15 Temmuz’un onuncu yılında millet iradesi ve kurumsal direnç
Konu ve bağlam
SETA’nın 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı için düzenlediği sempozyumda Cevdet Yılmaz, Meclise ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesine yönelik saldırıları vurguladı. Bu konuşmadan hareketle, millet iradesinin, demokratik meşruiyetin ve devlet kurumlarının direncinin korunmasını ele alıyorum.

SETA tarafından düzenlenen “Hain Darbe Girişiminin 10. Yılında 15 Temmuz” başlıklı sempozyumda, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ı dinledik.
Sayın Yılmaz’ın konuşmasında özellikle vurguladığı Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne yönelik saldırılar, 15 Temmuz’un gerçek hedefini bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.
FETÖ yalnızca bazı devlet kurumlarını ele geçirmeye çalışmamıştır. Milletin iradesini temsil eden Meclis’i ve yürütmenin temsil makamı olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni hedef almıştır. Böylece doğrudan milletin kendisine, siyasal varlığına ve Türkiye’nin bağımsız geleceğine saldırmıştır.
Bir savaşta düşman ordularının dahi saygı göstermek zorunda kaldığı Meclis’in bombalanması, FETÖ’nün ne ölçüde millet düşmanı ve gayrimillî bir yapı olduğunu göstermektedir. Çünkü darbelerin ortak karakteri, kendisini milletin üzerinde gören küçük ve örgütlü bir azınlığın, toplumun iradesini zorla ortadan kaldırmaya çalışmasıdır.
Ancak 15 Temmuz gecesi bu hesap bozulmuştur.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milletimiz, devlet hayatında meşruiyetin yegâne kaynağının millet iradesi olduğunu canı pahasına bir kez daha ilan etmiştir. Gerçek askerler, polisler, hâkimler, savcılar, gazeteciler ve sivil vatandaşlarımız aynı safta buluşarak darbeyi bertaraf etmiştir.
15 Temmuz ne kadar karanlık bir geceyse, o gece ortaya konulan direniş de o kadar büyük bir aydınlıktır. Türkiye tarihinde ilk defa bir darbe girişimi, milletin doğrudan direnişiyle yenilgiye uğratılmıştır.
Buna rağmen Türkiye’de yazılan bu demokrasi destanı, uluslararası medya, siyaset ve akademi çevreleri tarafından hak ettiği şekilde görülmemiştir. Avrupa’da veya başka bir Batı ülkesinde halk, tanklara ve savaş uçaklarına karşı demokrasisini savunsaydı, bu direniş yıllarca dünya kamuoyuna örnek gösterilirdi. Türkiye söz konusu olduğunda ise aynı çevreler büyük ölçüde sessiz kalmıştır.
15 Temmuz sonrasında FETÖ mensuplarının devlet kurumlarından tasfiye edilmesinin Türkiye’yi zayıflatacağı ileri sürülmüştü. Oysa gelişmeler bunun tam tersini göstermiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere devlet kurumları, örgütsel vesayetten arındıkça asli görevlerini çok daha etkili biçimde yerine getirmeye başlamıştır. Darbe girişiminden kısa süre sonra gerçekleştirilen sınır ötesi harekâtlar da bunun en açık göstergelerinden biridir.
Onuncu yılında 15 Temmuz’a yalnızca geçmişte yaşanmış bir darbe girişimi olarak bakamayız. 15 Temmuz; millet iradesinin, demokratik meşruiyetin, kurumsal direncin ve millî bağımsızlığın korunmasına ilişkin geleceğe dönük büyük bir güvenlik dersidir.
Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.