Savaşın Oyunlaştırılması: Yeni Bir Psikolojik Eşik
Konu ve bağlam
Beyaz Saray’ın “UNDEFEATED” başlıklı savaş videosu ve benzer paylaşımlar, gerçek saldırı görüntülerini oyun, spor ve popüler kültürün görsel diliyle sunuyor. Bu anlatımın savaşı bir eğlence veya skor mücadelesi gibi algılatma riskini, medya etiği ve şiddete duyarsızlaşma açısından tartışıyorum.

Savaşın Oyunlaştırılması: Yeni Bir Psikolojik Eşik
White House bugün sosyal medya hesabından bir video paylaştı. Videonun başlığı: “UNDEFEATED” — yani “Yenilmez.” Peki kim yenilmez? ABD ve İsrail mi? Kime karşı? İran’a mı, yoksa tüm dünyaya karşı mı? Videoda savaş neredeyse bir oyun estetiğiyle temsil ediliyor. İşte tam da burada çok tehlikeli bir eşik başlıyor. Savaşın oyunlaştırılması, insanların zihninde savaşı kabul edilebilir bir yere getirmek için kullanılan en tehlikeli psikolojik eşiklerden biridir. Oyunla birçok şey yapabilirsin. Eğitim verebilirsin. Davranış değiştirebilirsin. Alışkanlık üretebilirsin. Ama bir katliamı, barbarlığı ve savaşı normalleştirmek için oyun estetiğini kullanmak artık sadece bir iletişim tercihi değildir. Bu, şiddetin algısını dönüştüren derin bir propaganda müdahalesidir. Akademik literatürde oyunlaştırma, “oyun tasarım unsurlarının oyun dışı alanlarda kullanılması” olarak tanımlanır. Yani mesele yalnızca eğlence üretmek değildir; algıyı ve davranışı biçimlendirmektir. Bugün Beyaz Saray’ın yaptığı tam olarak budur. Associated Press’in aktardığına göre Beyaz Saray’ın savaş videoları, İran’daki gerçek patlama görüntülerini film sahneleri, spor görüntüleri ve video oyunu estetiğiyle birleştiriyor. ABC News de Beyaz Saray’ın gerçek savaş görüntülerini film ve video oyunu klipleriyle birlikte kullandığını yazdı. Yani burada savaş yalnızca gösterilmiyor. Paketleniyor. Kurgulanıyor. Seyirlik bir içeriğe dönüştürülüyor. Üstelik bu ilk değil. Reuters’ın haberine göre önceki videolarda SpongeBob, Iron Man ve Call of Duty gibi popüler kültür unsurları kullanıldı. Washington Post ise Beyaz Saray’ın İran saldırılarını futbol sahneleriyle aynı videoda birleştirmesine eski NFL oyuncularının açık tepki verdiğini yazdı. Yani ilk aşamada Hollywood ve popüler kültür, şimdi ise oyun ve spor estetiği devreye sokuluyor. Kısacası: Beyaz Saray bütün tuşlara basıyor. Burada asıl mesele şu: White House şimdi dünya insanlarına savaş bağımlılığı mı üretmek istiyor? Bu soru abartı değildir. Çünkü bilimsel çalışmalar oyunlaştırmanın insanların risk algısını, davranış kalıplarını ve duygusal tepkilerini değiştirebildiğini gösteriyor. Aynı şekilde şiddet araştırmaları da tekrar eden maruziyetin duyarsızlaşma (desensitization) yarattığını ortaya koyuyor. Medyada sürekli şiddet görmek, insanların şiddete verdiği duygusal tepkiyi zayıflatıyor. Şiddeti nasıl algıladıklarını ve değerlendirdiklerini de değiştiriyor. Bu yüzden gerçek bombardıman görüntülerini oyun diliyle sunmak masum değildir. Bu, felaket ile eğlence arasındaki çizgiyi siler, ölüm ile gösteri arasındaki mesafeyi daraltır. Tam da bu nedenle şunu açıkça söylemek gerekiyor: Savaş bir oyun değildir. Savaş bir skor tablosu değildir. Savaş bir eğlence içeriği değildir. Bir katliamı, barbarlığı ve savaşı oyun estetiğiyle normalleştirmek yalnızca propaganda değildir. Bu, insanlığın hukukunu, ahlakını ve vicdanını hedef alan tehlikeli bir psikolojik eşiktir. Beyaz Saray’ın bugün yaptığı şey yalnızca video paylaşmak değildir. Savaşın toplumsal algısını yeniden kodlamaktır. Ve bu nedenle mesele basit değildir. Bu, dijital çağda savaşın nasıl meşrulaştırıldığına dair karanlık bir işarettir.
👇
https:// x.com/muhammedetoyy/ status/2030767262794203348?s=20 …
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.