← Analizler

Analizler Yapay zekâ ve telif ·

Yapay zekâ eğitimi için ortak tercih işareti: Şirketlerin takvimleri farklı

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Google, OpenAI ve Microsoft ortak eğitim tercihini destekleyeceklerini açıkladı. Takvimler ve hizmet kapsamları ayrışırken, Türkiye açısından mesele yayıncının tercihini anlaşılır, izlenebilir ve ekonomik bakımdan anlamlı hale getirmek.

Bir yayıncının tercihlerini farklı dijital sistemlere iletmesini simgeleyen kavramsal çizim.
Yapay zekâ ile oluşturulmuş kavramsal illüstrasyon; gerçek olay fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Google, OpenAI ve Microsoft, 30 Ekim'de internet sitelerinin içeriklerinin yapay zekâ eğitiminde kullanılmasına ilişkin ortak bir tercih işaretini destekleme planlarını duyurdu. Girişim, yayıncıların her şirket için ayrı kurallar hazırlama yükünü azaltmayı amaçlıyor. Ancak şirketlerin açıklamaları, bütün hizmetlerde bugün çalışan ortak bir sistemin kurulduğu anlamına gelmiyor.

Aynı gün yayımlanan teknik öneri, sitelerin otomatik tarayıcılara kurallarını bildirdiği robots.txt dosyasından yararlanıyor. IETF kayıtlarında Kevin Kelley tarafından sunulmuş bireysel bir taslak olarak yer alıyor; internet standardına dönüşmüş veya IETF tarafından onaylanmış değil. Böylece teknik toplulukta sürdürülen çalışma ile şirketlerin uygulama taahhütlerini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Google desteği 2027'de sunmayı hedefliyor. OpenAI uygulama için önümüzdeki ayları işaret ediyor. Microsoft ise yeni tercihleri 1 Şubat 2027'den itibaren, sayfaları taradıkça dikkate alacağını belirtiyor. Yayıncının hazırlığı bakımından bu takvim farkları, tercihinin ne zaman ve hangi içerikte karşılık bulacağını etkiliyor.

Yeni gelişmenin değeri, içerik sahiplerinin niyetlerini daha kolay anlatabilmesinde yatıyor. Fakat niyetin bildirilmesi, kullanımın gözlenmesi ve ekonomik karşılığın belirlenmesi ayrı sorunlar. Türkiye'deki yayıncılık tartışmasının bu üç aşamayı birlikte değerlendirmesi gerekiyor. Aksi halde dosyaya eklenen bir işaret, haber merkezinin gelirini, okurla ilişkisini ve arşivinin geleceğini düzenleyen kapsamlı bir çözüm gibi algılanabilir.

Tercih bildirmek ile kullanım hakkı vermek

30 Ekim tarihli IETF taslağı, mevcut dosya yapısını değiştirmeden içerik yollarına eğitim tercihi bağlamayı öneriyor. Bu tercih tarama kurallarından bağımsız. Bir sayfanın alınabilmesi ile alınan içeriğin model geliştirmede kullanılması aynı işlem sayılmıyor. Ayrıca ortak işaret bulunmaması, bu mekanizma üzerinden tercih bildirilmediğini gösteriyor; buradan kendiliğinden bir telif lisansı çıkarılamaz.

Taslak, daha özel tercihlerin genel olanlardan önce değerlendirilebilmesine ve özel anlaşmaların farklı koşullar getirebilmesine de alan bırakıyor. Dolayısıyla yayıncının mevcut sözleşmeleriyle internet sitesindeki beyanlarının birlikte incelenmesi önemli. İçeriğin hangi tarihte alındığı da tercihin yorumlanmasında dikkate alınıyor. Sonradan yapılan değişikliğin, geçmişteki bütün kullanımları otomatik olarak geri çevirdiği varsayılmamalı.

Burada editoryal bir sorumluluk da bulunuyor. Bir haber sayfası, kurumun kendi metnini, dışarıdan alınmış fotoğrafı ve ayrı koşullarla yayımlanan ajans içeriğini bir arada taşıyabilir. Site yöneticisinin teknik bir tercih yayımlaması, bu unsurların hak sahipliğini tek başına açıklamaz. Sağlıklı hazırlık, hangi içerik hakkında kimin karar verebildiğini belirleyen bir envanterle başlamalı. Özellikle arşivlerde farklı dönemlerin sözleşmelerinin aynı koşulları taşıdığı kabul edilmemeli.

Ortak dil, farklı ürünler

Google'ın açıklamasında önemli bir koşul var: Google-Extended ayrıca belirtilmemişse, ortak eğitim karşıtı tercih bu özel kontrolün engellenmesi gibi yorumlanacak. Şirkete özgü tercihler birlikte kullanılmaya devam edecek. Google, Google-Extended'a açıkça izin veren sitelerin Gemini uygulamalarındaki kaynaklı cevaplarda yer almaya uygun olacağını söylüyor. Bu uygunluk, belirli sayıda ziyaretçi veya gelir sözü oluşturmuyor. Yayıncı açısından aynı teknik beyanın ürün kapsamını ayrıca anlamak gerekiyor.

Microsoft'un planı eğitim ile cevabın güncel internet içeriğiyle desteklenmesini ayrı tercihlere bağlıyor. Şirket, eğitim için sayfa düzeyindeki seçimin ortak ayardan önce geleceğini, cevapları kaynaklarla destekleme tercihinin ise sayfa düzeyinde yapılacağını belirtiyor. Geleneksel Bing arama sonuçlarına uygunluk, olağan tarama ve indeksleme koşulları saklı kalmak üzere değişmiyor. Buna karşılık kaynak olarak kullanımı sınırlamak, yapay zekâ deneyimlerindeki görünürlüğü azaltabiliyor.

Microsoft'un geçiş takvimi de dikkate alınmalı: NoArchive ve NoCache etiketleri 1 Mart 2027'den sonra eğitim veya kaynaklandırma tercihi olarak okunmayacak. Bu etiketleri kullanan yayıncılar yeni ayarları ve geçici geçiş imkanlarını incelemeli. Şirketin metni, tercihlerin lisans veya ödeme anlaşması kurmadığını; ziyaret, gösterim ya da ödeme garantisi sağlamadığını açıkça belirtiyor.

OpenAI'nin duyurusu mevcut tarayıcı kontrollerinin devam edeceğini, yeni mekanizmanın onların yerine geçmeyeceğini söylüyor. Uygulamanın ayrıntıları sonraki açıklamaya bırakılıyor. Bu nedenle henüz duyurulmamış ürün davranışlarını, ortak taslağın varlığından hareketle kesinleştirmek mümkün değil.

Aynı şirketin adil kullanıma ilişkin açıklaması ise tartışmanın karşı tarafını gösteriyor. OpenAI, eğitimde geniş bilgi kaynaklarından yararlanmanın bilimsel araştırmayı ve yeni araçları desteklediğini savunuyor. Bu, şirketin hukuki ve ekonomik görüşüdür; her kullanım için verilmiş mahkeme kararı değildir. Yine de yayıncının tercih hakkı tartışılırken araştırma imkanlarının ve yeni girişimlerin erişim maliyetinin de düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Türkiye için uygulanabilir bir model

Serkan Dalkıran'ın Nisan 2026 tarihli karşılaştırmalı hukuk incelemesi, metin ve veri madenciliğinde belirsizliğin giderilmesiyle araştırma alanının korunmasını birlikte tartışıyor. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya yaklaşımlarını inceleyen çalışma, Türk hukuku için esnek bir istisna modeli öneriyor. Çalışma, lisanslama yükünün yenilik ve rekabet üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Bu bir akademik öneri; saha verisiyle kanıtlanmış gelir sonucu veya yürürlüğe girmiş düzenleme değil. Ekimdeki teknik girişimi doğrudan değerlendirmiyor.

Reuters Enstitüsünün Dijital Haber Raporu 2026 Türkiye analizi ise platformlara bağımlılığı ve yayıncılığın finansman sorunlarını birlikte ele alıyor. Okur gelirine dayalı denemelerin yapısal kırılganlıkları gidermekte sınırlı kaldığını belirtiyor. Bu değerlendirme, bütün kuruluşların aynı gelir yapısına sahip olduğunu veya yeni işaretin belirli bir kaybı telafi edeceğini göstermiyor. Türkiye için çıkarılabilecek politika sorusu, teknik tercih bildirme imkanının küçük yayıncıların ekonomik hareket alanını nasıl genişletebileceğidir.

Öncelikle haber merkezlerinde kararın sorumlusu belirlenmeli. Teknik ekip dosyayı düzenlerken, yayın yönetimi hangi içeriklerin hangi amaçla kullanılmasını istediğini açıklamalı; sözleşmeleri bilen ekip de bu tercihlerin mevcut taahhütlerle ilişkisini kontrol etmeli. Ayrı bir uzman kadrosu kuramayan kuruluşlar için meslek örgütlerinin sade açıklamalar ve ortak değerlendirme araçları hazırlaması yararlı olabilir.

Ardından değişiklikler tarihleriyle kaydedilmeli. Hangi tercihin ne zaman yayımlandığı, hangi hizmetin bunu uygulamaya başladığı ve neyin belirsiz kaldığı görülebilmeli. Böyle bir kayıt, teknik sorunla sözleşme ihtilafının birbirine karıştırılmasını azaltır. Ortak uygulama rehberlerinin Türkçe hazırlanması da kararların yalnızca birkaç büyük kuruluşun teknik kapasitesine bağlı kalmasını önleyebilir.

Bir başka ihtiyaç, tercih değiştirmenin sonuçlarını karşılaştırabilmek. Örneğin bir yerel gazete arşivinin eğitimde kullanılmasını sınırlarken güncel haberlerinin okura ulaşmasını isteyebilir. Bu hedefin her hizmette hangi ayarla karşılandığı anlaşılmadan verilecek toplu karar, beklenmeyen sonuçlar doğurabilir. Yayıncılar önce sınırlı içerik gruplarında uygulamayı izleyebilir; gözledikleri değişiklikleri başka teknik değişimlerden ayırmaya çalışabilir. Şirketlerin de kullanılan tercih sürümünü ve kapsamını açıklayan anlaşılır geri bildirimler sunması gerekir. Böylece tartışma, yalnızca izin vermek veya engellemek seçeneklerine sıkışmadan, farklı yayıncılık ihtiyaçlarını hesaba katan ve tekrar değerlendirmeye açık kalan bir ilişkiye dönüşebilir.

Başarıyı yalnızca kaç sitenin yeni işareti kullandığıyla ölçmek eksik olur. Yayıncı tercihini anlayarak değiştirebiliyor mu, şirket bu tercihin etkisini açıklıyor mu, küçük kuruluş bir sorunla karşılaştığında muhatap bulabiliyor mu? Bu soruların cevapları, ortak dilin gerçek değerini gösterecek. Türkiye'nin hedefi, içerik üretimini sürdürebilen yayıncılık ile araştırmaya açık bir bilgi ortamını aynı zeminde güçlendirmek olmalı.

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →