Yapay zekâda yeni denetim dönemi
Konu ve bağlam
ABD’de gelişmiş yapay zekâ modellerine erişimin sınırlandırılması, modellerin piyasaya çıkmadan incelenmesi ve kritik olayların devlete bildirilmesine yönelik teklif, yeni bir denetim tartışması doğuruyor. Yazı, bu ayrı adımları güvenlik ihtiyacı ile dışa bağımlılık riski açısından inceliyor; yasa teklifini yürürlükteki bir yükümlülük olarak sunmuyor.

Bu yazıda · Bölümlere git
Yapay zekâda yeni denetim dönemi
ABD’nin Anthropic’in iki ileri yapay zekâ modeline yabancı uyrukluların erişimini durdurmasının ardından OpenAI’den yeni modelini kademeli biçimde piyasaya sürmesi istendi. Kongreye sunulan yeni yasa teklifi ise kritik yapay zekâ olaylarının devlete bildirilmesini öngörüyor. Peş peşe gelen adımlar, ileri yapay zekânın sıradan bir dijital hizmet olmaktan çıkarak devletlerin denetlediği stratejik bir güç alanına dönüştüğünü gösteriyor.
ABD, en gelişmiş yapay zekâ modellerinin kimler tarafından kullanılabileceği, piyasaya nasıl sürüleceği ve ortaya çıkan güvenlik sorunlarının hangi şartlarda devlete bildirileceği konusunda yeni bir düzen kuruyor.
Bu düzenin üç temel ayağı belirginleşmeye başladı: Modeller kamuya açılmadan önce devlet kurumlarının incelemesine sunulacak, en güçlü kabiliyetlere yalnızca “güvenilir kullanıcılar” erişebilecek ve kritik olaylar şirketlerin iç kayıtlarında tutulmayarak devlete bildirilecek.
Burada söz konusu olan, ABD’nin bütün yapay zekâ uygulamalarını yabancılara yasaklaması değil. İlk büyük müdahale, Anthropic’in siber güvenlik alanında ileri kabiliyetlere sahip Fable 5 ve Mythos 5 modelleriyle sınırlı tutuldu. Ancak bu kararın uyruk temelinde alınması ve ABD içindeki yabancı çalışanları dahi kapsaması, ileri yapay zekâya erişimde yeni bir dönemin başladığını gösterdi.
Önce devlet incelemesi
Beyaz Saray’ın 2 Haziran 2026’da yayımladığı kararname, yapay zekâ şirketlerinin en gelişmiş modellerini “güvenilir ortaklara” açmadan önce federal kurumlara 30 güne kadar erken erişim sağlayabileceği gönüllü bir inceleme sistemi kurulmasını istedi.
Bu süreçte modellerin siber saldırılarda kullanılma, kritik altyapıyı tehdit etme ve askerî amaçlarla kötüye kullanılma ihtimallerinin incelenmesi hedefleniyor. Beyaz Saray, uygulamanın zorunlu bir lisans veya devlet izni anlamına gelmediğini özellikle belirtiyor.
Ancak haziran ayındaki gelişmeler, gönüllü görünen sistemin fiilen modelin ne zaman ve kimlere açılacağını etkileyen güçlü bir devlet denetimine dönüştüğünü ortaya koydu.
OpenAI, Anthropic, Google DeepMind, Microsoft ve xAI gibi büyük şirketlerin yeni modelleri için federal yönetime erken erişim sağlamayı kabul ettiği bildirildi. Meta’nın aynı sisteme henüz katılmaması üzerine ABD yönetiminin şirkete modellerini güvenlik değerlendirmesine açması yönünde baskı yaptığı Reuters tarafından aktarıldı.
Devletin rolü böylece yalnızca bir güvenlik olayı yaşandıktan sonra müdahale etmekten çıkıyor; model daha piyasaya sürülmeden önce kabiliyetlerini inceleme noktasına ilerliyor.
Anthropic’in modellerine yabancı erişimi durduruldu
ABD yönetimi, 12 Haziran’da Anthropic’e gönderdiği talimatla Fable 5 ve Mythos 5 modellerine bütün yabancı uyrukluların erişimini durdurmasını istedi.
Talimat yalnızca ABD dışındaki kullanıcıları değil, ABD’de yaşayan yabancıları ve Anthropic’in Amerikan vatandaşı olmayan çalışanlarını da kapsadı.
Şirket, yüz milyonlarca kullanıcının uyruğunu kısa sürede doğrulayabilecek bir sistem kuramadığı için iki modeli bütün müşterilerine kapattığını açıkladı. Anthropic’in diğer modelleri ise karardan etkilenmedi.
ABD Ticaret Bakanlığı, modellerin Çin, Rusya veya başka ülkelerin askerî istihbarat birimlerinin eline geçmesinden endişe edildiğini bildirdi. Hükümet ayrıca Fable 5’in güvenlik önlemlerinin belirli bir yöntemle aşılabildiğini ve modelin yazılım açıklarını bulmakta kullanılabileceğini değerlendirdi.
Anthropic ise kendisine ayrıntılı ve yazılı teknik kanıt sunulmadığını savundu. Şirkete göre hükümetin gösterdiği güvenlik aşımı, daha önce bilinen az sayıdaki basit yazılım açığının tespit edilmesiyle sınırlıydı ve aynı açıklar kamuya açık başka modeller tarafından da bulunabiliyordu.
Şirket, bu ölçütün bütün sektöre uygulanması hâlinde yeni ve güçlü yapay zekâ modellerinin piyasaya sürülmesinin neredeyse imkânsızlaşacağını ileri sürdü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 19 Haziran’da Anthropic’i artık millî güvenlik tehdidi olarak görmediğini söylemesi ise sürecin teknik ölçütler kadar siyasî takdire de bağlı olduğunu gösterdi. Trump’ın yaklaşımındaki yumuşamaya rağmen, modellerin erişimi konusunda yaşanan sorun bütünüyle çözüme kavuşmadı.
Bu tablo, ileri yapay zekâya erişimin öngörülebilir ve bütün şirketlere eşit uygulanan kurallardan çok, şirket ile devlet arasında yürütülen kapalı görüşmelerle belirlenmesi riskini ortaya çıkarıyor.
OpenAI’ye kademeli piyasaya sürme talebi
ABD’nin müdahalesinin Anthropic’le sınırlı olmadığı 25 Haziran’da ortaya çıktı.
Reuters’ın konuya yakın bir kaynağa ve The Information’ın haberine dayandırdığı bilgiye göre ABD yönetimi, OpenAI’den GPT-5.6 modelini doğrudan geniş kullanıma açmak yerine seçilmiş ortaklarla sınırlı bir ön izleme döneminden geçirmesini istedi.
Habere göre ön izleme sürecinde müşterilerin erişimi, Ulusal Siber Direktörlük ve Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisiyle koordinasyon içinde tek tek değerlendirilecek.
Bu bilgi henüz resmî bir karar metniyle açıklanmış değil. Ancak OpenAI’ye yönelik kademeli piyasaya sürme talebi, devletin yalnızca modelin teknik güvenliğini değil, ilk kullanıcılarının kim olacağını da belirlemeye yöneldiğini gösteriyor.
“Güvenilir kullanıcı” sistemi şirketlerde başlamıştı
Gelişmiş yapay zekâya kademeli erişim modeli aslında devlet müdahalesinden önce şirketler tarafından uygulanmaya başlanmıştı.
OpenAI, “Trusted Access for Cyber” adı verilen programıyla en gelişmiş siber güvenlik kabiliyetlerini kimliği ve çalışma alanı doğrulanmış uzmanlara açıyor. Kullanıcıların savunma amaçlı çalıştıklarını göstermeleri ve belirli güvenlik koşullarını karşılamaları gerekiyor.
Anthropic de “Project Glasswing” programı kapsamında Mythos modelini kritik altyapı işletmecileri, kamu kurumları ve siber güvenlik kuruluşlarından oluşan sınırlı bir gruba sundu. Program haziran ayında 15’ten fazla ülkedeki yaklaşık 150 kuruma genişletildi.
Bu uygulamalar, ileri yapay zekâ pazarında erişimin artık yalnızca abonelik satın alarak elde edilen sıradan bir tüketici hakkı olmadığını gösteriyor. Kullanıcının kimliği, çalıştığı kurum ve kullanım amacı, hangi model kabiliyetlerine ulaşabileceğini belirliyor.
Ancak burada yeni bir güç sorunu ortaya çıkıyor. “Güvenilir kullanıcı”nın kim olduğuna teknoloji şirketleri karar verdiğinde, bu şirketler yalnızca model geliştiren ekonomik aktörler olmaktan çıkıyor; hangi ülkenin, kurumun ve uzmanın en gelişmiş bilgi araçlarına erişebileceğini belirleyen özel düzenleyicilere dönüşüyor.
Yapay zekâ erişimi G7’de diplomasi konusu oldu
ABD’nin yabancı erişimini durdurması, müttefik ülkeleri de harekete geçirdi.
G7 liderleri, haziran ayında Fransa’da düzenlenen zirvede belirli ülke ve şirketlere “güvenilir ortak” statüsü verilerek ileri Amerikan modellerine erişim sağlanmasını görüştü.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, özellikle siber güvenlik açıklarını bulabilen Anthropic Mythos modeline ABD dışından erişimin genişletilmesi konusunda ilerleme beklediğini söyledi.
Bu gelişme, yapay zekâya erişimin şirket ile müşteri arasındaki ticari ilişki olmaktan çıkarak devletler arası müzakere konusu hâline geldiğini gösteriyor.
Gelecekte ileri modellere erişim; abonelik ücretinden çok müttefiklik ilişkisine, ihracat iznine, güvenlik anlaşmalarına ve siyasî güvene bağlı olabilir. Yapay zekâ pazarı böylece Amerikan, Çin, Avrupa ve diğer teknoloji ekosistemlerinin oluşturduğu erişim bölgelerine ayrılabilir.
Kritik olaylar devlete bildirilecek
ABD bir taraftan en güçlü modelleri kimlerin kullanacağını sınırlandırırken diğer taraftan şirketlerin sistemlerinde ortaya çıkan tehlikeleri devlete bildirmesini zorunlu hâle getirmeye hazırlanıyor.
ABD Temsilciler Meclisi üyesi Nathaniel Moran’ın 25 Haziran’da sunduğu Yapay Zekâ Olay Bildirim Yasası, kapsama alınacak şirketlerin tehlikeli model davranışlarını ve güvenlik ihlallerini yedi gün içinde Ticaret Bakanlığına bildirmesini öngörüyor.
Modelin insan denetiminden kaçmaya çalışması, güvenlik önlemlerini aşması, değerlendiricileri aldatması, kapatılmaya direnmesi, model ağırlıklarının çalınması veya kritik altyapıya yönelik saldırıları kolaylaştırması bildirim kapsamına giriyor.
Kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer veya patlayıcı silahların geliştirilmesine yardımcı olabilecek kabiliyetler de devlete bildirilecek.
En ağır olayların Ticaret Bakanlığı tarafından 48 saat içinde Kongre liderlerine iletilmesi öngörülüyor. Bildirim yükümlülüğünü ihlal eden şirketlere 2 milyon dolara kadar para cezası uygulanabilecek.
Teklif henüz yasalaşmadı. Ancak yapay zekâ güvenliğini şirketlerin gönüllü açıklamalarından çıkararak hukukî bir yükümlülüğe dönüştürmesi bakımından önemli bir değişime işaret ediyor.
Devlet alarm sistemi kuruyor, düğme şirkette kalıyor
Yasa teklifinin temel açığı, hangi davranışın bildirilmesi gereken gerçek bir güvenlik olayı olduğuna ilk aşamada yine şirketlerin karar vermesidir.
Şirket bir davranışı geçici anormallik, yanlış alarm veya yalnızca test ortamında oluşan sonuç şeklinde sınıflandırırsa bildirim mekanizması devreye girmeyebilir.
Bu nedenle olay bildirimi bağımsız model testleri ve dış denetimle tamamlanmalıdır. Güvenlik açıklarını bulmak için sistemi zorlayan kırmızı ekip testleri yapılmalı; çalışanların sorunları güvenle bildirebileceği kanallar kurulmalıdır.
Aksi hâlde devlet bir alarm sistemi kurarken alarm düğmesini büyük ölçüde şirketlerin elinde bırakmış olur.
Teklifin şirketler tarafından sunulan raporları geniş ölçüde gizli tutması da ayrı bir sorun oluşturuyor. Düzenleme şirketleri erken bildirime teşvik edebilir; ancak devletin öğrendiği tehlikelerden kamuoyunun, bağımsız araştırmacıların ve zarar gören insanların ne ölçüde haberdar olacağı belirsiz kalıyor.
Şirket devlete ne olduğunu bildirecek, devlet bilgiyi koruyacak; fakat toplum modelin hangi tehlikeleri ürettiğini ve şirketin güvenlik önlemlerinin ne kadar başarısız olduğunu göremeyebilecek.
Güvenlik adına erişimi kapatmak güvenliği zayıflatabilir
Fable ve Mythos gibi modeller çift kullanımlı sistemlerdir. Bir taraftan saldırganların yazılım açıklarını daha hızlı bulmasına yardımcı olabilirken diğer taraftan savunma ekiplerinin aynı açıkları saldırı gerçekleşmeden kapatmasını sağlayabilir.
Nvidia ve Adobe dâhil büyük şirketlerde görev yapan 50’den fazla siber güvenlik yöneticisi, Anthropic modellerine getirilen kısıtlamaların kaldırılması için ABD yönetimine çağrıda bulundu. Uzmanlar, modellerin kapatılmasının savunma ekiplerini zayıflatabileceğini ve Çin merkezli alternatif sistemlerin gelişimini hızlandırabileceğini savundu.
Beş Göz istihbarat ittifakı da ileri modellerin siber saldırı ve savunma kapasitesini yıllar içinde değil, aylar içinde değiştirebileceği uyarısında bulundu. İttifak, yalnızca saldırganların önlenmesine değil, savunma kurumlarının bu araçları hızla kullanabilmesine de dikkat çekti.
Dolayısıyla çözüm, bütün kullanıcılara sınırsız erişim ile herkese tam yasak arasında kurulmalıdır. Kullanım amacı, erişilen kabiliyet, kurumun güvenilirliği ve denetim seviyesi birlikte değerlendirilmelidir.
RUSI’nin Mayıs 2026’da yayımladığı çalışma da ileri modellere üçüncü taraf erişiminin tamamen kapatılması yerine, farklı erişim seviyeleri ve güvenlik kontrolleriyle düzenlenmesini öneriyor. Buna göre erişim süreli, kayıtlı, sınırlı yetkili ve denetlenebilir olmalıdır.
Uyruk güvenilirliğin doğru ölçüsü mü?
ABD’nin Anthropic’e yönelik kararı, kişinin bulunduğu ülkeyi değil uyruğunu esas aldı. Böylece aynı kurumda çalışan ve aynı güvenlik soruşturmasından geçen iki kişiden biri Amerikan vatandaşı olduğu için modele erişebilirken diğeri yabancı olduğu için sistem dışında kalabiliyor.
Ancak vatandaşlık, bir kişinin niyetini veya güvenilirliğini tek başına göstermez. Kötü niyetli bir Amerikan vatandaşı sisteme erişebilirken müttefik bir ülkedeki güvenilir araştırmacı erişimden mahrum kalabilir.
Bu nedenle uyruk, millî güvenlik bakımından kolay uygulanabilir fakat yetersiz bir ölçüttür.
Daha kalıcı bir güvenlik sistemi; pasaportun yanı sıra kişinin çalıştığı kurumu, erişim amacını, teknik yetkisini, geçmişini ve faaliyetlerinin denetlenebilirliğini dikkate almalıdır.
Aksi hâlde yapay zekâ güvenliği, gerçek riskleri ölçmek yerine insanları vatandaşlıklarına göre ayıran yeni bir dijital sınır düzenine dönüşebilir.
Avrupa tek modele bağımlılığı azaltıyor
ABD’nin erişim kısıtları Avrupa’da dijital egemenlik tartışmasını hızlandırdı.
Reuters’ın 22 Haziran tarihli araştırmasına göre Siemens, Renault, Orange ve ChapsVision gibi şirketler herhangi bir sağlayıcının hizmeti kesmesi ihtimaline karşı Amerikan, Avrupa ve Çin modellerini birlikte kullanıyor.
Avrupalı şirketlerin çıkardığı temel ders, dijital egemenliğin bütün yabancı teknolojileri reddetmek değil, tek bir şirkete veya devlete bağımlı kalmamak olduğudur.
Orange, yabancı bir modelin Avrupa’daki yerel altyapıda çalıştırılması ile uzaktan Amerikan sunucularından hizmet alınması arasındaki farka dikkat çekiyor. Yerel olarak çalıştırılan açık ağırlıklı modelin erişimi başka bir devletin idarî kararıyla kapatılamazken, uzaktan sunulan kapalı bir hizmet tek taraflı olarak durdurulabilir.
İtalya merkezli Domyn’in bir yıl içinde yerel altyapıda çalıştırılabilecek tamamen açık kaynaklı bir sınır modeli geliştireceğini açıklaması da Avrupa’nın bu arayışının son örneklerinden biridir.
ABD’nin erişim kısıtları yalnızca güvenliği sağlamıyor; diğer ülkeleri kendi modellerini ve altyapılarını geliştirmeye de teşvik ediyor.
Amerikan kısıtlamaları Çinli alternatifleri hızlandırabilir
İleri modellere yönelik kısıtlamalar Çin’deki teknoloji şirketlerinin çalışmalarını da hızlandırıyor.
Çinli siber güvenlik şirketi 360 Security Technology, Anthropic Mythos’a benzer biçimde yazılım açığı bulabilen ve siber olaylara müdahale edebilen iki yapay zekâ aracı geliştirdiğini duyurdu. Şirketin açıkladığı sonuçlar Reuters tarafından bağımsız biçimde doğrulanmış değil.
Çinli
http://
Z.ai şirketinin yeni GLM modelinin bazı yazılım geliştirme ve yapay zekâ ajanı ölçümlerinde Amerikan kapalı modellerine yaklaştığı da bildirildi.
Bu gelişmeler, aşırı erişim kısıtlarının Amerikan teknolojisini korurken rakip ülkelerin kendi açık ve yerel sistemlerini geliştirmesini hızlandırabileceğini gösteriyor.
ABD bir taraftan kabiliyetlerinin dışarıya aktarılmasını önlemeye çalışırken diğer taraftan küresel müşterileri Amerikan modellerine alternatif aramaya yöneltebilir.
Avrupa’nın olay bildirimi anlayışı daha geniş
Amerikan düzeni ağırlıklı olarak millî güvenlik, siber saldırı, model hırsızlığı ve silah geliştirme risklerine odaklanıyor.
Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası ise sistemik risk taşıyan genel amaçlı modeller için model değerlendirmesi, risk azaltma, siber güvenlik ve ciddi olayların Avrupa Yapay Zekâ Ofisine bildirilmesi yükümlülüklerini birlikte ele alıyor.
OECD’nin ortak yapay zekâ olay bildirim çerçevesi de olayları yalnızca askerî veya siber tehditlerle sınırlamıyor. Çerçeve, yapay zekânın insanlar, toplum ve çevre üzerindeki etkilerini değerlendiren 29 ayrı ölçüt öneriyor.
Bu yaklaşım önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Yapay zekâ güvenliği yalnızca modelin insan denetiminden kaçması veya kritik altyapıya saldırması değildir.
Çocukların sohbet sistemleri tarafından yönlendirilmesi, yapay zekâ üretimi dezenformasyon, seçimlere müdahale, ayrımcılık, biyometrik gözetim ve medya düzeninin manipüle edilmesi de ciddi yapay zekâ olaylarıdır.
Sosyal medya çağında yanlış bilgi hızlanıyordu. Yapay zekâ çağında ise yanlış bilgi üretiliyor, kişiselleştiriliyor ve cevap biçiminde otorite hissiyle dolaşıma sokuluyor.
Türkiye açısından asıl ders
Türkiye açısından mesele yalnızca kendi büyük dil modelini geliştirmek değildir.
Kullanılan modelin hangi ülkenin hukukuna tabi olduğu, erişimin kim tarafından kesilebildiği, sistemde ortaya çıkan olayların hangi devlete bildirildiği ve kullanıcıların hangi ölçütlerle dışarıda bırakıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Kamu kurumları, bankalar, hastaneler, savunma sanayii, medya kuruluşları ve kritik altyapılar tek bir yabancı ve uzaktan yönetilen yapay zekâ hizmetine bağımlı hâle getirilmemelidir.
Türkiye, yerli modelleri ve veri merkezlerini geliştirirken açık ağırlıklı sistemleri, çoklu model mimarisini ve bir hizmet kesildiğinde başka modele geçebilecek yedekleme düzenini de kurmalıdır.
Gelişmiş yapay zekâ sistemleri için millî olay bildirim mekanizması oluşturulmalıdır. Ancak bu sistem yalnızca şirketlerin kendi beyanına bırakılmamalı; bağımsız model testleri, kırmızı ekip çalışmaları, teknik denetim laboratuvarları ve çalışanlar için güvenli bildirim kanallarıyla desteklenmelidir.
Zarar tanımı yalnızca siber saldırı, model hırsızlığı ve silah geliştirme riskiyle sınırlandırılmamalıdır. Çocuk güvenliği, seçim güvenliği, yapay zekâ üretimi dezenformasyon, medya düzeninin manipüle edilmesi ve toplumsal algı yönetimi de bilişsel güvenlik kapsamında değerlendirilmelidir.
ABD’nin attığı adımlar açık bir gerçeği ilan ediyor: Yapay zekâ artık bütün dünyaya aynı şartlarla sunulan tarafsız bir dijital hizmet değildir. Devletlerin önceden incelediği, kimlerin kullanacağına karar verdiği, müttefikleriyle paylaşmayı müzakere ettiği ve gerektiğinde sınır ötesi erişimini durdurduğu stratejik bir güç alanıdır.
Yeni dönemde dijital egemenlik yalnızca yapay zekâ üretmek değildir. Kullanılan modele erişimin başka bir devletin tek kararıyla kesilmesini önlemek, modelin içindeki tehlikeyi bağımsız biçimde ölçmek ve insanı, toplumu, kültürü ve kamusal hakikati koruyacak millî denetim kapasitesini kurmaktır.
Kaynakça
1. Beyaz Saray, “Promoting Advanced Artificial Intelligence Innovation and Security”, 2 Haziran 2026:
https://
whitehouse.gov/presidential-a
ctions/2026/06/promoting-advanced-artificial-intelligence-innovation-and-security/
…
2. Beyaz Saray, kararname bilgi notu, 2 Haziran 2026:
https://
whitehouse.gov/fact-sheets/20
26/06/fact-sheet-president-donald-j-trump-promotes-advanced-artificial-intelligence-innovation-and-security/
…
3. Anthropic, Fable 5 ve Mythos 5 erişim talimatına ilişkin açıklama, 12 Haziran 2026:
https://
anthropic.com/news/fable-myt
hos-access
…
4. Reuters, “US saw risk of Anthropic models being diverted to foreign military intelligence”, 15 Haziran 2026:
https://
reuters.com/technology/ant
hropic-us-officials-meeting-monday-resolve-dispute-over-export-curbs-2026-06-15/
…
5. Reuters, “Trump tells Axios he no longer views Anthropic as national security threat”, 19 Haziran 2026:
https://
reuters.com/world/us/trump
-tells-axios-he-no-longer-views-anthropic-national-security-threat-2026-06-19/
…
6. Reuters, “US presses Meta to agree to AI reviews as security concerns rise”, 23 Haziran 2026:
https://
reuters.com/world/us/us-pr
esses-meta-agree-ai-reviews-security-concerns-rise-nyt-reports-2026-06-23/
…
7. Reuters, OpenAI’nin yeni modelinin kademeli olarak piyasaya sürülmesine ilişkin haber, 25 Haziran 2026:
https://
reuters.com/business/trump
-administration-asks-openai-stagger-release-new-model-information-reports-2026-06-25/
…
8. OpenAI, “Trusted Access for Cyber”, 5 Şubat 2026:
https://
openai.com/index/trusted-
access-for-cyber/
…
9. Anthropic, “Expanding Project Glasswing”, 2 Haziran 2026:
https://
anthropic.com/news/expanding
-project-glasswing
…
10. Reuters, G7’de “güvenilir ortaklar” görüşmesi, 16 Haziran 2026:
https://
reuters.com/legal/governme
nt/g7-leaders-discuss-trusted-partners-access-cutting-edge-us-ai-models-sources-say-2026-06-16/
…
11. Nathaniel Moran, Yapay Zekâ Olay Bildirim Yasası açıklaması, 25 Haziran 2026:
https://
moran.house.gov/news/documents
ingle.aspx?DocumentID=2785
…
12. Yapay Zekâ Olay Bildirim Yasası tam metni:
https://
moran.house.gov/uploadedfiles/
moratx_051_xml-final-_ai_incident_reporting_act.pdf
…
13. Reuters, siber güvenlik yöneticilerinin Anthropic kısıtlamalarına itirazı, 15 Haziran 2026:
https://
reuters.com/legal/litigati
on/cyber-leaders-urge-us-lift-curbs-anthropics-security-models-2026-06-15/
…
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.