindeki etkisini düzenleme konusu yapmalıyız.

Yapay zekâyı da aynı çerçeveye almalıyız. Çocuklarla konuşan, tavsiye veren, kişiselleştirilmiş ilişki kuran, içerik veya görüntü üreten sistemlerin yaş sınırları, veri kullanımı ve güvenlik yükümlülükleri belirlenmeli.

Akıllı telefonun kendisini de bu politikanın dışında bırakamayız. Sosyal medya, algoritmalar ve yapay zekâ çoğu zaman çocuğa aynı cihaz üzerinden ulaşıyor. İşletim sistemi ve cihaz mimarisi bütün bu temasların altyapısını oluşturuyor.

Türkiye bu nedenle çocuklar için güvenli dijital tasarım standardını tartışmalıdır. Sosyal medya erişimi, algoritmik öneriler, kişiselleştirilmiş reklamlar, uygulamalar, veri işleme, cihaz özellikleri ve yapay zekâ hizmetleri ortak bir güvenlik çerçevesinde ele alınmalıdır.

Buradaki amaç teknolojiyi çocukların hayatından çıkarmak değil. Teknolojinin çocukla kurduğu ilişkiyi yaşına uygun ve güvenli hâle getirmektir.

Çocuk yalnız sosyal medyada zarar görmüyor. Algoritmik sistemler onu belirli içeriklere yönlendirebiliyor, yapay zekâ onunla doğrudan ilişki kurabiliyor, akıllı telefon ise bütün bu sistemleri aynı cihaz üzerinde bir araya getiriyor.

Bu nedenle 1 Kasım bir son değil, başlangıç olmalıdır. Sosyal medyadan sonra algoritmaları, yapay zekâyı ve akıllı telefon mimarisini masaya yatırmalıyız.

Çocukları korumak için bütün riskleri birlikte ele alan bir dijital güvenlik sistemine ihtiyacımız var.

Çünkü çocuk bir bütündür. Onu koruyacak sistem de bütünsel olmak zorundadır.

Kaynakça

https://

ofcom.org.uk/siteassets/res

ources/documents/research-and-data/media-literacy-research/children/2026-children-and-parents-report/children-and-parents-media-use-and-attitudes-report-2025-6.pdf

…

https://

ofcom.org.uk/online-safety/

protecting-children/younger-phone-owners-the-rise-of-ai-and-consumption-over-creation-our-latest-look-at-uk-childrens-media-lives

…

https://

gov.uk/government/spe

eches/lisa-nandys-statement-on-protecting-children-online

…

https://

gov.uk/government/new

s/uk-to-have-worlds-strongest-online-child-safety-laws-as-government-prepares-legislation-on-nude-images

…

https://

gov.uk/government/con

sultations/growing-up-in-the-online-world-a-national-consultation/outcome/growing-up-in-the-online-world-government-response-july-2026

…

https://

gov.uk/government/con

sultations/growing-up-in-the-online-world-a-national-consultation/outcome/summary-of-evidence-methodology-and-organisations-who-responded-to-the-consultation-july-2026

…

https://

committees.parliament.uk/oralevidence/1

7809/html/

…

https://

ofcom.org.uk/online-safety/

safety-technology/protective-defaults-for-social-media-platforms

…

https://

iwf.org.uk/annual-data-in

sights-report-2025/hashing-insights/self-generated-imagery/

…

https://

support.apple.com/en-us/105069

https://

support.google.com/messages/answe

r/15724426?hl=tr

…

https://

cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile

/D28/Y4/KanunMetni/9bf93173-7648-4771-ab36-0e45666c423d.htm

…

https://

resmigazete.gov.tr/01.05.2026

@MahinurOzdemir

@tcailesosyal

@a_uraloglu

@UABakanligi

@mfatihkacir

@TCSanayi

@Yusuf__Tekin

@tcmeb

@BTKgovtr

@KVKKurumu

@rtukkurumsal

@Tubitak

@iletisim

@SiberDB

@turkiyeai

@aipaturkey

@TCevheroglu

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →