← Analizler

Analizler Yapay zekâ ve gazetecilik ·

Yapay zekâ kullanımı artarken haberde insan sorumluluğu önemini koruyor

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Reuters Enstitüsünün dokuz ülkede yürüttüğü araştırma, yapay zekânın yaygınlaşmasının bu sistemlerin hazırladığı haberlere aynı ölçüde kabul sağlamadığını gösteriyor. Bulgular, yayıncıların okurla güven ilişkisini yeniden düşünmesini gerektiriyor.

Gazete sayfalarının bir sohbet penceresine dönüştüğü, haber tüketimini anlatan temsili görsel.
Haber okuma ve editoryal denetim ilişkisini anlatan temsili görsel. Haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, 29 Ekim'de yayımladığı Üretken Yapay Zekâ ve Haber Raporu'nda, yapay zekâ kullanımındaki artışla haber üretimindeki kabul düzeyini birlikte inceledi. Önceki yıllarla karşılaştırma yapılabilen altı ülkede haftalık kullanım yüzde 34'ten yüzde 51'e çıktı. Buna karşılık dokuz ülkedeki katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde, tamamen yapay zekânın hazırladığı haberleri rahat karşılayanların oranı yüzde 12'de kaldı; bütünüyle insan gazetecinin hazırladığı haberlerde bu oran yüzde 67 oldu.

YouGov'un 14 Ağustos–28 Eylül arasında yaptığı çevrim içi ankette her ülkeden yaklaşık 2 bin kişi yer aldı. Türkiye araştırma kapsamında bulunmuyor. Sonuçlar katılımcıların beyanlarına dayanıyor; haberlerin gerçek doğruluğunu ölçen bir deney veya bütün dünya için geçerli bir oran sunmuyor.

Araştırma, habercilik açısından önemli bir farkı gösteriyor: Okurun bir aracı günlük hayatında kullanması, haber üretme sorumluluğunu o araca bırakması anlamına gelmiyor. Bir konuyu özetletmek, anlamadığı bir kavramı sormak veya haberin arka planını öğrenmek için yapay zekâya başvurmak, kaynağı belirsiz bir haberi kabul etmekle aynı tercih değil. Yayıncıların teknoloji yatırımlarını değerlendirirken bu farkı gözetmesi gerekiyor.

Okur, haberin açıklanmasını da istiyor

Raporda, haber için yapay zekâ kullananların bir gelişme hakkında devam soruları sorma eğiliminin öne çıktığı belirtiliyor. Bu bulgu, habercilikte açıklamanın ve bağlamın değerini yeniden hatırlatıyor.

İspanya'daki Laboratorio de Periodismo Luca de Tena'nın rapora ilişkin değerlendirmesi de aynı noktaya odaklanıyor: Haber kuruluşları için mesele, sitelerine kaç ziyaret geldiği kadar, okurun olayı kimin yardımıyla anladığı. Okur açıklamayı başka bir hizmette aradığında yayıncının onunla doğrudan kurduğu ilişkinin bir bölümü de bu hizmete taşınabiliyor.

Bu nedenle güçlü bir haber girişi yalnız başlığın uzun hali olmamalı. Olayın ne olduğu, hangi aşamaya geldiği, kimleri etkilediği ve hangi noktaların hâlâ tartışmalı olduğu açık biçimde anlatılmalı. Okuru her kavram için başka bir ekrana gönderen metin, doğrulanmış bilgi sunsa bile anlama ihtiyacını karşılamakta eksik kalabilir.

Denetimin görünür karşılığı olmalı

İnsan sorumluluğu, metnin üzerinde bir isim bulunmasından ibaret görülemez. Haberdeki sayının kaynağa uygunluğu, alıntının bağlamı, başlığın kanıtın ötesine geçip geçmediği ve kullanılan görselin neyi temsil ettiği editoryal karar gerektirir. Bu kararların sorumluluğunu taşıyan bir yayın düzeni kurulmadığında, metnin akıcı olması güven için yeterli olmaz.

Bir araştırma oranı verilirken bu oranın hangi grubu anlattığı açıklanmalı. Dava haberinde iddianın kanıtlanıp kanıtlanmadığı belirtilmeli. Ürün duyurusunda da şirketin vaadi ile bağımsız bulgu ayrılmalı. Bunlar teknolojiye özgü yeni ölçütler değil; haberi hazırlayanların hesap verebilmesini sağlayan temel uygulamalardır.

Aynı sorumluluk hata sonrasında da sürer. Yanlış bilginin sessizce değiştirilmesi yerine düzeltmenin anlaşılır biçimde kayda geçirilmesi, okurun önceki metinle yeni metin arasındaki farkı görmesini sağlar. Bir arşivin güvenilirliği, hiç hata yapılmadığı iddiasıyla değil, hataların nasıl ele alındığıyla da şekillenir.

Türkiye için sonuç nasıl okunmalı?

Türkiye örneklemde yer almadığı için bu oranlardan Türkiye'deki okurların tutumuna ilişkin doğrudan bir sonuç çıkarılamaz. Yine de araştırmanın ortaya koyduğu sorular, Türkçe yayıncılıkta kullanılabilecek somut bir değerlendirme çerçevesi sunuyor.

Yayıncılar, kendi okurlarının hangi haberlerde açıklama istediğini, hangi kavramlarda zorlandığını ve hangi tür hatalara itiraz ettiğini inceleyebilir. Kısa özetler, anlaşılır girişler ve konuya bağlı eski haberlerin bağlantıları, bu ihtiyaca cevap verebilecek editoryal tercihlerdir.

Bu yaklaşımda hedef, yalnız daha hızlı metin üretmek olamaz. Okurun bir haberi okuduktan sonra ne öğrendiği, neyin doğrulanmış olduğunu ayırt edip edemediği ve yeni bir gelişmede aynı yayına dönüp dönmediği de izlenmelidir. Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması, yayıncının açıklama ve doğrulama sorumluluğunu azaltmıyor.

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →