← SöyleX

Köşe Yazılarım Çocukların dijital ortamda iyilik hâlini koruma ·

Türkiye'nin çocukların dijital refahı için yeni bir mekanizmaya ihtiyacı var!

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Türkiye’de kamu kurumlarının, araştırmacıların ve çocuk hakları uzmanlarının birlikte çalışacağı kalıcı bir yapı öneriyorum. Bu yapı, çocuklara hangi içeriklerin önerildiğini izlemeli, kişisel verilerini korumalı ve güvenlik önlemlerinin işe yarayıp yaramadığını ölçmeli. “Çocuk Dijital Refahı Mekanizması” adını verdiğim bu model, kurulmuş veya onaylanmış bir kurum değil.

Türkiye'nin çocukların dijital refahı için yeni bir mekanizmaya ihtiyacı var! tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Türkiye'nin çocukların dijital refahı için yeni bir mekanizmaya ihtiyacı var!

Türkiye, çocukların dijital dünyada korunması için önemli bir hukuki adım attı. 1 Mayıs 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Kanun, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal ağlara kaydolmasının önlenmesini öngördü. Yaş doğrulama sistemleri, yaşa uygun hizmet ve ebeveyn kontrol araçları da düzenlemede yer aldı. Bundan sonraki mesele yalnız yaş sınırını uygulamak değil. Türkiye’nin çocukların çevrim içi deneyimini sürekli ölçen, algoritmaların etkisini denetleyen ve çocuk verilerini koruyan kalıcı bir yapıya ihtiyacı var. Farklı kamu kurumlarını aynı hedefte buluşturacak bu yapıya “Çocuk Dijital Refahı Mekanizması” diyorum.

Burada önerdiğim “Türkiye Çocuk Dijital Refahı Mekanizması” bugün var olan ayrı bir kamu kurumu değildir. Bu bir politika önerisidir. Üstelik Türkiye'nin yeni ve büyük bir bürokratik kurum kurmasına da gerek olmayabilir. Mevcut kurumların araştırma, denetim, veri paylaşımı ve politika geliştirme kapasitesini ortak bir sistem içinde birleştiren kalıcı bir yapı oluşturulabilir.

Çünkü çocukların dijital güvenliği artık tek başına sosyal medya veya internet güvenliği konusu değildir. Çocuk koruma, kişisel veriler, eğitim, ruh sağlığı, tüketici hakları, reklamcılık, yapay zekâ, medya ve siber güvenlik aynı alanda birleşmektedir.

Bu nedenle Türkiye'nin bundan sonraki hedefi yalnızca çocuğun kaç yaşında sosyal medyaya gireceğini belirlemek değil, sosyal medyaya girdikten sonra nasıl bir dijital çevreyle karşılaşacağını da güvence altına almak olmalıdır.

Türkiye sıfırdan başlamıyor

7578 sayılı Kanun, 1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Düzenleme, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal ağ sağlayıcılara kaydolmasının önlenmesini, platformların yaş doğrulama dahil gerekli önlemleri almasını ve çocukların korunmasına yönelik yeni yükümlülükleri içeriyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da 19 Mayıs'ta Bakanlık bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulduğunu ve uygulamanın esaslarını belirleyecek yönetmeliğin altı ay içinde hazırlanacağını açıkladı. Yaş doğrulama altyapısının başta e-Devlet olmak üzere farklı yöntemlerle ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Siber Güvenlik Başkanlığı koordinasyonunda oluşturulması üzerinde çalışılıyor.

Türkiye ayrıca 21-22 Nisan 2026'da Ankara'da çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin önemli bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNICEF ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğinin ortaklığında gerçekleştirilen toplantıda hükümetler, uzmanlar, özel sektör, sivil toplum ile çocuk ve genç temsilcileri aynı masada buluştu. Toplantının temel yaklaşımı, çevrim içi ve çevrim dışı çocuk koruma sistemlerini birleştiren, çocuk haklarına dayalı ve çok paydaşlı bir model oluşturulmasıydı.

Dolayısıyla Türkiye'nin elinde hukuki zemin, kurumlar, araştırmalar ve uluslararası deneyim bulunmaktadır.

Eksik olan, bunları sürekli ölçüm ve denetim kapasitesine dönüştürecek ortak bir mekanizmadır.

Kurumlar aynı masa etrafında buluşmalı

Çocuk Dijital Refahı Mekanizmasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, BTK, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), Ticaret Bakanlığı ve Siber Güvenlik Başkanlığı yer almalıdır.

Üniversiteler, bağımsız araştırmacılar, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları ile çocuk hakları alanında çalışan kuruluşlar da sürece dahil edilmelidir.

Çocukların görüşleri de alınmalıdır.

Çünkü çocuklar yalnızca korunacak pasif bireyler değildir. Kullandıkları dijital hizmetler hakkında doğrudan deneyime ve kendilerini ilgilendiren karar süreçlerine katılma hakkına sahiptirler.

Buradaki amaç kurumların yetkilerini birbirine devretmek değil, aynı çocuğa farklı açılardan bakan kurumların aynı veriyi ve aynı hedefi paylaşabilmesini sağlamaktır.

Birinci öncelik: Mahremiyeti koruyan yaş güvencesi

Türkiye'nin önündeki ilk uygulama sınavlarından biri yaş doğrulama sistemidir.

Burada yaş doğrulamasıyla kimlik toplamayı birbirinden ayırmak gerekiyor.

Platformların ihtiyaç duymadığı ölçüde kimlik bilgisi depolaması doğru değildir. Sistem mümkün olduğunca yalnızca gerekli sonucu doğrulamalıdır:

Kullanıcı belirlenen yaş sınırının altında mı, üstünde mi?

Bu süreçte toplanan veriler reklam, davranışsal profilleme veya başka ticari amaçlarla kullanılmamalı; yanlış yaş sınıflandırmasına karşı hızlı bir itiraz mekanizması bulunmalıdır.

Birleşik Krallık düzenleyicisi Ofcom'un 15 Temmuz 2026'da yayımladığı rapor da yaş güvencesinin etkili olmasının yanı sıra mahremiyet ve veri koruma yükümlülüklerine uygun uygulanması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye'nin hedefi yalnızca yaş doğrulamak değil, mahremiyeti koruyarak yaş güvencesi sağlamak olmalıdır.

İkinci öncelik: Güvenlik varsayılan ayar olmalı

Çocuğun kendisini koruyabilmesi için onlarca menüyü bulup ayar değiştirmesi beklenmemelidir.

Çocuk hesaplarında daha koruyucu ayarlar başlangıç noktası olmalıdır.

Hesap varsayılan olarak gizli tutulabilir.

Konum paylaşımı kapalı olabilir.

Yabancı yetişkinlerden gelen mesajlar sınırlandırılabilir.

Gece bildirimleri kısıtlanabilir.

Davranışsal reklamcılık yasaklanabilir.

Otomatik oynatma ve yoğun kişiselleştirme çocuk hesaplarında daha sıkı kurallara bağlanabilir.

Buradaki temel ilke basittir:

Çocuk güvenliği bir menü seçeneği değil, ürünün başlangıç ayarı olmalıdır.

Üçüncü öncelik: Çocuk hakları etki değerlendirmesi

Platformların önemli bir algoritma veya ürün değişikliğini devreye almadan önce bunun çocuklar üzerindeki etkisini değerlendirmesi gerekir.

Yeni bir öneri sistemi mi kuruluyor?

Yeni bir yapay zekâ arkadaşı mı kullanıma açılıyor?

Bildirim sistemi mi değiştiriliyor?

Yeni bir reklam veya kişiselleştirme yöntemi mi uygulanıyor?

Bu değişikliklerin yalnızca teknik başarı ve kullanıcı etkileşimi bakımından değerlendirilmesi yeterli değildir.

Mahremiyet, güvenlik, ayrımcılık, uyku, gelişim, ruh sağlığı, problemli kullanım ve duygusal bağlılık üzerindeki etkileri de ölçülmelidir.

Temel yaklaşım:

“Önce uygula, sonra zarara bak.” değil; “Önce çocuk üzerindeki riski değerlendir, sonra uygula.” olmalıdır.

Dördüncü öncelik: Algoritmalar bağımsız biçimde denetlenebilmeli

Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca yaş doğrulama kapasitesi değildir.

Algoritmik denetim kapasitesidir.

Şirketlerin “Çocukları koruyoruz.” demesi tek başına yeterli olmamalıdır. Bu iddianın gerçek ortamda ölçülmesi gerekir.

Algoritmik şeffaflık da bütün kaynak kodların kamuoyuna açılması anlamına gelmez. Düzenleyici kurumların ve yetkilendirilmiş bağımsız araştırmacıların sistemin gerçek sonuçlarını inceleyebilmesidir.

Denetim yalnızca açıkça zararlı içeriği saymamalıdır.

Çocukların karşısına hangi beden algılarının, hangi başarı modellerinin, hangi tüketim biçimlerinin, hangi aile ve ilişki tasavvurlarının, hangi şöhret ve popülerlik anlayışlarının sürekli çıkarıldığı da incelenmelidir.

Çünkü zarar bazen tek bir yasak içerikten değil, aylar boyunca tekrar edilen “normal ve arzu edilir hayat” tasavvurundan doğabilir.

Bu denetim gerçek çocukları bilerek riskli içeriklere maruz bırakarak yapılmamalıdır. Çocuk davranışını taklit eden, mahremiyeti koruyan kontrollü araştırma hesapları kullanılabilir.

Örneğin şu sorular ölçülebilir:

Çocuğun aramadığı riskli içerik kaç adım sonra karşısına çıkıyor?

Benzer içerik kaç kez tekrar öneriliyor?

Gece bildirimleri devam ediyor mu?

Yabancı yetişkinler çocuk hesabına ulaşabiliyor mu?

Örtülü reklamlar hangi biçimlerde sunuluyor?

Bir yapay zekâ sohbet sistemi çocuğun duygusal bağlılığını artıracak şekilde davranıyor mu?

Bu sorular ölçülebildiğinde “algoritma çocuklara zarar veriyor mu?” tartışması soyut bir tartışma olmaktan çıkar, ölçülebilir bir kamu politikası alanına dönüşür.

KVKK'nın kararı önemli bir işaret

Kişisel Verileri Koruma Kurulu 27 Temmuz 2026'da TikTok, Instagram, Facebook, YouTube, X ve Discord hakkında çocukların kişisel verilerinin nasıl işlendiği ve hangi koruyucu tedbirlerin uygulandığı konusunda resen inceleme başlattı.

Bu gelişme son derece önemlidir.

Çünkü içerik, veri ve algoritma birbirinden bağımsız değildir.

Platform, çocuğa hangi içeriği önereceğine karar verebilmek için onun izleme süresini, tıklamalarını, durduğu videoları, beğenilerini, tekrarlarını ve başka davranışlarını analiz edebilir.

Dolayısıyla çocukların kişisel verilerinin korunmasıyla algoritmik güvenlik aynı sistemin iki farklı boyutudur.

Bu nedenle çocuk verisi, çocuk güvenliğinin merkezine yerleştirilmelidir.

Beşinci öncelik: Şikâyetin karşısında insan olmalı

Bir çocuk cinsel şantaj, siber zorbalık, tehdit, sahte görüntü veya kendine zarar verme içeriğiyle karşılaştığında yalnızca otomatik bir bildirim ekranına yönlendirilmemelidir.

Bazı olaylarda içeriğin kaldırılması yeterlidir.

Bazılarında psikolojik destek gerekir.

Bazılarında okul rehberlik sistemi, sosyal hizmet veya kolluk devreye girmelidir.

Bu nedenle dijital platformdaki şikâyet sistemiyle Türkiye'nin çevrim dışı çocuk koruma mekanizmaları arasında hızlı bir yönlendirme ağı kurulmalıdır.

Dijital olay çevrim dışı hayattan kopuk değildir.

Altıncı öncelik: Türkiye Dijital Çocukluk ve Refah Raporu

Türkiye her yıl “Dijital Çocukluk ve Refah Raporu” yayımlamalıdır.

Ancak bu rapor yalnızca ekran süresini ölçmemelidir.

Çünkü iki çocuğun internette geçirdiği üç saat aynı sonuçları doğurmaz.

Bir çocuk bu sürede yabancı dil öğrenebilir, üretim yapabilir veya arkadaşlarıyla iletişim kurabilir.

Başka bir çocuk ise aynı sürede zorbalık, kontrol kaybı, istem dışı riskli içerik veya yoğun ticari yönlendirmeyle karşılaşabilir.

Bu nedenle raporda;

uyku,

problemli kullanım,

istem dışı riskli içerik,

siber zorbalık,

yabancılarla temas,

kişisel veri kullanımı,

yapay zekâ kullanımı,

okul aidiyeti,

aile ilişkileri,

spor,

sanat ve çevrim dışı sosyal faaliyetler

birlikte ölçülmelidir.

Politika toplam dakikayı değil, dijital deneyimin çocuğun hayatında oluşturduğu gerçek sonucu ölçmelidir.

Avustralya bu açıdan dikkat çekici bir örnek sunuyor. 16 yaş altı sosyal medya düzenlemesinin uygulanmasının ardından eSafety, düzenlemenin beklenen ve beklenmeyen etkilerini ölçmek üzere 4 binden fazla çocuk ve aileyi iki yılı aşkın süre izleyecek kapsamlı bir araştırma başlattı. Araştırmada yalnız kullanım değil; ruh sağlığı, çevrim içi riskler, aile ilişkileri ve yardım arama davranışları da izleniyor.

Buradan çıkarılabilecek önemli bir ilke var:

Düzenleme yapılmalı, ancak düzenlemenin kendisi de ölçülmelidir.

RTÜK araştırması önemli bir başlangıç

RTÜK'ün 24 Temmuz 2026'da açıkladığı “Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması-2025” de Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu veri altyapısı açısından önemli bir başlangıçtır.

Araştırma 26 ilde 15-21 yaş grubundaki 7 bin 511 katılımcıyla gerçekleştirildi.

Katılımcıların yüzde 89,2'si son bir ayda sosyal medya kullandığını belirtirken günlük ortalama kullanım süresi 3 saat 24 dakika olarak ölçüldü. Yüzde 88,1'i sosyal medya için yaş sınırı bulunmasını ve bunun en az 16 olması gerektiğini ifade etti. Haber almak için sosyal medyayı kullananların oranı yüzde 82,4 oldu.

Ancak veriyi doğru adlandırmak gerekir.

Araştırma 15-21 yaş grubunu kapsıyor. Yani 18-21 yaş arasındaki yetişkinler de örneklemde bulunuyor. Bu nedenle sonuçlar yalnızca çocuklara aitmiş gibi sunulmamalıdır.

Bununla birlikte araştırma önemli bir gerçeği ortaya koyuyor:

Dijital hayat artık yalnız sosyal medya kullanımı değildir; haber, yapay zekâ, alışveriş, eğlence ve gündelik kararların önemli bölümü aynı ekosistem içinde gerçekleşmektedir.

Okullar yalnız cihaz kullanmayı öğretmemeli

Dijital okuryazarlık artık bilgisayar veya tablet kullanmayı bilmek değildir.

Çocuğun;

algoritmanın neden belirli içeriği önerdiğini,

verisinin neden toplandığını,

reklamla içeriği nasıl ayıracağını,

bir yapay zekâ cevabının neden mutlaka doğru olmayabileceğini,

derin sahte görüntüyü nasıl sorgulayacağını,

haber ile görüş arasındaki farkı

anlayabilmesidir.

Dolayısıyla algoritma, veri, yapay zekâ ve dijital manipülasyon okuryazarlığı eğitim sisteminin yeni temel becerileri arasına girmelidir.

Sağlık sistemi açısından da yalnız “Günde kaç saat ekrana bakıyorsun?” sorusu yeterli değildir.

Çocuğun uykusu bozuluyor mu?

Kontrol kaybı var mı?

Siber zorbalık yaşanıyor mu?

İstemediği içeriklerle karşılaşıyor mu?

Dijital kullanım aile, okul, spor ve arkadaşlık ilişkilerini etkiliyor mu?

Bunlar da çocuk ve ergen sağlığı değerlendirmesinin parçası olmalıdır.

Türkiye'nin yeni hedefi: Dijital refah

Türkiye 2026'da önemli adımlar attı.

15 yaş altına ilişkin sosyal medya düzenlemesi yasalaştı.

Uygulama yönetmeliği ve yaş doğrulama sistemi üzerinde çalışmalar başladı.

Ankara uluslararası çocuk dijital güvenliği toplantısına ev sahipliği yaptı.

RTÜK gençlerin medya kullanımını kapsamlı biçimde araştırdı.

KVKK altı büyük platform hakkında çocuk verileri konusunda resen inceleme başlattı.

Bunları birbirinden bağımsız gelişmeler olarak görmek yerine tek bir stratejik çerçevede birleştirmek gerekiyor.

Ben bu çerçeveye Türkiye Çocuk Dijital Refahı Mekanizması diyorum.

Bu mekanizmanın amacı çocukları dijital dünyadan çıkarmak değildir.

Dijital dünyanın çocuklara göre çalışmasını sağlamaktır.

Yaş sınırı tek başına algoritmanın nasıl çalıştığını açıklamaz.

Ebeveyn kontrolü tek başına çocuk verilerini korumaz.

İçerik kaldırma tek başına öneri sistemini değiştirmez.

Dijital okuryazarlık da şirketlerin tasarım sorumluluğunun yerine geçmez.

Türkiye'nin ihtiyacı bu nedenle yalnızca bir yaş sınırı değildir.

Yaş güvencesi, güvenli varsayılan tasarım, veri koruma, algoritmik denetim, çocuk katılımı, hızlı destek ve bağımsız ölçümden oluşan bütüncül bir dijital çocuk refahı sistemidir.

Çocuğun üstün yararı, platformların kullanım şartlarında kalan soyut bir ilke olmamalıdır.

Algoritmanın tasarımında, verinin işlenmesinde ve kamu politikasının ölçüm sisteminde karşılığı bulunan somut bir güvenlik standardına dönüşmelidir.

Kaynakça

- 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete.

- Anadolu Ajansı, “5 soruda TBMM'de kabul edilen sosyal medyaya yönelik düzenlemeler”, 23 Nisan 2026.

- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesinin uygulama esasları ve yaş doğrulama çalışmaları, 19 Mayıs 2026.

- UNICEF Türkiye, çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin Ankara küresel diyaloğu, 21-22 Nisan 2026.

- Kişisel Verileri Koruma Kurumu, çocukların sosyal medya kullanımında kişisel verilerine ilişkin resen inceleme kararı, 27 Temmuz 2026.

- RTÜK, “Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması-2025”, 24 Temmuz 2026.

- Ofcom, “Use of Age Assurance Report 2026”, 15 Temmuz 2026.

- Avustralya eSafety Commissioner, sosyal medya asgari yaş düzenlemesi etki değerlendirmesi, 2026.

@MahinurOzdemir

@tcailesosyal

@oakaragozoglu

@BTKgovtr

@rtukkurumsal

@Yusuf__Tekin

@tcmeb

@drmemisoglu

@saglikbakanligi

@farukbbilir

@KVKKurumu

@omerbolatTR

@unicefturk

@UNICEF

@cetinkayakoc

@hilal_kaplan

@mehmetdemirtr

@ocalnet

@EremSenturk

#ÇocukDijitalRefahı #DijitalÇocukluk #AlgoritmikÇocukluk #ÇocuklarınÜstünYararı #DijitalGüvenlik #ÇevrimİçiGüvenlik #ÇocukHakları #SosyalMedya #YapayZekâ #Algoritmalar #DijitalOkuryazarlık #DijitalEgemenlik

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →