← SöyleX

Köşe Yazılarım Avrupa’da çocuk güvenliği ve algoritmaların denetimi ·

Çocuklara değil, algoritmalara sınır koyalım

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Avrupa Birliği’nin çocuk güvenliği uzman paneli, küçük yaş gruplarının sosyal medya erişimiyle birlikte platformların tasarımına da sınır getirilmesini öneriyor. Henüz bütün Avrupa’da yürürlükte olan ortak bir yasak anlamına gelmeyen bu önerileri, çocukları korumada yaş sınırı ile şirket sorumluluğunun nasıl birleşeceği açısından değerlendiriyorum.

Çocuklara değil, algoritmalara sınır koyalım tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Çocuklara değil, algoritmalara sınır koyalım

Avrupa Birliği’nin 13 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yaklaşımı, yalnızca yeni bir yaş sınırı tartışması değildir. Bu yaklaşım, dijital platformların çocuklar karşısındaki sorumluluğunu yeniden tanımlayan daha büyük bir dönüşümün işaretidir.

Çünkü asıl mesele çocuğun sosyal medyaya kaç yaşında gireceğinden ibaret değildir. Asıl mesele; sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, kişiselleştirilmiş öneriler, davranışsal reklamlar ve yapay zekâ arkadaşları aracılığıyla çocukların dikkatinin, verisinin, duygularının ve kimlik arayışının ticari bir kaynağa dönüştürülmesidir.

Türkiye’nin 15 yaş düzenlemesi bu bakımdan önemli bir koruma hattıdır. Ancak bu hattın mahremiyeti koruyan yaş doğrulaması, güvenli tasarım, bağımsız algoritma denetimi, yapay zekâ çocuk güvenliği ve güçlü çevrim dışı sosyal imkânlarla tamamlanması gerekiyor.

Avrupa Birliği’nin çocuklara yönelik yeni yaklaşımı dijital platformlara hangi sorumlulukları yüklüyor? Türkiye’nin 15 yaş düzenlemesi hangi araçlarla gerçek bir çocuk koruma politikasına dönüştürülebilir?

---

Avrupa Birliği’nin çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yeni yaklaşımı, tartışmayı basit bir yaş sınırının çok ötesine taşıyor. Avrupa Komisyonunun görevlendirdiği Çocukların Çevrim İçi Güvenliği Özel Paneli, 13 Temmuz 2026’da sunduğu nihai raporda, 13 yaş altındaki çocukların sosyal medya ve diğer riskli dijital hizmetlere erişiminin sınırlandırılmasını önerdi.

Ancak raporun asıl önemi 13 yaş rakamında değildir. Raporun esas yeniliği, platformların çocuklara ulaşmadan önce güvenli olduklarını kanıtlama yükümlülüğüne dayanıyor.

Avrupa’da henüz yürürlüğe girmiş ortak bir sosyal medya yasağı bulunmuyor. Avrupa Komisyonu, uzman heyetinin tavsiyelerini değerlendirerek çocukları çevrim içi ortamda daha güçlü koruyacak yeni düzenleme seçenekleri hazırlayacak. Buna rağmen rapor, dijital çocuk güvenliğine bakışta önemli bir değişikliğe işaret ediyor.

Bugüne kadar temel soru şuydu:

“Çocuklar sosyal medyaya kaç yaşında girmeli?”

Yeni yaklaşım ise daha temel bir soru soruyor:

“Dijital platformlar çocukların dikkatine, duygularına, verilerine ve kimlik arayışına hangi şartlarla erişebilmeli?”

Bu soru, sorumluluğun yönünü değiştiriyor. Çevrim içi güvenlik artık yalnızca ebeveynlerin denetimine, çocukların öz kontrolüne veya zarar ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahalelere bırakılamaz. Çocuklara hizmet sunmak isteyen şirket, ürününün güvenli olduğunu önceden göstermek zorunda olmalıdır.

Güvenli olduğunu kanıtlayamayan bir platform çocuklara erişememelidir.

Bu yaklaşım, çocuk hakkını teknoloji hukukunun kenarından alarak merkezine taşıyor. Aynı zamanda teknoloji şirketlerinin “Biz yalnızca tarafsız bir araç sunuyoruz” savunmasını da geçersiz kılıyor. Çünkü platformlar yalnız içerik taşımıyor; içerikleri seçiyor, sıralıyor, çoğaltıyor, görünür hâle getiriyor ve kullanıcı davranışlarını yönlendiriyor.

Yaş sınırından güvenli tasarıma

Panelin kullandığı “sosyal medya artı” kavramı, düzenleme alanının Instagram, TikTok veya Facebook’tan ibaret olmadığını gösteriyor.

Video paylaşım platformları, çevrim içi oyunlar, mesajlaşma hizmetleri, uygulama mağazaları ve çocuklarla duygusal ilişki kurabilen yapay zekâ arkadaşları da aynı risk ekosisteminin parçalarıdır.

Çünkü sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, sürekli bildirim ve yüksek düzeyde kişiselleştirilmiş öneri sistemleri artık tek bir platform türüne özgü değildir. Bunlar çocuğun dikkatini mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutmak üzere kurulan ortak ticari mimarinin araçlarıdır.

Bu nedenle mesele yalnız çocuğun hangi içeriği gördüğü değildir.

Algoritmalar, çocuğun hangi içeriği tekrar göreceğini, hangi bedenin güzel, hangi hayat tarzının başarılı, hangi tüketim biçiminin arzu edilir ve hangi düşüncenin görünür sayılacağını da belirliyor.

Çocuk henüz kimliğini, beden algısını, değer dünyasını ve aidiyet duygusunu oluştururken ilgileri, korkuları, yalnızlığı, öfkesi ve beğenilme ihtiyacı davranışsal veriye dönüştürülüyor. Bu veriler daha sonra çocuğu platformda tutmak, yeni içeriklere yönlendirmek ve ticarî davranışlarını öngörmek için kullanılıyor.

Dolayısıyla dijital platformlar yalnızca içerik sunmuyor. Kültürel görünürlüğü düzenliyor, beğenileri yönlendiriyor, toplumsal değerleri yeniden sıralıyor ve çocukluğu ticarî hedefler doğrultusunda biçimlendiriyor.

Bu nedenle karşı karşıya olduğumuz sorun yalnızca ekran süresi değildir.

Karşı karşıya olduğumuz mesele, algoritmik çocukluktur.

Tasarım da denetlenmek zorunda

Avrupa Komisyonunun Meta hakkındaki ön bulguları, bu dönüşümün hukukî yönünü görünür kılıyor.

Komisyon, Instagram ve Facebook’un sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, bildirimler ve yüksek düzeyde kişiselleştirilmiş öneri sistemleri nedeniyle Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etmiş olabileceği yönünde ön değerlendirmeye ulaştı.

Bu, kesinleşmiş bir ihlal kararı değildir. Meta’nın cevap ve savunma hakkı bulunmaktadır.

Ancak soruşturmanın yönü son derece önemlidir. Avrupa artık yalnızca zararlı içeriği değil, kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmak üzere kurulan ürün tasarımını da denetim alanına alıyor.

Bu yaklaşım, platform sorumluluğunda yeni bir eşiği temsil ediyor. Çünkü zarar her zaman tek bir içerikten doğmaz. Bazen zarar, yüzlerce içeriğin hangi sırayla gösterildiğinden, hangi duygunun sürekli beslendiğinden ve kullanıcının ekrandan ayrılmasını zorlaştıran tasarım özelliklerinden doğar.

Başka bir ifadeyle sorun yalnız içerikte değil, mimaridedir.

Bu yüzden çocuk güvenliği yalnız zararlı paylaşımın kaldırılmasıyla sağlanamaz. Çocuğu sürekli çevrim içi tutmaya çalışan sistemin bütünü sorgulanmalıdır.

Anadolu Ajansının Mayıs 2026’da yürüttüğü “14 yaş deneyi” de platformların güvenlik taahhütleriyle fiilî işleyişleri arasındaki mesafeyi gösterdi.

Ajans, YouTube, Instagram ve X’te 14 yaşındaki bir kullanıcıya göre oluşturduğu hesapları bir hafta boyunca izledi. Haberde, başlangıçta nötr görünen akışların zamanla şiddet ve çocuklara uygun olmayan içeriklere yöneldiği, bazı hizmetlerde yaş doğrulaması ve mesajlaşma korumalarının yetersiz kaldığı aktarıldı.

Tek kurgu profil üzerinden yürütülen bu gazetecilik deneyi bilimsel ve temsili bir araştırma değildir. Ancak çocuğun yaşını bilmenin tek başına güvenlik sağlamadığını göstermesi bakımından önemlidir.

Platform, kullanıcının çocuk olduğunu bildiği hâlde aynı dikkat ekonomisi mantığıyla çalışmayı sürdürüyor ve yalnızca hesabın üzerine “çocuk hesabı” etiketi koyuyorsa gerçek bir korumadan söz edilemez.

Bilimsel kanıt ne söylüyor?

Bilimsel kanıtlar dikkatle ve ölçülü biçimde okunmalıdır.

World Happiness Report 2026’da yayımlanan 43 ülkelik çalışma, problemli sosyal medya kullanımının incelenen bütün ülkelerde daha fazla psikolojik şikâyet ve daha düşük yaşam değerlendirmesiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu ilişkinin düşük sosyoekonomik imkânlara sahip gençlerde daha güçlü olabildiği de belirtiliyor.

Buradaki anahtar kavram yalnızca kullanım süresi değildir.

Anahtar kavram problemli kullanımdır.

Problemli kullanım; kontrol kaybı, bırakamama, gündelik hayatın aksaması, uyku düzeninin bozulması, okul ve aile ilişkilerinin zarar görmesi ve platform davranışlarının çocuğun refahını belirlemeye başlaması anlamına geliyor.

Nature Human Behaviour’da yayımlanan ve Birleşik Krallık’tan 3 bin 340 genci kapsayan araştırma da ruhsal sağlık sorunu bulunan ergenlerin sosyal medyada daha fazla zaman geçirdiğini gösteriyor. Özellikle içe yönelimli sorunları bulunan gençlerin daha yoğun sosyal karşılaştırma yaptığı, çevrim içi geri bildirimlerden daha fazla etkilendiği ve çevrim içi arkadaşlıklarından daha az memnun olduğu görülüyor.

Ancak bu çalışma gençlerin durumunu belirli bir dönemde inceler; tek başına sosyal medyanın bu sorunlara neden olduğunu kanıtlamaz.

Her platform, her kullanım biçimi, her içerik ve her çocuk aynı sonucu üretmez. Arkadaşlarla haberleşme, öğrenme, üretme ve ortak ilgi alanları etrafında bağ kurma ile kişiselleştirilmiş akışta saatlerce amaçsız biçimde sürüklenme aynı kategoriye konulamaz.

Fakat bilimsel ihtiyat, platformların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Tam tersine çocuklara sunulan ürünlerde bilimsel belirsizlik, tedbirsizliğin değil ihtiyatın gerekçesi olmalıdır. Bir ürünün çocuklar üzerindeki uzun vadeli etkileri tam olarak bilinmiyorsa bu belirsizlik şirketlerin lehine değil, çocukların lehine yorumlanmalıdır.

Yaş sınırı bu nedenle gerekli bir koruma hattı olabilir. Ancak tek başına kalıcı çözüm değildir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü de yaş kısıtlamalarının güvenli tasarım, etkili yaş doğrulaması, dijital okuryazarlık ve platform sorumluluğuyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Politikanın başarısı yalnızca kapatılan hesap sayısıyla ölçülemez.

Başarı; çocukların uykusunda, dikkatinde, okul aidiyetinde, ruhsal refahında, yüz yüze ilişkilerinde, aile iletişiminde ve zararlı içerik maruziyetinde gerçek bir iyileşme oluşup oluşmadığıyla ölçülmelidir.

Yapay zekâ arkadaşları yeni risk alanı

Yapay zekâ arkadaşları da bu düzenleme alanının dışında bırakılamaz.

Çocuk, yapay zekâ sohbet aracından yalnızca bilgi almıyor. Ona sırrını anlatıyor, tavsiye soruyor, teselli arıyor ve zamanla sistemi bir arkadaş, sırdaş veya güvenilir yetişkin gibi algılayabiliyor.

Burada sosyal medyadan farklı ve daha derin bir ilişki biçimi ortaya çıkıyor.

Sosyal medya çocuğun neye baktığını izlerken yapay zekâ arkadaşı çocuğun ne hissettiğini, neden korktuğunu, kime kızdığını ve neye ihtiyaç duyduğunu öğrenebiliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, ilişkisel yapay zekânın mahremiyet, duygusal bağımlılık, manipülasyon ve yanlış yönlendirme riskleri doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle yapay zekâ arkadaşlarının güvenliği yalnızca tek tek verdikleri cevaplar üzerinden değerlendirilemez. Çocukla zaman içinde nasıl bir ilişki kurduğu, bağımlılığı teşvik edip etmediği, insan ilişkilerinin yerini almaya çalışıp çalışmadığı ve kriz durumlarında nasıl davrandığı da denetlenmelidir.

Bu sistemler piyasaya çıkmadan önce bağımsız güvenlik testlerinden ve çocuk hakları etki değerlendirmelerinden geçirilmelidir. Düzenleyici kurumlar çocuklara zarar verdiği tespit edilen ürünleri düzeltme, askıya alma veya piyasadan çekme yetkisine sahip olmalıdır.

Türkiye için uygulama sınavı

Türkiye’de 22 Nisan 2026’da kabul edilen 7578 sayılı Kanun, sosyal ağ sağlayıcıların 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmamasını ve yaş doğrulaması dâhil gerekli tedbirleri almasını öngörüyor.

On beş yaşını dolduran çocuklara ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmet sunulması gerekiyor. Düzenleme; ebeveyn kontrol araçları, kullanım süresinin yönetimi, ücretli işlemler ve çocuklara yönelik aldatıcı reklamlar konusunda da yükümlülükler getiriyor.

Türkiye böylece yaş sınırı bakımından Avrupa’daki uzman önerisinden daha ihtiyatlı bir çizgi benimsemiş durumda.

Ancak bu düzenlemenin başarısı uygulama biçimine bağlıdır.

Yaş doğrulaması yeni bir gözetim düzenine dönüşmemelidir. Çocukları korumak adına bütün vatandaşların kimlik belgelerini, yüz görüntülerini veya biyometrik verilerini küresel platformlara teslim eden bir sistem kurulamaz.

Platform yalnızca kullanıcının gerekli yaş eşiğini karşılayıp karşılamadığını gösteren güvenilir ve anonim bir doğrulama işareti almalıdır. Kimlik ve biyometrik veriler doğrudan küresel şirketlerin erişimine açılmamalıdır.

Bunun yanında çocuk hesaplarında sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, gece bildirimleri, yabancılardan gelen mesajlar, konum paylaşımı, profillemeye dayalı reklamlar ve aşırı kişiselleştirilmiş öneriler varsayılan olarak kapalı olmalıdır.

Platformların kendi hazırladığı şeffaflık raporları yeterli görülmemelidir. Bağımsız araştırmacılar gerekli verilere erişebilmeli; algoritmalar, çocuk güvenliği ve kamu yararı bakımından yetkili kurumlarca denetlenebilmelidir.

Çünkü denetlenemeyen algoritma, hesap vermeyen bir güçtür.

Türkiye’nin ihtiyacı: Ulusal Çocuk Dijital Refahı Stratejisi

Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca bir yasak değildir.

Aile, okul, platform, kamu otoritesi ve sivil toplumun sorumluluklarını belirleyen kapsamlı bir Ulusal Çocuk Dijital Refahı Stratejisine ihtiyaç vardır.

Bu strateji;

mahremiyeti koruyan yaş doğrulamasını,

çocuk hesaplarında güvenli tasarımı,

bağımsız algoritma denetimini,

yapay zekâ çocuk güvenliği standartlarını,

öğretmen ve ebeveynlere yönelik yapay zekâ okuryazarlığını,

çocukların politika süreçlerine katılımını,

dijital reklam ve veri toplama sınırlamalarını,

çevrim dışı oyun, spor, kültür ve sanat imkânlarının güçlendirilmesini

bir bütün olarak ele almalıdır.

Çocuğu yalnızca ekrandan uzaklaştırmak yeterli değildir.

Çocuğa ekranın dışında yaşayabileceği, oynayabileceği, üretebileceği, sosyalleşebileceği ve aidiyet kurabileceği gerçek bir hayat sunulmalıdır. Güvenli parkı, spor alanı, kütüphanesi, kültür merkezi ve sosyal çevresi olmayan bir çocuğa yalnızca “telefonu bırak” demek sürdürülebilir bir politika değildir.

Çocukların dikkati, şirketlerin sınırsızca işleyebileceği sahipsiz bir ham madde değildir.

Çocukların duyguları, korkuları, yalnızlığı ve kimlik arayışı küresel teknoloji şirketlerinin büyüme stratejisine bırakılamaz.

Yaş sınırı kapıyı korur.

Güvenli tasarım, mahremiyet ve algoritma denetimi ise evin içini korur.

Dijital egemenlik de yalnızca devletin verisini, altyapısını ve haberleşme sistemlerini koruması değildir. Dijital egemenlik, bir ülkenin çocuklarının zihinsel, duygusal ve kültürel gelişim alanını küresel algoritmik güç karşısında koruyabilmesidir.

Mesele çocukları internetten çıkarmak değildir.

Mesele, çocukluğun dikkat ve veri ekonomisinin sınırsız kullanım alanına dönüşmesini engellemektir.

[Dr. Muhammed Ersin Toy, medya stratejistidir.]

Kaynaklar

Avrupa Komisyonu – Çocukların Çevrim İçi Güvenliği Özel Paneli

https://

commission.europa.eu/topics/digital

-economy-and-society/protecting-children-online/special-panel_en

…

Avrupa Komisyonu – Özel Panel Nihai Raporu

https://

commission.europa.eu/document/downl

oad/d833504d-5ec3-4fac-945f-38e7d0bd5326_en?filename=Special-panel-report.pdf

…

Avrupa Komisyonu – Meta hakkındaki ön bulgular

https://

digital-strategy.ec.europa.eu/en/news/commis

sion-preliminarily-finds-addictive-design-instagram-and-facebook-breach-digital-services-act

…

Anadolu Ajansı – Sosyal medyada 14 yaş deneyi

https://

aa.com.tr/tr/ayrimcilikh

atti/aktuel/sosyal-medyada-14-yas-deneyi-algoritmalar-cocuklari-siddet-ve-yetiskin-icerigine-surukluyor/1830701

…

World Happiness Report 2026 – Problemli kullanım ve ergen refahı

https://

worldhappiness.report/ed/2026/proble

matic-social-media-use-and-adolescent-wellbeing-the-role-of-family-socioeconomic-status-across-43-countries/

…

Nature Human Behaviour – Ergenlerde sosyal medya kullanımı ve ruhsal sağlık

https://

nature.com/articles/s4156

2-025-02134-4

…

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü – Sosyal medya yaş sınırlamaları

https://

oecd.org/en/blogs/2026/

04/social-media-age-restrictions-for-children-why-they-are-rising-and-what-comes-next.html

…

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu – Yapay zekâ arkadaşları ve çocuk hakları

https://

unicef.org/documents/when

-ai-becomes-friend-child-rights-risks

…

Türkiye Büyük Millet Meclisi – 7578 sayılı Kanun

https://

tbmm.gov.tr/Yasama/Kanun/5

F9CED52-3776-46E4-BE23-019CB8DA2666

…

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →