İşçiler kendi işlerini öğrenen robotları eğitiyor
Konu ve bağlam
The Guardian’ın araştırması, Hindistan’daki bazı fabrika işçilerinin çalışma görüntülerinin robot eğitiminde kullanılmak üzere toplandığını aktarıyor. Haberde işçilerin bilgilendirilmesi ve görüntülerden doğan gelire katılması konusunda yöneltilen sorulardan hareketle emek, rıza ve veri hakkını tartışıyorum.

Bu yazıda · Bölümlere git
İşçiler kendi işlerini öğrenen robotları eğitiyor
Hindistan’da fabrika işçileri, yapay zekâ sistemlerini ve insanların yaptığı fiziksel işleri öğrenmesi amaçlanan robotları eğitmek için başlarına kamera takılarak çalışırken kaydediliyor. İşçilerin el hareketleri, beden kullanımı ve yıllar içinde kazandıkları mesleki beceriler, küresel robotik sektörünün ticari eğitim verisine dönüştürülüyor.
The Guardian’ın 24 Haziran 2026’da yayımladığı araştırmaya göre Hindistan’ın beş eyaletindeki altı fabrikada çalışan işçiler; dikim, montaj, ürün ayırma, katlama ve taşıma gibi işleri yaparken baş kameraları veya akıllı gözlüklerle kayıt altına alındı.
İşçilerin gözünden çekilen bu görüntüler, insan hareketlerinin makine tarafından öğrenilebilmesi için temizleniyor, sınıflandırılıyor ve robotik şirketlerine sunulabilecek veri kümelerine dönüştürülüyor.
Araştırmada görüşülen bazı işçiler, görüntülerin yapay zekâ ve robot eğitiminde kullanılacağının kendilerine açıklanmadığını söyledi. Altı fabrikada incelenen çalışanların, ürettikleri görüntü verisi karşılığında normal ücretlerinin dışında ayrıca ödeme almadığı belirtildi.
The Guardian’ın görüştüğü yedi teknoloji şirketinden hiçbiri, işçilerden doğrudan rıza aldığını bildirmedi. Bazı şirketler gerekli izinlerin fabrika yönetimleri üzerinden alındığını savundu.
Böylece işçinin bedeninden, tecrübesinden ve çalışma biçiminden çıkarılan ekonomik değer; fabrikalar, veri şirketleri ve robotik girişimleri arasında dolaşıma girerken işçi çoğu zaman bu değer zincirinin dışında kalıyor. [1]
Robotların yeni eğitim kaynağı: İnsan hareketi
Büyük dil modelleri kitaplar, haberler, internet siteleri ve diğer dijital metinlerle eğitildi. Gerçek dünyada çalışacak robotların ise yalnızca metne değil, insanların fiziksel işleri nasıl yaptığını gösteren büyük miktarda görüntüye ihtiyacı bulunuyor.
Bir robotun kumaşı hangi noktadan tutacağını, bir parçayı hangi açıyla yerleştireceğini, ürünü düşürmeden nasıl taşıyacağını veya bir hata karşısında hareketini nasıl düzelteceğini öğrenebilmesi için insan hareketlerinin ayrıntılı biçimde kaydedilmesi gerekiyor.
Robotik sektöründe “birinci kişi verisi” olarak adlandırılan bu kayıtlar, çalışanların kendi gözlerinden gördükleri ortamı ve elleriyle gerçekleştirdikleri hareketleri birlikte gösteriyor.
Bu nedenle fabrikalar, depolar, restoranlar, mutfaklar ve evler aynı zamanda yapay zekâ sistemlerinin eğitim alanlarına dönüşüyor.
Hindistan’daki gelişme, insan emeğinin yapay zekâ çağında yalnızca üretimin değil, makine öğreniminin de temel girdilerinden biri hâline geldiğini gösteriyor.
İşçi hem ürünü hem veriyi üretiyor
Geleneksel üretim düzeninde işçi, emeğinin karşılığında fiziksel bir ürün veya hizmet ortaya çıkarıyor. Yeni düzende ise aynı çalışma süreci ikinci bir değer daha üretiyor: veri.
İşçi önce fabrikadaki ürünü üretiyor. Aynı anda hareketlerinin görüntü kaydını oluşturuyor. Son olarak yıllar içinde kazandığı mesleki bilgisini, gelecekte benzer görevleri yerine getirmesi beklenen robotların kabiliyetine dönüştürüyor.
Ancak işçinin aldığı ücret çoğunlukla yalnızca fiziksel üretimin karşılığı olarak belirleniyor.
El becerisi, beden hafızası ve iş yapma yöntemi bir veri kümesine dönüştürüldüğünde bu kayıtlar defalarca kullanılabilen, farklı şirketlere sunulabilen ve birden fazla robot modelinin eğitiminde değerlendirilebilen kalıcı bir teknoloji varlığı hâline geliyor.
Bu nedenle tartışma yalnızca robotların gelecekte kaç kişinin işini devralacağıyla sınırlı değil.
Temel mesele, işçinin mesleki bilgisinden elde edilen verinin mülkiyetinin kime ait olacağı ve bu verinin oluşturduğu ekonomik değerin nasıl paylaşılacağıdır.
Ücret ödemek ve izin almak mümkün
Robot eğitim verisinin hangi şartlarda toplanacağı konusunda farklı uygulamalar da bulunuyor.
Silicon Valley merkezli Human Archive adlı girişim, Hindistan’da ev hizmetleri, otel ve restoran sektörlerindeki çalışanlara kamera donanımlı başlıklar takarak birinci kişi görüntüleri topluyor.
TechCrunch’ın aktardığına göre şirket, veri toplama sürecine katılan çalışanlara saatlik bir dolar ödüyor. Şirket ayrıca müşterilere daha düşük ücret karşılığında görüntülü hizmet veya tam ücret karşılığında kayıtsız hizmet arasında seçim sunduğunu belirtiyor. Human Archive, farklı bölgelerde binden fazla etkin başlık bulunduğunu açıklıyor. [2]
Bu örnek, çalışanların bilgilendirilmesinin, müşterilerden izin alınmasının ve veri üretimi karşılığında ayrıca ödeme yapılmasının teknik olarak mümkün olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla işçinin bilgilendirilmemesi veya veri emeğinin karşılıksız bırakılması teknolojik bir zorunluluk değil; veri toplama zincirinde benimsenen ekonomik ve idari bir tercihtir.
Bununla birlikte saatlik ödeme yapılması da sorunu bütünüyle çözmüyor. Bir saatlik görüntü, çok sayıda robotun eğitiminde yıllarca kullanılabilecek ticari bir varlığa dönüşebilir. İşçiye yapılan tek seferlik ödeme ile verinin uzun vadeli ekonomik değeri arasında ciddi bir fark oluşabilir.
Bu nedenle telif, gelir paylaşımı veya belirli kullanım alanlarıyla sınırlandırılmış lisans modelleri de tartışılmalıdır.
Eğitim kamerası gözetim aracına dönüşebilir
Kamera kayıtlarının kullanımı yalnızca robot eğitimiyle sınırlı kalmayabilir.
The Guardian’ın aktardığı belgelere göre bazı şirketler görüntüler üzerinden çalışanların aktif çalışma sürelerini, boşta kaldıkları zamanları ve iş arkadaşlarıyla ne kadar konuştuklarını gösteren üretkenlik raporları hazırladı. Bazı raporlarda çalışanlar ayrı ayrı sıralandı. [1]
Böylece robot eğitimi için takılan kamera, aynı anda işçiyi sürekli izleyen ve davranışlarını değerlendiren bir yönetim aracına dönüşebiliyor.
Bu durum, veri toplama amacıyla performans denetimi amacı arasındaki sınırın kolaylıkla ortadan kalkabileceğini gösteriyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü, 21 Nisan 2026’da yapay zekânın imalat sanayisindeki etkilerine ilişkin ilk üçlü sonuç belgesini kabul etti. Hükümet, işveren ve işçi temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan belge, yapay zekâ kullanımının çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlandıracak biçimde ve sosyal diyalog içinde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. [3]
Yapay zekâ sistemlerinin iş yerlerine kurulması yalnızca teknik verimlilik kararı olarak görülemez. Bu sistemler çalışma temposunu, ücretleri, mahremiyeti, iş güvenliğini, performans değerlendirmesini ve işten çıkarma kararlarını etkileyebilir.
İşçinin rızası gerçekten özgür mü?
İşçi ile işveren eşit pazarlık gücüne sahip iki taraf değildir.
Çalışan, kamera takmayı reddettiğinde işini, vardiyasını veya yöneticisiyle ilişkisini kaybetmekten çekiniyorsa verdiği onayın gerçekten özgür olup olmadığı tartışmalıdır.
İşçiye yalnızca görüntü kaydı yapılacağının bildirilmesi de yeterli değildir.
Kayıtların hangi amaçla toplandığı, kimlere aktarılacağı, ne kadar süre saklanacağı, hangi modellerin eğitiminde kullanılacağı ve daha sonra performans denetimine dönüştürülüp dönüştürülmeyeceği açıkça anlatılmalıdır.
Bir çalışanın kamera kaydına izin vermesi, görüntülerinin süresiz ve sınırsız biçimde ticari yapay zekâ eğitiminde kullanılmasına otomatik olarak izin verdiği anlamına gelmemelidir.
Rıza; belirli, bilgilendirilmiş, özgür iradeye dayanan ve gerektiğinde geri alınabilen bir tercih olmalıdır.
Türkiye’de hukukî boşluk büyümeden önlem alınmalı
Türkiye’de çalışanların görüntülerinin kaydedilmesi açık biçimde kişisel veri işleme faaliyetidir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, 8 Haziran 2026 tarihli duyurusunda iş yeri kameralarının belirli, açık ve meşru amaçlarla kullanılması gerektiğini bildirdi. Kurum, görüntülerin amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü biçimde işlenmesini; çalışanların bilgilendirilmesini ve kayıtların yalnızca gerekli süre boyunca saklanmasını istedi. [4]
Kurum ayrıca kameraların çalışanların verimliliğini izlemek, disiplini artırmak veya genel kontrol sağlamak gibi soyut amaçlarla kullanılmasının meşru kabul edilemeyeceğini belirtti.
Bu çerçeve, iş yerindeki görüntü kayıtlarına ilişkin önemli korumalar getiriyor. Ancak işçinin beden hareketlerinden ve mesleki bilgisinden oluşturulan robot eğitim verisinin ekonomik değerinin kime ait olacağı sorusuna tek başına cevap vermiyor.
Türkiye’de bu alan yaygınlaşmadan önce iş hukuku, kişisel verilerin korunması ve yapay zekâ düzenlemeleri birlikte ele alınmalıdır.
İşçiye kaydın gerçek amacı açıkça anlatılmalı, sendika veya işçi temsilcileri sürece dâhil edilmeli ve robot eğitim verisi üretimi fiziksel üretimden ayrı bir emek faaliyeti olarak değerlendirilmelidir.
Görüntülerin yurt dışına aktarılması, başka şirketlere satılması ve farklı yapay zekâ modellerinin eğitiminde yeniden kullanılması da özel şartlara bağlanmalıdır.
Eğitim amacıyla toplanan kayıtların sonradan performans ölçümü, disiplin veya işten çıkarma kararlarında kullanılmasına açık sınırlar getirilmelidir.
Yüksek ekonomik değer taşıyan veri kümelerinde yalnızca tek seferlik ödeme değil, pay, lisans veya telif benzeri değer paylaşımı yöntemleri tartışılmalıdır.
Yapay zekâ çağının yeni emek sorusu
Hindistan’daki fabrikalarda yaşananlar, yapay zekâ çağındaki emek tartışmasının yeni cephesini gösteriyor.
İşçi artık yalnızca makineyle rekabet etmiyor. Kendi beden hareketleri, çalışma biçimi ve mesleki bilgisiyle makinenin öğrenme sürecini de mümkün kılıyor.
İnsanın yıllar içinde oluşturduğu bilgi ve beceri, ekonomik karşılığı ve kullanım şartları belirlenmeden çıkarıldığında teknoloji şirketlerinin mülkiyetindeki kalıcı veri sermayesine dönüşüyor.
Bu nedenle yapay zekâ çağının temel sorusu yalnızca “Robotlar kaç kişinin işini alacak?” değildir.
Asıl soru şudur:
İşçilerin bilgisi ve emeğiyle eğitilen robotların oluşturduğu ekonomik değerden işçiler ne kadar pay alacak?
Kaynaklar
[1] The Guardian, “Who is going to pay us when we’re replaced by robots? The Indian factory workers told to film themselves for AI”, 24 Haziran 2026.
[2] TechCrunch, “This startup is betting India’s gig economy can train the world’s robots”, 26 Mayıs 2026.
[3] Uluslararası Çalışma Örgütü, “ILO adopts first-ever conclusions on AI in manufacturing work”, 21 Nisan 2026.
[4] Kişisel Verileri Koruma Kurumu, “İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemi Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlara Dair Kamuoyu Duyurusu”, 8 Haziran 2026.
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.