← SöyleX

Köşe Yazılarım Yapay zekâ, felsefe ve değerler ·

ANALİZ — Yapay zekânın değer mimarları: Filozoflar neden laboratuvarlarda?

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Yapay zekâ şirketlerinde çalışan filozoflar, sistemlerin hangi bilgilere güveneceği ve hangi talepleri reddedeceği gibi kararlara katılıyor. Yazılımcıların yerini almıyorlar; teknik ekiplerle birlikte davranış kuralları geliştiriyorlar. Türkiye’nin de kendi modellerini hazırlarken mühendislerin yanında düşünce insanlarına yer vermesi ve farklı kültürlerin nasıl temsil edildiğini sorgulaması gerektiğini savunuyorum.

ANALİZ — Yapay zekânın değer mimarları: Filozoflar neden laboratuvarlarda? tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

ANALİZ — Yapay zekânın değer mimarları: Filozoflar neden laboratuvarlarda?

Google DeepMind’ın Mayıs 2026’da Henry Shevlin’i “Filozof” unvanıyla araştırma kadrosuna katması ve Anthropic’in filozof Amanda Askell’in ana yazarı olduğu Claude Anayasası’nı yayımlaması, felsefi muhakemenin yapay zekâ ürünlerinin içine yerleştiğini gösteriyor. WIRED’ın incelemesine göre DeepMind’da en az 10, Anthropic’te en az dört felsefe kökenli araştırmacı bulunuyor. Ancak 11 yapay zekâ laboratuvarındaki 1815 açık pozisyonu inceleyen başka bir çalışma, ilanların hiçbirinde felsefe diplomasının zorunlu tutulmadığını ve etik, güvenlik, değer uyumu, yönetişim veya politikayla doğrudan ilişkili işlerin yaklaşık yüzde 5’te kaldığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla yazılımcıların yerini filozoflar almıyor; filozoflar, modellerin hangi değerleri önceleyeceğine ve insanla nasıl ilişki kuracağına dair ürün kararlarına katılıyor. Modellerin değer eğilimlerinin dile ve sürüme göre değişmesi, güvenlik ölçütlerinin yaklaşık yüzde 10’unun kültürel hassasiyet taşıması ve bazı sistemlerin baskıcı yönetimlere yönelik eleştirel talepleri daha yüksek oranda reddetmesi, bu meselenin soyut bir etik tartışma olmadığını gösteriyor. Türkiye açısından temel soru da yalnızca Türkçe konuşan modeller geliştirip geliştiremeyeceğimiz değil; kendi insan anlayışımızı, kültürel birikimimizi ve değer tercihlerimizi modelin eğitimine, davranış ilkelerine ve denetim düzenine taşıyıp taşıyamayacağımızdır.

Dr. Muhammed Ersin Toy

Yapay zekâ laboratuvarlarında filozofların görünür hâle gelmesi, teknoloji dünyasındaki yeni bir meslek modasından daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü günümüzün yapay zekâ sistemleri yalnızca hesaplama yapmıyor, metin üretmiyor veya kullanıcının talimatını yerine getirmiyor. Bilgiyi seçiyor, kaynakları sıralıyor, tavsiyelerde bulunuyor, bazı talepleri reddediyor ve kullanıcıyla belirli davranış kuralları içinde ilişki kuruyor.

Bu nedenle yapay zekânın nasıl davranacağına ilişkin her teknik karar, aynı zamanda bir değer tercihine dönüşüyor. Hangi içeriğin zararlı kabul edileceği, hangi bilginin güvenilir sayılacağı, dürüstlük ile fayda arasında nasıl denge kurulacağı ve modelin kullanıcıya ne zaman itiraz edeceği yalnızca yazılım mühendisliğiyle cevaplanabilecek sorular değildir.

Asıl gelişme, mühendisin yerini filozofun alması değil, felsefi muhakemenin yapay zekânın ürün ve değer mimarisine yerleşmesidir.

Felsefe artık ürünün içinde

Google DeepMind’da görev yapan felsefe kökenli araştırmacılar; değer uyumu, ahlaki yeterlilik, model davranışı, yanlış bilgi, kötüye kullanım, insan-yapay zekâ ilişkileri ve makine bilinci gibi alanlarda çalışıyor.

WIRED’ın Mayıs 2026’da yayımladığı açık kaynak incelemesine göre Google DeepMind’da en az 10, Anthropic’te ise en az dört felsefe kökenli araştırmacı bulunuyor. DeepMind ve Anthropic bu araştırmacıların toplam sayısını açıklamasa da filozofların yalnızca dışarıdan görüş bildiren etik danışmanlar olarak değil, kurumların araştırma ekiplerinde görev aldığı görülüyor.

Google DeepMind’ın Mayıs 2026’da kadrosuna kattığı Henry Shevlin’in resmî görev unvanı da doğrudan “Filozof”. Cambridge Üniversitesindeki çalışmalarını yarı zamanlı sürdüren Shevlin; makine bilinci, insan-yapay zekâ ilişkileri ve ileri yapay zekâ sistemlerine hazırlık konularında çalışıyor.

Anthropic’te filozof Amanda Askell’in Claude Anayasası’nı hazırlayan ekibin merkezinde bulunması ise felsefenin ürün tamamlandıktan sonra başvurulan bir değerlendirme alanı olmaktan çıktığını gösteriyor. Askell, Claude Anayasası’nın ana yazarlarından ve başlıca hazırlayıcılarından biri olarak modelin nasıl davranması gerektiğine ilişkin ilkelerin oluşturulmasında görev aldı.

Anthropic’in 22 Ocak 2026’da yayımladığı belge; Claude’un değerlerini, davranışlarını, önceliklerini ve zor durumlarda nasıl karar vermesi gerektiğini açıklıyor. Şirket, anayasanın yalnızca kamuoyuna yönelik bir ilkeler metni olmadığını, model eğitim sürecinin temel parçalarından biri olduğunu ve içeriğinin Claude’un davranışını doğrudan şekillendirdiğini belirtiyor.

Felsefe böylece ürün tamamlandıktan sonra yapılan etik denetimin değil, ürünün nasıl inşa edileceğinin bir parçası hâline geliyor.

Yazılımcıların yerini filozoflar almıyor

Bununla birlikte “Yapay zekâ şirketleri artık yazılımcı değil filozof arıyor.” şeklindeki anlatıyı ölçülü değerlendirmek gerekiyor.

Daily Nous’ta 8 Temmuz 2026’da yayımlanan araştırmada, 11 yapay zekâ laboratuvarındaki 1815 açık pozisyon incelendi. Hiçbir ilanda felsefe diploması zorunlu tutulmadı. İlanların yüzde 26,6’sında etik, güvenlik, değer uyumu, yönetişim veya politika gibi ifadeler bulunsa da genel şirket söylemleri ve tekrar eden kalıplar çıkarıldığında bu alanlarla doğrudan ilişkili görevlerin oranı yaklaşık yüzde 5’e düştü.

Dolayısıyla ortada kitlesel bir meslek değişimi bulunmuyor. Yapay zekâ şirketleri hâlâ büyük ölçüde mühendis, yazılımcı, veri bilimci ve ürün uzmanı istihdam ediyor.

Yeni olan, mühendisliğin tek başına cevaplayamayacağı değer, hakikat, bilinç, sorumluluk ve meşruiyet sorularının ürün geliştirme süreçlerine girmesidir. Mesele mühendisin yerine filozof koymak değil, teknik imkânlarla değer tercihlerini aynı masada tartışabilmektir.

Kod artık yalnızca işlev değil, değer de üretiyor

Yapay zekâ sistemlerinin değerden arındırılmış ve bütünüyle tarafsız araçlar olduğu varsayımı giderek daha fazla araştırmayla sorgulanıyor. Çünkü modelin verdiği cevap yalnızca kullanıcının sorusuna değil; eğitim verilerine, davranış ilkelerine, güvenlik kurallarına ve geliştirici şirketin önceliklerine göre şekilleniyor.

Anthropic’in 13 Temmuz 2026’da yayımladığı araştırma, bu durumu somut biçimde ortaya koydu. Şirketin önceki çalışmasında 700 bin anonim Claude konuşması incelenmiş ve modelin cevaplarında 3 binden fazla farklı değer ifadesi belirlenmişti. Yeni araştırma ise bu değerlerin model sürümüne ve konuşulan dile göre değişebildiğini gösterdi.

Araştırmaya göre Claude, İngilizce konuşmalarda ihtiyat, doğruluk, derinlik ve açık sözlülükle ilişkili değerlere daha fazla yöneliyor. Arapça konuşmalarda ise sıcaklık, kullanıcı tercihine uyum, kısalık ve doğrudan sonuç üretme eğilimleri öne çıkıyor.

Bu sonuç, aynı yapay zekâ sisteminin farklı dillerde yalnızca farklı kelimeler kullanmadığını, farklı değer profilleri de sergileyebildiğini gösteriyor. Aynı konuda İngilizce ve Arapça soru soran iki kullanıcı, yalnızca anlatım biçimi bakımından değil, ihtiyat, eleştirellik, açıklık ve kullanıcıya uyum düzeyi bakımından da farklı cevaplarla karşılaşabiliyor.

Şirket, bu farklılıkların ne kadarının kültürel iletişim alışkanlıklarından, ne kadarının eğitim verilerinin diller arasındaki miktar ve içerik farkından kaynaklandığının henüz kesin olarak bilinmediğini vurguluyor. Bu belirsizlik dahi model davranışının yalnızca teknik başarı ölçütleriyle değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.

Kültürel temsil bir güvenlik meselesidir

Google DeepMind’ın 10 Temmuz 2026’da yayımladığı kültürler arası güvenlik araştırması da yapay zekâ güvenliğinin bütün toplumlar için tek tip ölçütlerle kurulamayacağını gösterdi.

Araştırmada incelenen güvenlik maddelerinin yaklaşık yüzde 10’unun kültürel açıdan hassas olduğu belirlendi. Yeterli kültürel temsil bulunmadığında bazı içeriklerin yanlış biçimde güvenli kabul edilebileceği sonucuna ulaşıldı. Çalışma ayrıca mevcut büyük dil modellerinin farklı toplumları temsil eden insan değerlendiricilerin yerini güvenilir biçimde alamadığını ortaya koydu.

Bu bulgu, kültürel çoğulluğun yalnızca temsil veya nezaket meselesi olmadığını gösteriyor. Hangi davranışın zararlı, hangi sözün tehdit, hangi içeriğin ayrımcı veya hangi tavsiyenin kabul edilebilir olduğuna ilişkin değerlendirmeler toplumların tarihinden, hukukundan ve değerlerinden etkileniyor.

İnsan değerlendiricilerin büyük ölçüde belirli coğrafyalardan seçilmesi hâlinde bu toplumların değerleri, küresel güvenlik ölçütleriymiş gibi modellerin içine yerleşebilir.

Değer tercihleri siyasi sonuçlar üretiyor

Meta tarafından finanse edilmekle birlikte bağımsız çalışan Gözetim Kurulunun 10 model ve 10 ülkeyi kapsayan araştırması, model davranışındaki değer tercihlerinin siyasi sonuçlarını da görünür hâle getirdi.

Araştırmada yapay zekâ sistemlerinden farklı ülkelerin hükûmetleri ve liderleri hakkında eleştirel siyasi içerikler üretmeleri istendi. Sistemler, ifade özgürlüğünün daha fazla sınırlandırıldığı ülkelerle ilgili talepleri yüzde 34 oranında reddetti. Daha serbest ifade ortamına sahip ülkelerle ilgili taleplerde ise ret oranı yüzde 14’te kaldı.

Bu sonuç, bazı modellerin baskıcı ülkelerdeki ifade sınırlamalarını yalnızca o ülkelerin kullanıcılarına değil, dünyanın diğer bölgelerindeki kullanıcılara da taşıyabildiğini gösteriyor.

Böylece şirketlerin güvenlik amacıyla hazırladığı kurallar, farkında olunmadan otoriter yönetimlerin siyasi hassasiyetlerini küreselleştiren bir sansür düzenine dönüşebiliyor.

Yapay zekâ bu noktada yalnızca bilgi üreten bir araç değil, hangi eleştirinin dile getirilebileceğini belirleyen özel bir yönetişim gücü hâline geliyor.

Cahit Arf’ın yaklaşık 70 yıl önce sorduğu soru

Türkiye’de makine ve düşünme ilişkisi yeni bir tartışma değildir. Cahit Arf, 1958-1959 öğretim yılında verdiği halka açık konferansta gündeme getirdiği ve 1959’da yayımladığı “Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir?” başlıklı metninde, makinelerin düşünme yetisine sahip olup olamayacağını tartıştı.

Arf; dil kullanma, hesap yapma, benzerlik kurma ve eleme gibi zihinsel işlevlerin makinelerde kurulabileceğini değerlendirdi. İnsan ile makine arasındaki temel farklılıklardan birini ise insandaki “estetik bilinç”in makineye kazandırılmasındaki güçlükte gördü.

Bugün modellerin yeni durumlara uyum sağlaması, önemli bilgiyi gereksiz olandan ayırması, bağlama göre değerlendirme yapması ve değerler arasında tercih üretmesi üzerine yürütülen tartışmalar, Arf’ın sorularının güncelliğini koruduğunu gösteriyor.

Cahit Arf’ın yaklaşımı, yapay zekâ meselesinin yalnızca mühendisliğin değil; matematiğin, felsefenin, psikolojinin ve bütünlüklü bir insan anlayışının da konusu olduğunu ortaya koyuyor.

Filozofun laboratuvarda bulunması yeterli mi?

Şirketlerin model ilkelerini açıklaması şeffaflık bakımından önemlidir. Ancak özel bir şirketin hazırladığı “anayasa”, toplumların ortak iradesine dayanan bir anayasanın demokratik meşruiyetine sahip değildir.

Anthropic’in Claude için güvenlik, etik, fayda ve şirket kurallarını belirli bir öncelik sırasına yerleştirmesi, yalnızca teknik bir ürün tercihi değildir. Bu sıralama, modelin milyonlarca insanla kuracağı ilişkide hangi değerlerin diğerlerinden üstün tutulacağını da belirliyor.

Birkaç küresel şirketin insanlık adına doğruyu, zararı, güvenliği ve kabul edilebilir davranışı tanımlaması, teknolojik güç kadar ciddi bir meşruiyet sorununu gündeme getiriyor.

Filozofların laboratuvarda bulunması da tek başına güvence oluşturmaz. Ticari hız, kâr beklentisi ve jeopolitik rekabet karşısında riskli bir sistemi değiştirme, geciktirme veya durdurma yetkileri bulunmuyorsa felsefe, şirketlerin sorumlu görünmesini sağlayan bir etik vitrine dönüşebilir.

WIRED’ın incelemesinde de akademisyenler “etik aklama” tehlikesine ve şirket içinde çalışan filozofların araştırma alanlarının kurumsal çıkarlarla sınırlandırılabileceğine dikkati çekiyor.

Bu nedenle belirleyici soru kaç filozofun istihdam edildiği değildir. Asıl soru, filozofların ve diğer düşünce insanlarının ürün ve yönetim kararlarını değiştirme gücüne sahip olup olmadığıdır.

Türkiye kendi yapay zekâ felsefesini kurmalı

Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı; iki yılda 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilmesini, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesini hedefliyor. Plan ayrıca Türkçe büyük dil modellerinin geliştirilmesini ve dijital egemenliğin güçlendirilmesini öngörüyor.

Bu hedefler Türkiye’nin teknik insan kaynağını, veri altyapısını ve model geliştirme kapasitesini büyütmesi bakımından önemlidir. Ancak teknik egemenlik, düşünce ve değer bağımsızlığıyla tamamlanmadığında yeterli değildir.

Selçuk Bayraktar’ın teknoloji tekelleri, veri merkezleri, insan iradesi ve kültürel bağımsızlık üzerinden kurduğu yaklaşım da bu ihtiyaca işaret ediyor. Bayraktar’ın ifadesiyle bu sürecin asıl taşıyıcısı “makinenin hızı değil, insanın şuurudur.”

Türkiye’nin filozofları, mütefekkirleri, ilahiyatçıları, tarihçileri, hukukçuları, iletişim bilimcileri, psikologları ve mühendisleri model tamamlandıktan sonra görüşü alınan kişiler olmamalıdır. Eğitim verilerinin seçildiği, davranış ilkelerinin yazıldığı ve modelin insan, çocuk, aile, tabiat ve hakikatle ilişkisinin belirlendiği ilk aşamadan itibaren birlikte çalışmalıdırlar.

Bu iş birliği genel etik ilkeler yazmakla sınırlı kalmamalıdır. Hangi kaynaklara güvenileceği ve çocuklara nasıl hitap edileceği somut kurallara bağlanmalıdır. Mahremiyetin nasıl korunacağı, farklı inanç ve kültürlerin nasıl temsil edileceği de belirlenmelidir. Zararlı içerikle meşru eleştiri arasındaki sınır açıkça çizilmelidir.

Türkiye’nin kendi yapay zekâ felsefesini geliştirmesi, dünyaya kapanması veya evrensel bilimsel birikimi reddetmesi anlamına gelmez. Mesele, evrensel bilgiyle Türkiye’nin tarihî, kültürel ve ahlaki birikimi arasında bilinçli ve şeffaf bir bağ kurabilmektir.

Kendi değerlerini yapay zekâya aktaramayan bir ülke, başkalarının dünya görüşünü kendi diliyle konuşan sistemler üzerinden kullanır. Türkçe cevap veren fakat dünyayı başka toplumların öncelikleriyle yorumlayan bir model, dil bakımından yerli görünse bile düşünce ve değer bakımından bağımlı kalabilir.

Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca Türkçe konuşan modeller değildir. İnsanı, adaleti, merhameti, kültürel çoğulluğu ve kamusal hakikati merkeze alan; ilkeleri açık, kararları denetlenebilir ve sorumluluğu insanda kalan bir yapay zekâ değer mimarisi kurulmalıdır.

Kaynakça

1. WIRED, “To Land a Job in AI, Try Reading Kant”, 26 Mayıs 2026.

https://

wired.com/story/to-land-

a-job-in-ai-try-reading-kant/

…

2. Henry Shevlin, “About Me”.

https://

henryshevlin.com/about-me/

3. Anthropic, “Claude’s New Constitution”, 22 Ocak 2026.

https://

anthropic.com/news/claude-ne

w-constitution

…

4. Anthropic, “Claude’s Constitution”.

https://

anthropic.com/constitution

5. Daily Nous, “The Philosophy Job Market Deepfake”, 8 Temmuz 2026.

https://

dailynous.com/2026/07/08/the

-philosophy-job-market-deepfake-guest-post/

…

6. Anthropic, “How Claude’s Values Vary by Model and Language”, 13 Temmuz 2026.

https://

anthropic.com/research/claud

e-values-models-languages

…

7. Google DeepMind, “Quantifying the Salience of Geo-Cultural Values for Pluralistic Safety Alignment”, 10 Temmuz 2026.

https://

deepmind.google/research/publi

cations/225819/

…

8. Gözetim Kurulu, “Are LLMs Stifling Political Speech?”, 16 Temmuz 2026.

https://

oversightboard.com/news/are-llms-

stifling-political-speech-an-assessment-of-how-ai-models-protect-free-expression/

…

9. Reuters, “Meta Oversight Board Finds Top AI Models Less Likely to Criticize Repressive Regimes”, 16 Temmuz 2026.

https://

reuters.com/business/meta-

oversight-board-finds-top-ai-models-less-likely-criticize-repressive-2026-07-16/

…

10. Filiz Sarı, “Cahit Arf’ın ‘Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir?’ Adlı Makalesi Üzerine Bir Çalışma”, TRT Akademi, 2021.

https://

dergipark.org.tr/tr/pub/trta/ar

ticle/962940

…

11. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nı Açıkladı”, 13 Haziran 2026.

https://

iletisim.gov.tr/turkce/haberle

r/detay/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yapay-zeka-eylem-planini-acikladi

…

12. Anadolu Ajansı, “Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar’dan ‘Teknoloji Tekellerinin Örümcek Ağını Yırtıp Atabiliriz’ Açıklaması”, 13 Haziran 2026.

https://

aa.com.tr/tr/ekonomi/bay

kar-yonetim-kurulu-baskani-bayraktardan-teknoloji-tekellerinin-orumcek-agini-yirtip-atabiliriz-aciklamasi/3966159

…

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →