← Analizler

Analizler Yapay zekâ ve dijital haklar ·

Yapay zekâ ajanı işlem yapıyor, şirketin sorumluluğu devam ediyor

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Birleşik Krallık’taki dört düzenleyici kurum, kullanıcı adına alışveriş yapan ve şirketlerle iletişim kuran yapay zekâ ajanlarının mevcut kurallara tabi olduğunu açıkladı. Türkiye açısından mesele, kolaylaşan işlemlerle birlikte yetkinin, verinin ve itiraz yolunun nasıl korunacağı.

Kullanıcı ile farklı dijital hizmetler arasında görev bağlantılarını gösteren kavramsal çizim.
Yapay zekâ ile oluşturulmuş kavramsal illüstrasyon; gerçek olay fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Birleşik Krallık’ta rekabet, finans, kişisel veriler ve çevrimiçi güvenlik alanlarını düzenleyen dört kurum, 30 Ekim’de yayımladıkları ortak açıklamada kişisel yapay zekâ ajanlarının mevcut hukuk kurallarına tabi olduğunu bildirdi. Kullanıcı adına alışveriş yapabilen veya işletmelerle iletişime geçebilen bu sistemlerin daha bağımsız çalışması, onları hizmete sunan kuruluşların sorumluluğunu azaltmıyor.

Dijital Düzenleme İşbirliği Forumunun açıklaması, yeni bir yasa veya bütün ajanlar için verilmiş güvenlik onayı değil. Kurumlar, teknolojinin tüketiciye kolaylık sağlayabileceğini belirtiyor; yanıltıcı öneriler, dolandırıcılık ve kişinin beklemediği veri paylaşımları gibi risklere dikkat çekiyor. Kullanıcının hangi işlemlere yetki verdiğini, sistemin kimden etkilendiğini ve sorun çıktığında kime başvuracağını anlayabilmesi isteniyor.

Açıklamaya Rekabet ve Piyasalar Kurumu, Finansal Davranış Otoritesi, Bilgi Komiserliği Ofisi ve Ofcom katılıyor. Farklı düzenleyicilerin aynı konuya birlikte bakması, ajanların tek bir hizmet sınırında kalmadığını gösteriyor. Bir alışveriş talebi; ürün sıralamasını, kişisel verilerin paylaşılmasını, ödeme işlemini ve tüketici şikâyetini aynı akışta birleştirebilir. Türkiye açısından izlenmesi gereken değişim de burada: Kullanıcı daha az işlem yaparken kendi adına verilen kararları nasıl anlayacak, denetleyecek ve gerektiğinde durduracak? Bunun cevabı yalnız modelin ne kadar başarılı konuştuğunda bulunmuyor.

Öneriden yetki devrine geçiş

Bir sohbet sisteminden ürünleri karşılaştırmasını istemekle o sisteme ürünü satın alma yetkisi vermek arasında önemli fark var. İlkinde kullanıcı bilgiyi değerlendirip işlemi kendisi tamamlar. İkincisinde yazılım, tanınan yetki içinde seçim yapabilir ve başka sistemlerle etkileşebilir. Yanlış bir öneri, bu aşamada yanlış bir siparişe veya istenmeyen veri paylaşımına dönüşebilir.

Örneğin kullanıcının belirlediği bütçeyle bir seyahat seçeneği arayan ajanı düşünelim. En düşük ücret, iptal hakkının bulunmadığı veya ek masrafların sonradan ortaya çıktığı bir seçeneğe ait olabilir. Kullanıcı için önemli olan koşullar sisteme açık biçimde aktarılmazsa fiyat karşılaştırması doğru görünürken sonuç beklentiyi karşılamayabilir. Bu örnek yaşanmış bir olay iddiası değil; yetkinin sınırlarının neden işlem öncesinde anlaşılması gerektiğini gösteriyor.

Burada arayüzün rolü büyüyor. Hangi işlemlerin önceden onay gerektirdiği, harcama sınırının ne olduğu ve ajanın hangi bilgileri kullanabileceği sade biçimde gösterilmeli. Her adım için onay istemek kolaylık vaadini zayıflatabilir; bütün yetkileri tek düğmeyle vermek ise kullanıcıyı sonuçları öngöremeyeceği bir konuma taşıyabilir. Uygun denge, işlemin maliyetine, geri alınabilirliğine ve kişisel veri içeriğine göre kurulabilir.

Yetki devrinin ticari bir yönü de var. Ajanın önerdiği satıcı, hizmeti sunan şirketle gelir paylaşımı yapıyorsa kullanıcının bunu anlayabilmesi gerekir. En uygun ürün ifadesi, yalnız anlaşmalı satıcıların karşılaştırıldığı bir listede farklı anlam taşır. Bu nedenle hangi seçeneklerin tarandığı, nelerin dışarıda kaldığı ve sıralamanın nasıl kurulduğu açıklanmalıdır. Kullanıcının arayüzün ekonomik ilişkisini bilmesi, öneriyi değerlendirmesini kolaylaştırır.

Şirket için denetim hizmetin bir parçası

Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar Kurumunun rehberi, işletmelerin müşterileriyle iletişimde kullandıkları ajanlardan sorumlu olduğunu vurguluyor. Yazılımın başka bir şirketten alınması bu sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Rehber; doğru bilgilendirme, tüketici haklarına uygun işlem, test, insan gözetimi ve sorun fark edildiğinde hızlı düzeltme üzerinde duruyor. İlk kez martta yayımlanan rehberin sayfasına ekim sonunda ortak açıklama da eklendi.

Bu yaklaşım, başarılı bir gösterimle güvenilir bir hizmet arasındaki farkı açıklıyor. Bir ajan tek örnekte doğru cevap verebilir; fakat farklı müşteriler, eksik bilgiler ve istisnai koşullar karşısında aynı sonucu üretmeyebilir. Şirketin görevi yalnız yazılımı çalıştırmak olamaz. Hangi hataların tekrarlandığını, bunların kimleri etkilediğini ve düzeltmenin işe yarayıp yaramadığını takip edebilmesi gerekir.

Tüketici örgütü Which?’in 15 Eylül değerlendirmesi de mevcut korumaların önemli bir başlangıç sunduğunu, ancak daha bağımsız ajanların bazı kuralları zorlayabileceğini savunuyor. Özellikle insanın karar zincirindeki yeri, şeffaflık ve zararın giderilmesine ilişkin yolların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu, şirket sorumluluğunun kabul edilmesiyle bütün uygulama sorunlarının çözülmüş sayılmaması gerektiğini gösteren bir karşı görüş.

İtirazın yalnız başka bir sohbet penceresine yönlendirilmesi yeterli olmayabilir. Kullanıcı, ajanın hangi talimata göre işlem yaptığını görebilmeli ve kendi talebiyle sistemin çıkardığı sonucu ayırt edebilmelidir. Hatalı işlemde sorumlu kuruma ulaşmak, kaydı inceletmek ve açıklama almak mümkün olmalıdır. İşlem kayıtları da yeni bir sınırsız veri biriktirme alanına dönüşmemeli; gerekli kapsam ve saklama süresi belirlenmelidir.

Türkiye’de güveni anlaşılabilir kontrolle kurmak

Türkiye’deki tüketici davranışını yalnız teknoloji korkusu üzerinden açıklamak eksik kalabilir. Arzu Şeker ve Kazım Kılınç’ın Mart 2026’da yayımlanan araştırması, çevrimiçi anketle ulaşılan 427 yetişkinin yapay zekâ kaygısıyla satın alma niyetini inceliyor. Çalışmada, sistemi öğrenmeye ilişkin kaygıyla satın alma niyeti arasında negatif ilişki bulundu. Diğer kaygı boyutları aynı sonucu vermedi. Ancak kolayda seçilmiş örneklem, tek döneme ait beyanlar ve niyet ölçümü, bulguların bütün Türkiye’ye veya gerçek ajan işlemlerine genellenmesine izin vermiyor.

Araştırmanın buradaki katkısı, bütün kullanıcıların aynı nedenle tereddüt etmediğini hatırlatmasıdır. Bir kişi verisinin kullanımından, diğeri yanlış işlemi geri alamamaktan, başkası sistemi nasıl yöneteceğini öğrenememekten çekinebilir. Dolayısıyla güveni artırma hedefi, kullanıcıya daha çok ikna edici cümle göstermekle sınırlanamaz. Anlaşılır yetki sınırları, deneme imkânı ve kolay erişilen destek de tasarımın parçası olmalıdır.

Türkiye’de veri koruma tartışmasının geçmişi de bu noktaya uzanıyor. GKC Partners’ın Eylül 2021 tarihli hukuki değerlendirmesi, yapay zekâ projelerinde tarafların veri sorumluluğunun başlangıçta belirlenmesini, asgari veri kullanımını ve kişinin işlem üzerindeki kontrolünü öne çıkarıyordu. Bu eski değerlendirme, bugünkü ajanlar için verilmiş özel bir karar değildir; sorumluluğun tasarım aşamasında düşünülmesi gerektiğini açıklayan bir arka plan sunuyor.

Birleşik Krallık’taki açıklama Türkiye’ye doğrudan yeni yükümlülük getirmiyor. Buna rağmen Türkiye’de ajan hizmeti geliştirenlerin, satış yapanların ve düzenleyicilerin birlikte ele alabileceği somut sorular doğuruyor. Kullanıcı adına verilen yetki nasıl kayda alınacak? Komisyon ilişkileri önerileri etkilediğinde bu ilişki nasıl açıklanacak? İşlem yanlış olduğunda başvuru hangi kuruma yapılacak? Bu soruların cevapları hizmetin kurulmasından sonraya bırakıldığında sorumluluk farklı şirketler arasında belirsizleşebilir.

Türkiye’de yapılacak uygulama testleri de yalnız teknik doğrulukla sınırlanmamalı. Farklı yaş ve dijital deneyim gruplarının verilen yetkiyi anlayıp anlamadığı, yanlış işlemi fark edip edemediği ve yardım kanalına ulaşıp ulaşamadığı incelenebilir. Böyle bir değerlendirme, iyi çalışan modelin herkes için anlaşılır bir hizmete dönüşüp dönüşmediğini gösterebilir. Bu öneri, mevcut araştırmanın ölçmediği gerçek işlem deneyimini araştırma ihtiyacına dayanıyor.

Yapay zekâ ajanlarının gündelik hayattaki değeri, işleri ne kadar hızlandırdığı kadar kullanıcının karar alanını nasıl koruduğuna da bağlı olacak. Kullanıcı her teknik ayrıntıyı bilmek zorunda değildir. Ancak kendi adına ne yapıldığını anlayabilmeli, verdiği yetkiyi değiştirebilmeli ve bir sorunla karşılaştığında muhatap bulabilmelidir. Kolaylık ile hesap verebilirliği birlikte kurabilen hizmetler, teknolojinin yararını daha sürdürülebilir hale getirebilir.

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →