← SöyleX

Köşe Yazılarım İnternete bağlı cihazlar, gözetim ve rıza ·

Yapay zekâ çağında gözetimin yeni eşiği: Akıllı cihazlar, sosyal medya ve rızanın çöküşü

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Akıllı gözlüklerden kapı kameralarına kadar günlük cihazlar, yalnız kullanıcılarının değil çevrelerindeki insanların da sesini, görüntüsünü ve davranışlarını kaydedebiliyor. Bu yazı, kayda alınan kişinin rızası, mahremiyet ve görüntülerin sosyal medyada kontrolsüz dolaşımı arasındaki ilişkiyi tartışıyor.

Yapay zekâ çağında gözetimin yeni eşiği: Akıllı cihazlar, sosyal medya ve rızanın çöküşü tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.

Yapay zekâ çağında gözetimin yeni eşiği: Akıllı cihazlar, sosyal medya ve rızanın çöküşü

Yapay zekâ destekli akıllı gözlükler, akıllı saatler, akıllı telefonlar, kapı kameraları, akıllı araçlar ve ev sistemleri, mahremiyet tartışmasını yeni bir aşamaya taşıyor. Güncel haberler, resmi raporlar, eleştirel analizler ve akademik çalışmalar aynı noktada birleşiyor: Yeni dönemde asıl risk yalnızca insanın izlenmesi değil, toplumun izlenmeye alıştırılmasıdır. Bu nedenle mesele; çocuk güvenliği, kadınların korunması, kamusal alan, platform sorumluluğu ve dijital egemenlik başlıklarıyla birlikte ele alınmalıdır.

Yapay zekâ destekli gözetim teknolojileri artık yalnızca güvenlik kameraları, devlet sistemleri veya şirketlerin veri toplama faaliyetleriyle sınırlı değil. Akıllı gözlükler, akıllı saatler, akıllı telefonlar, akıllı araçlar, kapı zili kameraları, sesli asistanlar, robot süpürgeler, akıllı televizyonlar ve bağlantılı ev eşyaları; insanın bedeni, evi, yolu, sesi, görüntüsü, konumu ve alışkanlıkları hakkında sürekli veri üreten geniş bir ekosisteme dönüşüyor.

Bu tartışmada üç sorun öne çıkıyor. İnsanlar izlenmeye alışıyor. Cihazı kullanmayan ama çevresinde bulunan kişiler, görüntülerinin kaydedilmesine, analiz edilmesine ve paylaşılmasına gerçekten onay veremiyor. Kaydedilen görüntü ve veriler de platformların öneri sistemleriyle hızla yayılıp kalıcı ve kontrol edilmesi zor bir teşhire dönüşebiliyor.

Bu nedenle konu yalnızca yeni teknolojilerin pazara çıkması olarak görülemez. Mesele; insan davranışının, kamusal alanın, aile mahremiyetinin, çocuk güvenliğinin, kadınların korunmasının, toplumsal güvenin ve devletlerin dijital egemenlik kapasitesinin yeniden şekillenmesidir.

The Guardian’da Maggie Zhou imzasıyla yayımlanan analiz, gözetimin sosyal medya kültürü içinde nasıl yeniden paketlendiğine dikkati çekiyor. Ring kamera görüntülerinin sosyal medya içeriğine dönüştürülmesi, akıllı gözlüklerin ünlüler ve sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla pazarlanması ve izinsiz kayıt riskinin “stil”, “güvenlik” ve “eğlence” diliyle yumuşatılması, gözetimin artık yalnızca teknik bir güvenlik aracı değil, paylaşılabilir ve tüketilebilir bir kültür nesnesi olarak sunulduğunu gösteriyor.

Bu tabloyu anlamak için iletişim bilimleri ve gözetim çalışmaları literatüründe uzun süredir tartışılan kavramlara bakmak gerekiyor. Jeremy Bentham’ın hapishane modeli olarak tasarladığı panoptikon, Michel Foucault’nun yorumuyla modern disiplin toplumunun temel metaforlarından biri hâline gelmiştir. Panoptikonda asıl mesele herkesin sürekli izlenmesi değil, izlenme ihtimalinin bireyde sürekli bir öz denetim üretmesidir. İnsan, gözetleyenin orada olup olmadığını bilmeden kendini disipline eder.

Bugünün akıllı cihazları bu panoptik mantığı kapalı mekândan çıkarıp gündelik hayatın içine taşıyor. Kamera artık yalnızca duvarda değildir; gözlüğün camına, telefonun kamerasına, saatin sensörüne, aracın iç sistemine, evin kapısına, televizyonun ekranına ve sosyal medya akışına dağılmış durumdadır. Böylece gözetim tek bir merkezden değil, hayatın bütün yüzeylerinden çalışmaya başlar.

Mark Poster’ın “süperpanoptikon” kavramı bu dönüşümü daha iyi açıklar. Klasik panoptikonda gözetim belirli bir mimari düzen içinde işlerken, süperpanoptikonda kapalı bir mekâna ihtiyaç yoktur. Veri tabanları, dijital kayıtlar, elektronik işlemler, akıllı cihazlar ve platformlar insanı gündelik hayatını sürdürürken izlenebilir hâle getirir. İnsan artık yalnızca fiziksel bedeniyle değil, veri gölgesiyle de takip edilir.

Bu veri gölgesi artık hayatın her alanında oluşuyor. Akıllı saatler kalp ritmi, uyku düzeni, hareket, stres ve sağlık verisi üretir. Akıllı telefonlar konum, iletişim, arama, görüntü, mikrofon ve uygulama verilerini taşır. Akıllı araçlar sürüş davranışı, rota, hız, kabin içi sensör ve konum verisi toplar. Akıllı ev sistemleri ev içi hareketleri, sesleri, güvenlik kayıtlarını, enerji kullanımını ve gündelik yaşam düzenini izleyebilir. Bu nedenle yapay zekâ çağında asıl mesele, tek bir cihazın ne kaydettiği değil; bu verilerin kim tarafından toplandığı, hangi algoritmalarla işlendiği, hangi platformlara aktarıldığı ve hangi ekonomik ya da güvenlik amaçlarıyla kullanıldığıdır.

Akademik çalışmalar da gözetimin yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen bir denetim biçimi olmadığını gösteriyor. Jonathan Carr’ın gözetimin normalleşmesine ilişkin çalışması, gözetimin devlet merkezli denetim biçiminden çıkarak vatandaşın vatandaşı, kurumların toplumu ve platformların kullanıcıyı izlediği çapraz bir düzene dönüştüğünü savunuyor. Pinelopi Troullinou’nun gündelik gözetim üzerine çalışması ise dijital cihazların yalnızca baskıyla değil; kolaylık, güvenlik, hız ve fayda duygusuyla insanı kendi gözetimine gönüllü biçimde dahil ettiğini ortaya koyuyor.

Bu noktada Thomas Mathiesen’in “sinoptikon” kavramı da önem kazanıyor. Panoptikonda azın çoğu izlemesi öne çıkarken, sinoptikonda çoklar azları izler. Medya ve sosyal medya çağında bu ilişki daha karmaşık hâle gelmiştir. Artık herkes hem izleyen hem izlenen, hem içerik üreten hem veri üreten, hem teşhir eden hem teşhir edilen konumdadır. Sosyal medya bu nedenle yalnızca iletişim alanı değil, insanların kendini izlenmeye göre düzenlediği bir davranış alanıdır.

Alice Marwick’in “sosyal gözetim” yaklaşımı da bu süreci açıklar. Sosyal medya kullanıcıları başkalarını izler, kendi paylaşımlarını başkalarının bakışını hesaba katarak düzenler ve görünürlüklerini stratejik biçimde yönetir. “Mahremiyet paradoksu” olarak bilinen durum ise kullanıcıların mahremiyet kaygısı taşımasına rağmen kolaylık, alışkanlık, sosyal onay veya kişiselleştirilmiş hizmetler nedeniyle veri paylaşmaya devam ettiğini gösterir. Akıllı gözlükler, kapı kameraları ve akıllı ev sistemleri bu çelişkiyi daha da büyütür. Çünkü mahremiyet kaybı artık yalnızca kullanıcının kendi tercihiyle sınırlı kalmaz; çevredeki kişileri de içine alır.

Yapay zekâ bu dönüşümü daha hassas bir eşiğe taşıyor. Bruce Schneier ve Jon Penney’in The Guardian’da yayımlanan analizine göre yapay zekâ destekli gözetim; yüz tanıma, gerçek zamanlı takip ve büyük veri tabanlarıyla birleştiğinde yalnızca mahremiyet kaybı üretmiyor, insanların davranışlarını önceden değiştiren “soğutucu etki” de doğuruyor. İnsan yalnızca izlendiğinde değil, izlenebileceğini düşündüğünde de daha temkinli ve daha sessiz davranmaya başlıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Özel Raportörü Gina Romero’nun raporu da dijital gözetimin barışçıl toplanma ve örgütlenme hakları üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Bu tespit, gözetimin yalnızca özel hayatı değil, kamusal hayatı ve demokratik katılımı da etkileyen bir mesele olduğunu ortaya koyuyor.

Akıllı gözlükler bu tartışmada kritik bir eşik oluşturuyor. Telefon kamerasında kayıt eylemi çoğu zaman görünürdür; kişi telefonu kaldırır ve çekim yaptığı anlaşılır. Akıllı gözlükte ise kayıt, insanın bakışına yerleşir. Vogue Business’ın analizinde Meta, Snap ve Google gibi şirketlerin geliştirdiği yapay zekâ destekli akıllı gözlüklerin kamera, mikrofon, veri işleme ve rıza dışı kayıt bakımından yeni bir mahremiyet tartışması doğurduğu aktarılıyor. Reuters’ın haberine göre Meta ve EssilorLuxottica’nın 299 dolardan başlayan yeni akıllı gözlük serisi de bu ürünlerin daha geniş tüketici pazarına inmeye başladığını gösteriyor.

Son gelişmeler, sektörün de bu güven krizini görmezden gelemediğini ortaya koyuyor. Wired’ın haberine göre Solos, kamerasız AirGo A6 modelini ve AirGo V2 için kamerayı fiziksel olarak kapatmaya yarayan “mahremiyet kalkanı”nı tanıttı. Bu adım, mahremiyet kaygısının ürün tasarımına yansımaya başladığını gösteriyor. Ancak çıkarılabilir bir kalkan, yapısal sorunu tamamen çözmüyor; mahremiyetin cihazın asli ilkesi değil, sonradan eklenen bir aksesuar gibi ele alınması riskini de beraberinde getiriyor.

Fransa Ulusal Bilişim ve Özgürlükler Komisyonu (Commission nationale de l’informatique et des libertés - CNIL), akıllı gözlüklere ilişkin uyarısında rıza, görüntü hakkı, yapay zekâ ile kötüye kullanım, yapay zekâ üretimi sahte içerikler ve toplanan verilerin akıbeti gibi başlıklara dikkati çekiyor. Kurumun aktardığı ankete göre Fransızların yüzde 67’si akıllı gözlükleri mahremiyet açısından riskli görüyor. Yediler Grubu (G7) veri koruma ve mahremiyet otoritelerinin çalışması da bu cihazların fotoğraf, video, mikrofon, konum, hareket ve yapay zekâ özelliklerini bir araya getirebildiğini; çevredeki kişilerin çoğu zaman kaydedildiğini fark edemediğini ortaya koyuyor.

Bu noktada tartışmanın merkezine “rızanın çöküşü” kavramı yerleşiyor. Cihazı takan kişi ürünü satın almayı ve kullanmayı seçebilir. Ancak sokaktaki, kafedeki, okul bahçesindeki, toplu taşımadaki veya iş yerindeki kişi kayda, analize, eşleştirmeye ve sosyal medya dolaşımına gerçek anlamda rıza gösteremez. “Mind the Gap” ve “BLINDSPOT” gibi akademik çalışmalar da kamera donanımlı gözlükler ve artırılmış gerçeklik başlıkları karşısında çevredeki kişilerin etkili mahremiyet kontrolüne sahip olmadığını gösteriyor.

Yüz tanıma ihtimali ise bu dosyanın en hassas başlıklarından biridir. Wired’ın haberine göre Meta, akıllı gözlüklerle bağlantılı Meta Yapay Zekâ uygulamasına “NameTag” adıyla anılan yüz tanıma kodları ekledi; haberin ardından bu bileşenlerin kaldırıldığı bildirildi. Electronic Frontier Foundation (Elektronik Sınır Vakfı - EFF) de akıllı gözlüklere yüz tanıma eklenmesinin kamusal alanda anonim kalma hakkını zayıflatabilecek bir eşik olduğunu savunuyor. Avrupa Birliği (AB) Yapay Zekâ Yasası’nın kamuya açık alanlarda gerçek zamanlı uzaktan biyometrik kimlik tespiti gibi uygulamaları sıkı koşullara bağlaması, bu riskin düzenleyici kurumların da gündeminde olduğunu gösteriyor.

Kadınlar ve kız çocukları açısından risk daha da belirginleşiyor. Akıllı gözlüklerin rıza dışı kayıt ve veri kötüye kullanımı potansiyeli, özellikle kadınların ve kız çocuklarının mahremiyetini daha ağır biçimde tehdit edebiliyor. Risk yalnızca bir görüntünün izinsiz alınması değildir. O görüntünün sosyal medyada dolaşıma sokulması, taciz içeriklerine dönüştürülmesi, yapay zekâ üretimi sahte içeriklere malzeme yapılması ve kişinin küresel yorum alanlarına açılmasıdır.

Kapı zili kameraları ve akıllı ev sistemleri de aynı gözetim kültürünün başka bir boyutunu oluşturuyor. Bu cihazlar güvenlik vaadiyle yaygınlaşırken, komşuluk ilişkilerini güven ilişkisinden izleme ilişkisine dönüştürebiliyor. Gözetim literatüründe “yatay gözetim” olarak tartışılan bu durum, insanların yalnızca devlet ya da şirket tarafından değil, birbirleri tarafından da izlenir hâle geldiğini gösteriyor.

Bu tablo yalnızca mahremiyet kavramıyla açıklanamaz. Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” olarak tanımladığı ekonomik mantık, insan davranışlarının veri hâline getirilmesi, tahmin edilmesi ve ekonomik değere dönüştürülmesi üzerine kuruludur. Akıllı şehir ve algoritmik sistem literatürü de benzer bir noktaya işaret ediyor: Sorun yalnızca gözlükte, kamerada veya uygulamada değildir. Gözlük, saat, telefon, araç, ev sistemi, mikrofon, bulut altyapısı, yapay zekâ modeli, sosyal medya algoritması, reklam ekonomisi, veri koruma hukuku ve kullanıcı alışkanlığı birlikte bir gözetim sistemi üretmektedir.

Medya stratejisi açısından burada asıl mücadele, teknolojinin nasıl çerçevelendiğiyle ilgilidir. Şirketler bu ürünleri çoğu zaman “kolaylık”, “güvenlik”, “kişisel tarz”, “sağlık takibi”, “akıllı yaşam” ve “kişiselleştirilmiş deneyim” diliyle sunar. Ancak eleştirel literatür, aynı ürünlerin veri toplama, davranış tahmini, rıza dışı kayıt, teşhir, ayrımcılık ve ekonomik değer üretme boyutlarına dikkat çeker. Bu nedenle mesele yalnızca mahremiyet riski olarak değil, insanın bedenini, evini, yolunu, bakışını ve sosyal ilişkilerini veri altyapısına dönüştüren yeni bir medya düzeni olarak ele alınmalıdır.

Freedom House’un “Freedom on the Net 2025” raporu, küresel internet özgürlüğünün 15’inci yıl üst üste gerilediğini belirtiyor. Amnesty International’ın algoritmik hesap verebilirlik çalışması da yapay zekâ ve otomatik karar sistemlerinin insan hakları ihlallerine yol açmaması için daha güçlü denetim mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Bu kaynaklar birlikte değerlendirildiğinde, akıllı cihazlar ve yapay zekâ gözetimi tartışması yalnızca tüketici elektroniği değil; hak, özgürlük, denetim ve kamusal güven meselesi olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye açısından bu dosya yalnızca bireysel mahremiyet tartışması olarak görülemez. Çocukların korunması, kadınların izinsiz kayda alınması, okul ve aile mahremiyeti, ev içi verilerin güvenliği, kamusal alan özgürlüğü, sosyal medya teşhiri, yapay zekâ üretimi sahte içerikler, veri egemenliği ve dijital kültür politikası birlikte düşünülmelidir.

Türkiye’nin dijital egemenlik mimarisi yalnızca yerli model, veri merkezi veya teknik altyapıyla kurulamaz. Aynı zamanda toplumun mahremiyet duygusunu, çocuk güvenliğini, aileyi, kamusal ahlakı ve hakikati koruyacak bir platform sorumluluğu anlayışıyla güçlendirilebilir.

Sonuç olarak, kamera duvarda olduğunda onu görmek daha kolaydı. Kamera gözlüğün camına, saatin sensörüne, telefonun kamerasına, aracın sistemine, kapı zilinin merceğine, ev eşyasının bağlantısına ve sosyal medya akışına yerleştiğinde ise mesele daha karmaşık hâle geliyor. Yapay zekâ çağında gözetimin en tehlikeli biçimi, insanı zorla izleyen sistem değil; insana izlenmeyi konfor, güvenlik, moda ve kültür olarak benimseten sistemdir.

Yeni dönemde asıl soru, teknolojinin ne kadar geliştiği değil; bu gelişmenin insanın mahremiyetini, çocuğun güvenliğini, kadının korunmasını, kamusal alanın özgürlüğünü ve devletin dijital egemenliğini nasıl etkilediğidir. Panoptikonun kulesi artık tek bir yerde değildir; akıllı cihazlarda, platformlarda, algoritmalarda ve bulut altyapılarında dağılmış durumdadır. Bu yüzden bugünün en kritik meselesi, yalnızca insanın izlenmesi değil, toplumun izlenmeye razı edilmesidir.

Kaynakça

The Guardian – Maggie Zhou, “Indecent proposal: why social media’s rebrand of surveillance tech normalises harassment and non-consensual filming”

https://

theguardian.com/commentisfree/

2026/jul/07/indecent-proposal-why-social-medias-rebrand-of-surveillance-tech-normalises-harassment-and-non-consensual-filming

…

The Guardian – Bruce Schneier ve Jon Penney, “AI surveillance is being supercharged - and it will chill social progress”

https://

theguardian.com/commentisfree/

2026/jul/06/ai-surveillance-policy

…

Vogue Business – “Do Smart Glasses Have a Surveillance Problem?”

https://

vogue.com/article/do-sma

rt-glasses-have-a-surveillance-problem

…

Reuters – “Meta launches cheaper range of AI smart glasses starting at $299”

https://

reuters.com/technology/met

a-announces-new-range-smart-glasses-starting-299-2026-06-23/

…

Wired – “Meta Silently Added Face-Recognition Code for Its Smart Glasses to Millions of Phones”

https://

wired.com/story/meta-sma

rt-glasses-face-recognition-nametag-connections/

…

Wired – “Meta Deletes Face-Recognition System From Its Smart Glasses App After WIRED Report”

https://

wired.com/story/meta-rem

oves-face-recognition-code-meta-ai-app-smart-glasses/

…

Wired – “These New Smart Glasses From Solos Come With a Privacy Shield for the Cameras”

https://

wired.com/story/these-ne

w-smart-glasses-from-solos-come-with-a-privacy-shield-for-the-cameras/

…

Fransa Ulusal Bilişim ve Özgürlükler Komisyonu (CNIL) – “Smart glasses: the CNIL calls for vigilance”

https://

cnil.fr/en/smart-glass

es-cnil-calls-vigilance

…

Yediler Grubu (G7) veri koruma ve mahremiyet otoriteleri – “Compendium of approaches on smart glasses”

https://

cnil.fr/sites/default/

files/2026-06/g7_dpas_compendium_of_approches_on_smart_glasses.pdf

…

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi – “Unmasking the chilling effects of the digital surveillance ecosystem”

https://

ohchr.org/en/documents/t

hematic-reports/ahrc6245-unmasking-chilling-effects-digital-surveillance-ecosystem

…

Electronic Frontier Foundation (EFF) – “Think Twice Before Buying or Using Meta’s Ray-Bans”

https://

eff.org/deeplinks/2026

/03/think-twice-buying-or-using-metas-ray-bans

…

Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası – Yasaklı yapay zekâ uygulamaları ve biyometrik kimlik tespiti düzenlemeleri

https://

artificialintelligenceact.eu/article/5/

Michel Foucault – “Discipline and Punish: Panopticism”

https://

foucault.info/documents/fouc

ault.disciplineAndPunish.panOpticism/

…

Mark Poster – “The Mode of Information” / süperpanoptikon yaklaşımı

https://

cs.brown.edu/people/rblumbe

r/risd/jeliazkov.ch27.pdf

…

Thomas Mathiesen – “The Viewer Society: Michel Foucault’s Panopticon Revisited”

https://

journals.sagepub.com/doi/10.1177/13

62480697001002003

…

David Lyon – “Surveillance Culture”

https://

on-culture.org/journal/issue-

6/lyon-surveillance-culture/

…

Jonathan Carr – “The Normalisation of Surveillance Through the Prism of Film”

https://

etheses.whiterose.ac.uk/id/eprint/1577

5/

…

Pinelopi Troullinou – “Exploring the Subjective Experience of Everyday Surveillance”

https://

oro.open.ac.uk/52613/

Alice Marwick – “Social Surveillance in Everyday Life”

https://

fws.commacafe.org/resources/marw

ick_Social-Surveillance-in-Everyday-Life.pdf

…

Jonathan W. Penney – “Chilling Effects”

https://

scholarship.law.umn.edu/faculty_articl

es/771/

…

Julian Laufs – “Crime Prevention and Detection Technologies in Smart Cities”

https://

discovery.ucl.ac.uk/id/eprint/1014

7500/

…

Michael Veale – “Governing Machine Learning that Matters”

https://

discovery.ucl.ac.uk/10078626/

“Mind the Gap” akademik çalışma

https://

arxiv.org/abs/2603.04930

“BLINDSPOT” akademik çalışma

https://

arxiv.org/abs/2512.14746

Mozilla Foundation – “Cars are the worst product category we have ever reviewed for privacy”

https://

mozillafoundation.org/en/privacynoti

ncluded/articles/its-official-cars-are-the-worst-product-category-we-have-ever-reviewed-for-privacy/

…

Freedom House – “Freedom on the Net 2025”

https://

freedomhouse.org/report/freedom

-net/2025/uncertain-future-global-internet

…

Amnesty International – “Algorithmic Accountability Toolkit”

https://

amnesty.org/en/latest/rese

arch/2025/12/algorithmic-accountability-toolkit/

…

Anadolu Ajansı – “Yapay zekâ çağında veri güvenliği: Flock Safety örneği”

https://

aa.com.tr/tr/analiz/yapa

y-zeka-caginda-veri-guvenligi-flock-safety-ornegi/3771528

…

Anadolu Ajansı – “Türkiye’nin yapay zekâ kalkanı: Dijital egemenliğin yeni eşiği”

https://

aa.com.tr/tr/analiz/turk

iye-nin-yapay-zeka-kalkani-dijital-egemenligin-yeni-esigi/3929801

…

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →