← SöyleX

Köşe Yazılarım Kanada, Mısır ve Endonezya’da çocukların dijital güvenliği ·

Çocukları yalnız sosyal medyadan değil algoritmadan korumak: Kanada, Mısır ve Endonezya’dan Türkiye’ye dersler

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Kanada’nın yasa tasarıları, Mısır’ın platformlarla yürüttüğü görüşmeler ve Endonezya’nın uygulaması çocukların çevrim içi korunmasını farklı yönlerden ele alıyor. Bu örnekler üzerinden, Türkiye’de yaş kontrolünün yanında içerik önerileri, kişisel veriler, oyunlar ve yapay zekâ ile kurulan ilişkilerin de denetlenmesi gerektiğini tartışıyorum.

Çocukları yalnız sosyal medyadan değil algoritmadan korumak: Kanada, Mısır ve Endonezya’dan Türkiye’ye dersler tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Çocukları yalnız sosyal medyadan değil algoritmadan korumak: Kanada, Mısır ve Endonezya’dan Türkiye’ye dersler

Türkiye’de 15 yaşından küçüklerin sosyal ağ hizmetlerine erişimini sınırlandıran hükümlerin 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girmesi beklenirken Kanada, Mısır ve Endonezya’dan gelen gelişmeler, çocuk güvenliğinin yalnız yaş doğrulamasına indirgenemeyeceğini gösteriyor. Yeni dönemde dört soruya cevap arıyoruz: Çocukların karşısına hangi içerikler çıkarılıyor? Verileri nasıl kullanılıyor? Yapay zekâ onlarla nasıl ilişki kuruyor? Platformların bağımlılık üreten tasarımlarından kim sorumlu tutulacak?

– Kanada hükümeti, çocukların sosyal medya ve yapay zekâ sohbet sistemlerinden korunması ile kişisel verilerin denetlenmesini aynı hukukî çerçevede ele alan iki yasa tasarısını parlamentoya sundu. Mısır, TikTok ile çevrim içi çocuk koruma mekanizmalarını ve düzenleyici kapasitenin geliştirilmesini görüşürken Endonezya, çocuk güvenliğini sosyal medyanın ötesine taşıyarak oyun, video ve çevrim içi yayın platformlarını da kapsayan bir uygulama başlattı.

Türkiye’de ise 1 Mayıs 2026’da yayımlanan 7578 sayılı Kanun, sosyal ağ sağlayıcıların 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmamasını ve yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almasını hükme bağladı. Platformların 15 yaşını dolduran çocuklara yaşlarına uygun, ayrıştırılmış hizmet sunması da öngörüldü. [1]

Bu düzenleme önemli bir başlangıçtır. Ancak yaş sınırı çocuk güvenliği politikasının tamamı değil, yalnız ilk koruma halkasıdır. Çünkü çocuk sosyal medyada yalnız içerik görmez; sosyal medya da çocuğu görür, ölçer, sınıflandırır, yönlendirir ve yeniden hedefler.

Bu nedenle bugün devletlerin karşı karşıya olduğu temel soru yalnız “Çocuk sosyal medyaya kaç yaşında girmeli?” değildir. Asıl soru şudur: Çocukluğu aile, okul ve toplum mu şekillendirecek; yoksa çocukların dikkatini, zamanını, duygularını ve davranışlarını ekonomik değere dönüştüren küresel platformlar mı?

Kanada içeriğin yanında dijital mimariyi de düzenliyor

Kanada’nın 10 Haziran’da parlamentoya sunduğu C-34 sayılı Güvenli Sosyal Medya Yasa Tasarısı, sosyal medya hizmetleri ile yapay zekâ sohbet sistemlerine ayrı fakat birbiriyle bağlantılı güvenlik yükümlülükleri getiriyor. Tasarı henüz kanunlaşmadı ve Avam Kamarasında ikinci okuma aşamasında bulunuyor. [2]

Kanada hükümeti, daha sonra belirlenecek sosyal medya hizmetlerinde hesap açma yaşının 16’ya yükseltilmesini planlıyor. Ancak yeterli çocuk güvenliği tedbirlerini uyguladığı kabul edilen platformlara muafiyet tanınabilecek. Böylece sorumluluk yalnız çocuğun yaşını kanıtlamasına değil, platformun çocuklar için güvenli olduğunu göstermesine de yükleniyor.

Tasarı; çocukların cinsel mağduriyeti, rıza dışı mahrem görüntüler, kendine zarar vermeye yönlendirme, çocuklara yönelik zorbalık, nefret, şiddete teşvik ile terör ve şiddet yanlısı aşırılıkçı içerikleri yedi temel zarar kategorisi olarak sıralıyor.

Platformlardan yalnız şikâyet edilen içeriği kaldırmaları değil, kullanıcıların zararlı içerikle karşılaşma riskini önceden azaltmaları, engelleme ve bildirme araçları sunmaları, yapay yollarla üretilen içerikleri işaretlemeleri ve güvenlik planlarını düzenleyici kuruma bildirmeleri isteniyor.

Kanada modelindeki asıl kırılma burada ortaya çıkıyor: Zarar yalnız tek bir paylaşımın içinde aranmaz. Zararlı içeriği çocuğun karşısına çıkaran öneri sistemi, kullanıcıyı platformda tutan sonsuz kaydırma düzeni, otomatik oynatma, bildirimler ve riskli bağlantıları kolaylaştıran tasarım da sorumluluğun parçasıdır.

Bu yaklaşım, daha önce Türkiye için hazırlanan çalışmalarda ortaya konulan temel tezle örtüşüyor: Çocuk güvenliği artık yalnız içerik denetimi değildir; platform tasarımı, veri işleme, dikkat ekonomisi ve algoritmik yönlendirme meselesidir. [9][10]

Yapay zekâ çocukla yalnız konuşmuyor, ilişki kuruyor

Kanada tasarısının en önemli yönlerinden biri, yapay zekâ sohbet sistemlerini de çocuk güvenliği hukukuna dahil etmesidir.

Bir kullanıcının intihar, kendine zarar verme veya ağır şiddet niyeti açıklaması hâlinde sistemin konuşmayı olağan biçimde sürdürmek yerine kullanıcıyı insan desteğine ulaşabileceği uygun kriz hizmetine yönlendirmesi öngörülüyor.

Yapay zekânın kendisini insan, doktor veya avukat gibi yetkili bir uzman olarak göstermesi; kullanıcıyı gerçek ilişkilerinden uzaklaştırması ve zararlı duygusal bağımlılık oluşturması da riskli davranışlar arasında değerlendiriliyor.

Bu ayrım önemlidir. Sosyal medya çocuğun karşısına içerik çıkarırken yapay zekâ sohbet sistemi çocukla doğrudan konuşabilir, geçmiş konuşmaları hatırlayabilir, duygusal tepkilerini ölçebilir ve kendisini bir arkadaş, sırdaş ya da rehber gibi sunabilir.

Dolayısıyla yapay zekâ güvenliği yalnız yanlış cevapların engellenmesi değildir. Sistemin çocukla nasıl konuşacağı, ne kadar insanlaştırılabileceği, hangi bilgileri hafızasında tutacağı ve hangi noktada gerçek bir insana yönlendirme yapacağı da kamu politikası meselesidir.

Kanada’nın C-36 sayılı Mahremiyetin ve Tüketici Verilerinin Korunması Yasa Tasarısı ise şirketlerin kişisel verileri toplama ve kullanma biçimini yapay zekâ çağının şartlarına göre yenilemeyi amaçlıyor. Otomatik karar sistemleri, kişisel verilerin hangi amaçlarla kullanıldığı ve bireyin bu kararlar hakkında açıklama isteme hakkı yeni denetim düzeninin parçaları arasında yer alıyor. [3]

Mısır’ın adımı: Yasaktan önce sürekli denetim ve temas

Mısır İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Raafat Hendy, 6-10 Temmuz’da Cenevre’de düzenlenen Bilgi Toplumu Dünya Zirvesi Forumu sırasında TikTok’un Orta Doğu, Avrasya ve Afrika kamu politikalarından sorumlu yöneticisi Emir Gelen ile görüştü.

Görüşmede çevrim içi çocuk koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, Mısır Ulusal Telekomünikasyon Düzenleme Kurumu ile TikTok arasında kapasite geliştirme çalışmaları ve bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında güvenilir dijital içeriklerin artırılması ele alındı. [4]

Mısır’daki gelişme henüz Kanada veya Endonezya’daki gibi bağlayıcı bir hukukî düzenleme değildir. Ancak devletlerin platformlarla yalnız kriz çıktığında temas kurmasının yeterli görülmediğini gösteriyor. Düzenleyici kurumun teknik kapasitesinin geliştirilmesi, risklerin düzenli ölçülmesi ve platformlardan ülkenin ihtiyaçlarına uygun araçlar talep edilmesi yeni denetim anlayışının parçası hâline geliyor.

Türkiye açısından çıkarılacak ders, platform temsilcileriyle yapılan toplantıların genel güvenlik açıklamalarıyla sonuçlanmamasıdır. TikTok, YouTube, Instagram ve diğer hizmetlerden Türkiye’deki çocukların hangi içeriklere maruz kaldığını, hangi risklerin büyüdüğünü ve öneri sistemlerinin hangi sonuçları ürettiğini gösteren doğrulanabilir ülke verileri istenmelidir.

Endonezya platformların davranışını değiştirmeyi hedefliyor

Endonezya ise Mart 2026’da yüksek riskli saydığı dijital platformlarda 16 yaşından küçüklerin hesaplarının devre dışı bırakılmasını öngören uygulamayı başlattı.

Endonezya İletişim ve Dijital İşler Bakanlığının açıkladığı verilere göre TikTok ve YouTube, haziran sonuna kadar 16 yaşından küçük çocuklara ait yaklaşık 4,7 milyon hesabı devre dışı bıraktı. Bunun 4,1 milyonunu TikTok, 600 binini YouTube hesapları oluşturdu. Hükümet, şirketlerin kendi uyum bildirimlerini de incelemeye aldı. [5]

Endonezya İletişim ve Dijital İşler Bakanı Meutya Hafid’in yaklaşımı, düzenlemenin özünü açıklıyor: Amaç yalnız çocukların erişimini geciktirmek değil, platformların davranışını da değiştirmektir.

Endonezya ayrıca çocuk güvenliğini sosyal medya ile sınırlandırmıyor. Çevrim içi film, video, oyun ve yayın hizmetlerinden yaş sınıflandırması uygulamaları, riskli özellikleri sınırlandırmaları ve çocuklara gelişim düzeylerine uygun bir alan sunmaları isteniyor. [6]

Endonezya’nın bu yaklaşımı, Türkiye açısından iki önemli ders taşıyor. Birincisi, şirketlerin “kurallara uyuyoruz” açıklaması yeterli değildir; sonuçların sayılarla açıklanması ve bağımsız olarak denetlenmesi gerekir. İkincisi, çocuk güvenliği yalnız sosyal ağları değil, oyunları, görüntülü yayın hizmetlerini ve yapay zekâ destekli bütün etkileşim alanlarını kapsamalıdır.

Ruh sağlığı tartışması bireysel alışkanlığın ötesinde

Dünya Mutluluk Raporu 2026, sosyal medya ile ergen refahı arasındaki ilişkinin bazı toplumlarda nüfus ölçeğinde sonuçlar doğurabilecek kadar büyüdüğünü savunuyor. Rapor, etkinin her çocuk ve her kullanım biçimi için aynı olmadığını gösterse de yoğun kullanım, uyku kaybı, akran karşılaştırması, beden algısı, zorbalık ve dikkat dağılması arasındaki bağlantıların göz ardı edilemeyeceğini ortaya koyuyor. [7]

Bu nedenle mesele “telefonu çocuğun elinden almak” kadar basit değildir. Algoritmalar öfke, korku, kıskançlık ve şaşkınlık gibi güçlü duygusal tepkiler oluşturan içerikleri daha görünür hâle getirebilir. Sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma, kullanım süresini artırırken ergen beyninin ödül sistemiyle sürekli etkileşime girer.

Aile çocuğun ekran süresini yönetebilir; ancak platformun hangi içeriği neden önerdiğini göremez. Okul dijital okuryazarlık eğitimi verebilir; ancak ticari profillemeyi durduramaz. Çocuk kendisini korumaya çalışabilir; ancak milyarlarca veri noktasıyla eğitilmiş bir öneri sistemiyle eşit şartlarda mücadele edemez.

Bu güç dengesizliği, kamu müdahalesini gerekli kılıyor.

Türkiye’ye yaş sınırının ötesinde beş ders

Türkiye’nin ilk görevi, yaş doğrulama sistemini yeni bir gözetim aracına dönüştürmemektir. Çocuğu korumak için yüz, kimlik ve biyometrik veri toplanması; bu bilgilerin saklanması veya başka amaçlarla kullanılması yeni bir mahremiyet riski oluşturabilir. Yaş kontrolü, mümkün olan en az veriyi kullanan ve doğrulama sonrasında bilgiyi saklamayan yöntemlere dayanmalıdır.

İkinci olarak çocuk hesaplarında güvenlik tercihleri varsayılan hâle getirilmelidir. Konum paylaşımı, yabancılardan mesaj alma, kişiselleştirilmiş reklam, ticari profilleme ve gece bildirimleri başlangıçta kapalı olmalıdır.

Üçüncü olarak platformlardan çocuklara sundukları öneri sistemleri için bağımsız risk değerlendirmesi istenmelidir. Zararlı içeriklerin kaç kez kaldırıldığı kadar, kaldırılmadan önce kaç çocuğa önerildiği de açıklanmalıdır.

Dördüncü olarak Türkiye, Türkçe çalışan yapay zekâ sohbet sistemlerini sınayacak ve güvenlik şartlarını karşılayanları belgelendirecek millî bir yapı kurmalıdır. Bu testler çocuk güvenliğini, duygusal bağımlılığı, kendine zarar verme riskini, sahte uzmanlığı ve mahremiyeti kapsamalıdır.

Beşinci olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Siber Güvenlik Başkanlığı arasında bağlayıcı bir koordinasyon mekanizması oluşturulmalıdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nda ortaya koyduğu “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” yaklaşımı, çocuk güvenliği bakımından da yol göstericidir. Türkiye teknolojiyi yalnız kullanan veya yasaklayan değil; üreten, denetleyen ve kendi değerleri doğrultusunda yöneten bir ülke olmalıdır. [8]

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yerli yapay zekâ, Türkiye’de kurulu veri merkezleri ve güvenlik kontrollerine yaptığı vurgu da meselenin yalnız sosyal politika olmadığını gösteriyor. Yapay zekâ altyapısı, veri depolama ve güvenlik denetimi devletlerin egemenlik alanının parçasına dönüşüyor. [11]

Millî İstihbarat Akademisinin yaklaşımıyla ifade edildiğinde konu, klasik bilgi güvenliğinin ötesindedir. Ulusal güvenlik, kurumsal dayanıklılık, kamu hizmetlerinin sürekliliği ve toplumsal güven aynı risk alanının unsurlarıdır. Çocukların dikkatinin, duygularının ve hakikat algısının algoritmalar tarafından şekillendirilmesi de Türkiye’nin bilişsel güvenlik meselesidir. [12]

Dijital egemenlik yalnız platformlara ceza vermek değildir. Çocukların karşısına hangi içeriğin neden çıkarıldığını anlayabilmek, Türkçe yapay zekâ sistemlerini denetleyebilmek, çocuk verilerinin yurt dışındaki ticari sistemlere nasıl aktarıldığını kontrol edebilmek ve zararı ortaya çıkmadan önce önleyebilmektir.

Kanada, Mısır ve Endonezya’nın Türkiye’ye verdiği temel ders budur: Çocukları dijital dünyanın dışında bırakmak tek başına çözüm değildir. Asıl mesele, çocukluğu veri ve dikkat ekonomisinin hammaddesi olmaktan çıkaracak; insanı, aileyi, kültürü ve kamusal hakikati merkeze alan güvenli bir dijital düzen kurabilmektir.

Kaynaklar

[1] Türkiye Büyük Millet Meclisi, çocukların sosyal ağ kullanımına ilişkin düzenleme

https://

tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id

=e388005c-c6c8-40c4-be07-019db30c3f37

…

[2] Kanada Parlamentosu, C-34 sayılı Güvenli Sosyal Medya Yasa Tasarısı

https://

parl.ca/DocumentViewer

/en/45-1/bill/C-34/first-reading

…

[3] Kanada Parlamentosu, C-36 sayılı Mahremiyetin ve Tüketici Verilerinin Korunması Yasa Tasarısı

https://

parl.ca/DocumentViewer

/en/45-1/bill/C-36/first-reading

…

[4] Ahram Online, Mısır-TikTok çevrim içi çocuk koruma görüşmesi

https://

english.ahram.org.eg/NewsContent/1/

2/572604/Egypt/Society/Egypt%2C-TikTok-discuss-online-child-protection-mech.aspx

…

[5] Reuters, Endonezya’da 4,7 milyon çocuk hesabının kapatılması

https://

reuters.com/legal/litigati

on/tiktok-youtube-deactivate-47-million-child-accounts-indonesia-following-2026-06-26/

…

[6] ANTARA, Endonezya’nın çocuklar için güvenli yayın alanı çağrısı

https://

en.antaranews.com/amp/news/42227

3/deputy-minister-urges-safe-streaming-space-for-children

…

[7] Dünya Mutluluk Raporu 2026, sosyal medya ve ergen refahı

https://

worldhappiness.report/ed/2026/social

-media-is-harming-adolescents-at-a-scale-large-enough-to-cause-changes-at-the-population-level/

…

[8] Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı

https://

iletisim.gov.tr/turkce/haberle

r/detay/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yapay-zeka-eylem-planini-acikladi

…

[9] Muhammed Ersin Toy, “Çocukları Algoritmadan Korumak: Türkiye için Ofcom’dan Çıkan Dersler”

[10] Muhammed Ersin Toy, “Dijital Medya Kullanımının Ergen Refahı Üzerindeki Etkileri” çalışma çerçevesi

[11] Dışişleri Bakanlığı, Hakan Fidan’ın yapay zekâ, veri merkezleri ve güvenlik değerlendirmesi

https://

mfa.gov.tr/disisleri-baka

ni-sayin-hakan-fidan-in-tvnet-e-verdigi-mulakat-13-aralik-2025.tr.mfa

…

[12] Millî İstihbarat Akademisi, “Yapay Zekâ Çağında Siber Güvenlik ve Türkiye’nin Stratejik Öncelikleri”

https://

mia.edu.tr/uploads/f/2404

2026_1.pdf

…

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →