14 Mart 2025 tarihli bu kısa notumda, dış politikadaki gelişmeleri anlamak için Hakan Fidan’ın açıklamalarını dikkatle izlemeyi öneriyorum. Metin, konuşmanın dökümünü değil, kendi izleme deneyimimi ve değerlendirmemi içeriyor.
Sosyal medyada herkesin yayıncıya dönüşmesi, çocukların karşılaştığı içerikler hakkında yeni sorular doğuruyor. 7 Mart 2025 tarihli bu yorumumda, kolay kazanç anlatılarını eleştiriyor; çocukları koruyabilmek için ailelerin dijital ortamı tanıması gerektiğini savunuyorum.
Gazze’de sivillerin yaşadıklarına ve uluslararası toplumun tutumuna dikkat çekiyorum. 3 Mart 2025 tarihli bu İngilizce çağrıda, İsrail’in eylemlerini eleştiriyor ve ABD’nin sorumluluğunu sorguluyorum.
25 Şubat 2025 tarihli bu yorumumda, medya kuruluşlarının sahiplik yapısıyla siyasi tutumları arasındaki ilişkiyi tartışıyorum. ABD’deki seçim mücadelelerini bu açıdan değerlendiriyor ve konunun Türkiye’de daha fazla konuşulmasını savunuyorum.
18 Şubat 2025 tarihli bu yorumumda, araç sayısından hareketle radyonun ulaşabileceği kitleyi düşünüyor ve sesli anlatının kalıcılığını savunuyorum. Buradaki dinleyici sayısı ölçülmüş bir sonuç değil, paylaşımda kurduğum varsayıma dayanıyor.
13 Şubat 2025 Dünya Radyo Günü’nde, çocuklar ve gençler için TRT Dinle üzerinden eğitim içerikleri hazırlanmasını öneriyorum. Bazı derslerin dinleme yoluyla işlenmesini ve radyonun eğitimde daha fazla kullanılmasını savunuyorum.
Başıboş köpek sorununun yalnızca acı olaylardan sonra değil, çözüm bulunana kadar gündemde tutulması gerektiğini savunuyorum. 11 Şubat 2025 tarihli bu değerlendirmemde, insan güvenliğini esas alan politikalar ile medya ve sanatın farkındalık oluşturmadaki rolünü ele alıyorum.
12 Aralık 2024 tarihli bu yazıda, Netflix’in medya okuryazarlığı eğitimlerini kurumsal iletişim ve toplumsal sorumluluk açısından değerlendiriyorum. Bir platformun verdiği eğitimin, kendi içerik politikalarını ne ölçüde sorgulayabileceği üzerinde duruyor; eğitim girişimiyle şirketin yayın tercihleri arasındaki ilişkiyi tartışıyorum.
Bir gezi programı, yıllar sonra bir şehrin hafızasına dönüşebilir. 11 Aralık 2024 tarihli bu yazıda, Şoray Uzun Yolda’nın Halep bölümlerini kültürel hafıza açısından değerlendiriyorum. Gündelik hayatın ve insanlarla kurulan doğal sohbetlerin geçmişi hatırlamadaki önemini anlatıyorum.
11 Aralık 2024 tarihli bu kısa değerlendirmede, Aydın Ünal’ın televizyon yorumculuğunda dikkatimi çeken sadeliği ve düşünsel yaklaşımı ele alıyorum. Yorumlarının izleyiciye farklı açılardan düşünme imkânı sunduğuna ilişkin kişisel görüşümü paylaşıyorum.
9 Aralık 2024 tarihli bu kısa yorumda, Suriye Türkmenlerinin yaşadıklarını daha fazla dinlemek ve hikâyelerine yer vermek gerektiğini söylüyorum. İnsanların gündelik hayatını, kayıplarını ve deneyimlerini görünür kılma çağrısı yapıyorum. Metindeki nüfus tahminlerinin sınırları ayrıca açıklanmıştır.