Yazı, sanat ve yapay zekâ karşısında düşünmek
Konu ve bağlam
Yazmak, insanın dağınık fikirlerini toparlamasına yardımcı olur; sanat da düşünmenin başka bir yoludur. Bence yapay zekâyı değerlendirirken asıl soru, bu araçların bizi düşünmekten uzaklaştırıp uzaklaştırmadığıdır. Kendi aklımızı kullanmayı bırakmak yerine daha derin düşünmeye ve yeni sorular sormaya yöneliyorsak, yapay zekâ bize yardımcı olabilir.

Yazı yazmak ile düşünmenin birbirini güçlü biçimde beslediği doğru. Yazı, insanın zihnindeki dağınık fikirleri toparlar, düşünceyi görünür kılar ve onu belli bir disipline sokar.
Fakat bana göre en büyük düşünce her zaman yazı sırasında değil, bazen sanat sırasında ortaya çıkar.
Sanat da rüya gibi bir şeydir: Rüya görmek ve rüya göstermek…
Bir ressamın, bir müzisyenin, bir şairin illa yazıya ihtiyacı yoktur. Onların önce rüyaya, sezgiye, hayale ve sanata ihtiyacı vardır.
Çünkü sanat da düşüncenin başka bir biçimidir. Hatta kimi zaman yazıdan daha derin, daha doğrudan ve daha özgün bir düşünme hâlidir.
Sanatta da düşüncede de asıl mesele, insanın kendi özgünlüğünü koruması ve kendi olarak var olabilmesidir.
Heidegger’in ifadesiyle, “Düşündürücü çağımızda en düşündürücü olan, hâlâ düşünmüyor oluşumuzdur.”
Bu yüzden mesele yalnızca yazmak değildir. Mesele, insanın gerçekten düşünmeye, akletmeye, hayal etmeye ve kendi iç dünyasını çalıştırmaya başlamasıdır.
Rüya göremeyen rüya gösteremez. Akletmeyen akıl sunamaz.
Bu nedenle önce insanın kendi akli melekelerini çalıştırması gerekir. Bunun için de yalnızca yazıya değil; aklın, hayalin ve ruhun çalışabileceği sahici bir iç ortama ihtiyaç vardır.
Bugün en büyük sorunumuz da burada başlıyor. Sosyal medya ve akıllı telefonlar, çoğu zaman akli melekelerimizi çalıştırmak yerine onları susturuyor; insanı durup düşünmekten, kendi içine çekilmekten, hakiki bir fikrin sancısını yaşamaktan uzaklaştırıyor.
İnsanın durup düşünmesi gereken duraklar maalesef giderek azalıyor.
Yapay zekâ da bu noktada aynı ölçüyle değerlendirilmelidir. Eğer yapay zekâ insanın akli melekelerini susturuyor, onu düşünme zahmetinden kaçırıyor ve zihinsel tembelliğe itiyorsa, artık orada gerçek anlamda düşünmekten söz edemeyiz.
Ama yapay zekâ insanın akli melekelerini coşturuyor, düşünceyi hızlandırıyor, derinleştiriyor ve insanı daha sahici sorular sormaya çağırıyorsa; o zaman başka bir imkândan bahsediyoruz demektir.
Mesele yazmak ya da yazmamak değil; insanın kendi aklını, hayalini, sezgisini ve ruhunu gerçekten çalıştırıp çalıştırmadığıdır.
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.