← SöyleX

Köşe Yazılarım Pax Silica ve teknoloji tedarik zincirleri ·

Pax Silica büyürken Türkiye ne yapmalı?

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Pax Silica, enerji, kritik madenler, çipler ve yapay zekâ altyapısını güvenilir ortaklar arasında güçlendirmeyi amaçlayan ABD öncülüğündeki girişim. Avrupa Birliği’nin bu girişime katılımı üzerine, Türkiye’nin yalnız ham madde sağlayan değil teknoloji ve üretim kapasitesi kazanan bir ortaklığı nasıl kurabileceğini tartışıyorum.

Pax Silica büyürken Türkiye ne yapmalı? tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Pax Silica büyürken Türkiye ne yapmalı?

Avrupa Birliği’nin ABD öncülüğündeki Pax Silica girişimine katılması, yapay zekâ rekabetinin artık yalnızca en güçlü modeli geliştirme yarışı olmadığını gösterdi. Enerji, kritik madenler, çipler, veri merkezleri ve hesaplama gücü “güvenilir ortaklar” arasında yeniden düzenlenirken Türkiye açısından temel mesele, bu yeni teknoloji düzenine katılıp katılmaktan çok hangi kapasiteyle ve hangi şartlarla dâhil olacağıdır.

Avrupa Komisyonu, 25 Haziran 2026’da Pax Silica Bildirisi’ni Avrupa Birliği adına imzaladı. Komisyon, girişimin güvenli ve dayanıklı yarı iletken tedarik zincirleri kurmayı, güvenilir ortaklar arasındaki eşgüdümü geliştirmeyi ve Avrupa’nın teknolojik egemenliğini desteklemeyi amaçladığını açıkladı. [1]

Pax Silica, bağlayıcı hükümleri bulunan bir uluslararası antlaşma veya askerî ittifak değil; ABD öncülüğünde gelişen siyasi ve ekonomik güvenlik yapılanmasıdır. Aralık 2025’te imzalanan bildiride enerji, kritik madenlerin işlenmesi, ileri imalat, yarı iletkenler, hesaplama altyapısı, veri merkezleri, iletişim ağları, yazılım platformları ve ileri yapay zekâ modelleri aynı stratejik zincirin parçaları olarak tanımlanıyor. [2]

Bu yaklaşım önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Bir ülkenin güçlü bir yapay zekâ modeli geliştirmesi tek başına yeterli değildir. Modeli çalıştıracak çipe, enerjiye, veri merkezine, üretim teknolojisine ve nitelikli insan kaynağına erişemeyen ülkeler, yapay zekâ kapasitelerini bağımsız biçimde sürdüremez.

Türkiye’nin gücü: Bor

Türkiye’nin Pax Silica açısından en önemli stratejik imkânlarından biri bor kaynaklarıdır.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün 2025 tarihli “Yarı İletken Değer Zincirinin Haritalandırılması” raporuna göre Türkiye, 2022’de doğal boratlar ile belirli rafine boraks ürünlerinde dünyanın en büyük ihracatçısıydı. İncelenen rafine boraks kategorilerinden birinde Türkiye’nin küresel ihracat payı yüzde 60’ı aştı. [3]

Bu veri, Türkiye’nin yalnızca büyük bir pazar veya jeopolitik geçiş ülkesi olmadığını; yarı iletken üretiminde kullanılan belirli ham madde girdilerinde küresel ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor.

Ancak ham maddeye sahip olmak teknolojik egemenlik için yeterli değildir. Borun Türkiye’de işlenmesi; ileri kimyasallara, özel malzemelere, savunma elektroniği ve yarı iletken üretiminde kullanılabilecek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi gerekir.

Türkiye yalnızca bor çıkarıp satan ülke olarak kalırsa tedarik zincirinde yer alır fakat zincirin kurallarını belirleyemez.

Türkiye’nin açığı: Çip bağımlılığı

Aynı OECD raporu, Türkiye’nin yarı iletken değer zincirindeki dış bağımlılığının da arttığını gösteriyor.

OECD’nin ürün ve tedarikçi yoğunluğunu esas alan yöntemine göre Türkiye’nin yarı iletken değer zincirindeki ikili ticari bağımlılıklarının sayısı 2012-2014 döneminde bir iken 2020-2022 döneminde yediye yükseldi. Bu, incelenen ithalatçı ekonomiler arasındaki en büyük artış oldu. [3]

Bu gösterge Türkiye’nin bütün çip ithalatını tek başına ölçmüyor; belirli ürünlerde az sayıdaki dış tedarikçiye bağımlılığın arttığını ortaya koyuyor.

Dolayısıyla Türkiye’nin önünde ikili bir tablo bulunuyor: Ülke, bazı kritik ham maddelerde güçlü bir tedarikçi olmasına rağmen çipler, üretim araçları ve ileri elektronik ürünlerde dışa bağımlı durumda.

Pax Silica karşısında geliştirilecek strateji bu çelişkiyi gidermelidir.

Üyelik değil, üretim kapasitesi

Türkiye’nin Pax Silica’ya katıldığına veya resmî davet aldığına ilişkin 26 Haziran 2026 itibarıyla kamuya açıklanmış doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

Ancak Avrupa Birliği, Almanya, Yunanistan ve Hollanda gibi Türkiye’nin yakın ekonomik ve coğrafi çevresindeki aktörlerin yapıya katılması, Ankara’nın gelişmeleri yalnızca dışarıdan izlemesini zorlaştırıyor.

Türkiye’de Pax Silica üzerine yayımlanan stratejik analizler de temel meselenin üyelikten çok millî kapasite kurmak olduğunu vurguluyor. SETA’da yayımlanan değerlendirmeye göre Türkiye’nin hedefi, teknoloji bloklarına pasif biçimde eklemlenmek değil; kendi yarı iletken, veri merkezi, hesaplama ve yapay zekâ altyapısını geliştirmek olmalıdır. [4]

Bu yaklaşım doğrudur. Türkiye yeni teknoloji düzeninin dışında kalmamalı; ancak teknoloji transferi ve yerli üretim güvencesi almadan sisteme ham madde sağlayıcısı olarak da eklemlenmemelidir.

Türkiye masaya hangi şartlarla oturmalı?

Türkiye, Pax Silica ile kurulabilecek ilişkiyi sembolik üyelik üzerinden değil, somut projeler üzerinden müzakere etmelidir.

Öncelikli şartlar açık olmalıdır. Bor ve diğer kritik kaynaklar Türkiye’de ayrıştırılıp işlenmeli, daha yüksek değerli ürünlere dönüştürülmelidir. Çip tasarımı, paketleme ve test yatırımları desteklenmelidir. Güç yarı iletkenleri, sensörler ve savunma elektroniği için ortak üretim tesisleri kurulmalıdır.

Ortaklıklar teknoloji aktarımını, Türk mühendislerin yetiştirilmesini, ortak araştırma merkezlerini ve Türk şirketlerinin fikrî mülkiyet süreçlerine katılımını da kapsamalıdır.

Türkiye aynı zamanda veri merkezleri ve yapay zekâ altyapısında tek bir yabancı ülkeye veya şirkete bağımlı kalmamalıdır. Avrupa’nın sanayi kapasitesi, Körfez’in sermaye ve enerji gücü, Doğu Asya’nın yarı iletken birikimi ve Türk dünyasının veri, dil ve coğrafya imkânları çok yönlü bir teknoloji diplomasisi içinde değerlendirilmelidir.

Aksi hâlde Çin’e bağımlılık azaltılırken Amerikan çiplerine, bulut şirketlerine ve yapay zekâ modellerine yeni bir bağımlılık kurulabilir.

Masaya borla oturup teknolojiyle kalkmak

Pax Silica’nın genişlemesi Türkiye açısından yalnızca yeni bir dış politika gelişmesi değildir. Bu süreç, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde teknoloji üreten bir merkez mi yoksa başkalarının kurduğu düzene ham madde ve pazar sağlayan bir çevre ülkesi mi olacağını ilgilendiriyor.

Türkiye’nin bor kaynakları, sanayi kapasitesi, savunma teknolojilerindeki birikimi ve stratejik coğrafyası önemli bir pazarlık gücü sunuyor. Ancak gerçek egemenlik, yer altındaki kaynağa sahip olmaktan değil; o kaynağı işleyebilmekten, çipi tasarlayabilmekten, veriyi yönetebilmekten ve yapay zekâ altyapısının kurallarını belirleyebilmekten geçiyor.

Türkiye Pax Silica’ya yalnızca katılmayı değil, bu yapıdan hangi teknolojiyi, yatırımı ve üretim kapasitesini ülkeye taşıyacağını müzakere etmelidir. Masaya borla oturmalı; çip, veri merkezi, yapay zekâ altyapısı, teknoloji aktarımı ve ortak fikrî mülkiyetle kalkmalıdır.

Kaynakça

[1] Avrupa Komisyonu, “Commission signs Pax Silica declaration”, 25 Haziran 2026.

[2] Avustralya Sanayi, Bilim ve Kaynaklar Bakanlığı, “The Pax Silica Declaration”, 13 Aralık 2025.

[3] OECD, “Mapping the Semiconductor Value Chain”, Haziran 2025.

[4] Erman Akıllı, “Pax Silica ve Teknoloji Jeopolitiğinde Yeni Denge Arayışı: Türkiye Ne Yapmalı?”, SETA, 10 Ocak 2026.

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →