6 Ekim 2025 tarihli bu düşünce notumda, insanın teknolojiyle ilişkisini 2030’a uzanan bir gelecek tasavvuru üzerinden ele alıyorum. “Biyoteknozeka” sözüyle anlattığım, kesinleşmiş bir takvim değil; insan, beden ve ağ arasındaki ilişkinin nereye gidebileceğine dair yorumum.
23 Eylül 2025 tarihli bu yazımda, yapay zekânın dijital içerik, trafik, fiyat takibi ve sağlık hizmetlerinde kullanımına ilişkin dört öneri sunuyorum. Gündelik hayatı kolaylaştırma beklentimi anlatan bu metin, uygulanmış bir sistemin sonuçlarını bildirmiyor.
24 Ağustos 2025 tarihli bu kısa yorumumda, yapay zekânın film izleme deneyimini değiştirebileceğini düşünüyorum. Karakterlerle diyalog kurulabilecek bir geleceğe ilişkin beklentimi ve Türkiye’nin bu alana yatırım yapması gerektiği görüşümü dile getiriyorum.
26 Haziran 2025 tarihli bu yazımda, kişiye özel haber akışlarının ve küçük dijital toplulukların ortak gündemi nasıl etkilediğini tartışıyorum. Yapay zekâ, sesli haberler ve içerik doğrulama yöntemleri üzerine düşüncelerimi, geleceğe ilişkin öngörülerimle birlikte ele alıyorum. Aynı çalışmanın farklı anlatımları, birbirine karıştırılmadan üç ayrı sürümde korunuyor.
18 Haziran 2025 tarihli iki parçalı bu yazımda, sosyal medyadaki yanlış bilgi ve manipülasyonla mücadele için yerli yapay zekâ sistemleri geliştirilmesini öneriyorum. Kriz dönemlerinde bilginin güvenilirliğini tartışıyor, dijital ortamda hazırlıklı olmanın önemini vurguluyorum. Bu metin, uygulanmış bir sistemi değil, bir politika önerisini anlatıyor.
9 Mayıs 2025 tarihli bu yazımda, yapay zekâ karşısında yalnızca tüketici kalmamak için eğitimde yeni bir yaklaşım gerektiğini savunuyorum. Çocuklara ve gençlere bu teknolojiyi anlamayı, sorgulamayı ve geliştirmeyi öğretmeyi, dönüşüme hazırlanmanın temel adımlarından biri olarak görüyorum.
4 Mayıs 2025 tarihli bu yazımda, kurye kasklarındaki kameraların yapay zekâ desteğiyle acil durumları fark etmeye yardımcı olup olamayacağını tartışıyorum. Bu, uygulanmış bir sistemin haberi değil; altyapısı, mahremiyet koşulları ve yasal çerçevesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir öneri.
Okur, yapay zekânın hazırladığı haber özetlerinden gündemi öğrenirken haber sitesine gitmeyebiliyor. Bu durum, haberi üreten kuruluşun gelirini ve kaynak olarak tanınmasını etkileyebilir. Türkçe gazeteciliğin bu değişimde emeğini, gelirini ve okurla bağını nasıl koruyabileceğini tartışıyorum.
Diğer mecradaki yayım:
X kaynağındaki tarih: · İlk yayım günü olarak kullanılmadı.
Yapay zekâ, bir insanın yüzünü ve sesini taklit ederek hiç söylemediği sözleri ona aitmiş gibi gösterebiliyor. Bu durumda insan kendi kimliğini nasıl koruyacak? İzin ve kişilik hakları tartışması, yalnız ünlüleri değil herkesi ilgilendiriyor.
Diğer mecradaki yayım:
X güncellemesi: · İlk yayım günü olarak kullanılmadı.
TÜİK’in 2026 araştırmasına göre Türkiye’de 16–24 yaş grubunun yaklaşık üçte ikisi metin, görüntü veya ses üreten yapay zekâ araçlarını kullanıyor. İşletmelerde kullanım ise daha sınırlı. Gençlerin bu araçları güvenli kullanması ve bireysel deneyimin üretime nasıl taşınacağı, Türkiye’nin önündeki iki temel soru.
Diğer mecradaki yayım:
X güncellemesi: · İlk yayım günü olarak kullanılmadı.
Türkiye’de yapay zekâ kullanımı yaygınlaşırken bu sistemleri geliştirecek uzmanlık, veri ve hesaplama altyapısına duyulan ihtiyaç da artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu, üniversite ve çocuk araştırmalarından hareketle, yabancı araçları kullanmakla kendi teknolojisini üretmek arasındaki farkı ve Türkiye’nin önündeki seçenekleri ele alıyorum.
Diğer mecradaki yayım:
X güncellemesi: · İlk yayım günü olarak kullanılmadı.