Suriye’ye dönen çocukların eğitimini ve geleceğini korumak
Konu ve bağlam
Anadolu Ajansının Türkiye’den Suriye’ye dönen Türkmen öğrencilerle ilgili haberi, Türkçe eğitim almış çocukların Arapça müfredata geçerken yaşadığı güçlükleri anlatıyor. Bu dil değişikliğinin eğitim kaybına dönüşmemesi için iki dilli destek ve eğitim sürekliliği üzerinde duruyorum.

Türkiye’de yıllarca Türkçe eğitim alan Suriyeli çocuklar şimdi Suriye’ye dönüyor. Ancak bu çocukların önemli bir kısmı Arapçayı eğitim dili düzeyinde bilmiyor. Yani Türkiye’de ilkokula başlayan, ortaokulu bitiren, matematiği, fen bilimlerini ve tarihi Türkçe öğrenen bir çocuk Suriye’ye döndüğünde bir anda tamamen Arapça bir müfredatla karşı karşıya kalıyor. Eğer bu geçiş doğru yönetilmezse, bu çocukların yıllarca aldığı eğitim ve gelecekleri heba olabilir.
Bu, birkaç çocuğun yaşadığı bir sorun değil. Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 675 bin 521 Suriyeli öğrenci eğitim sistemine kayıtlıydı. Mesele, yıllar içinde Türk eğitim sisteminden geçmiş yüz binlerce çocuğun geleceğini ilgilendiriyor.
Anadolu Ajansında yayımlanan, Türkiye’den Suriye’ye dönen Türkmen öğrencilerle ilgili haber sorunu sahada bütün açıklığıyla gösteriyor. Bayırbucak’a dönen bazı çocuklar Arapça müfredata uyum sağlamakta zorlanıyor. Öğretmenler dersleri iki dilde anlatarak öğrencileri sistemin içinde tutmaya çalışıyor. Türkiye’den altıncı ya da yedinci sınıfta dönen bir çocuğu, yalnızca eğitim dili değişti diye yeniden en baştan başlatmak mümkün değil.
Mesele tam olarak bu.
Türkiye’de yıllarca eğitim gören Suriyeli çocukların, özellikle Türkmen çocukların, Suriye’ye döndüklerinde dil değişikliği nedeniyle eğitimlerini kaybetmemeleri gerekiyor. Arapçayı eğitim dili düzeyinde yeterince bilmiyorlarsa bunun bedeli çocuklara ödetilmemeli.
Çünkü günlük konuşma diliyle eğitim dili aynı şey değildir. Bir çocuk ailesiyle Arapça konuşabilir ama matematik problemini Arapça çözemeyebilir, fen bilimlerinin kavramlarını Arapça bilmeyebilir veya akademik bir metni takip etmekte zorlanabilir. Sekiz-on yıl Türkçe eğitim almış bir öğrenciyi bir anda tamamen Arapça müfredata geçirmek, yalnızca dilini değil, bütün eğitim sistemini değiştirmek anlamına gelir.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin 2026 yılı saha araştırması da bu riske dikkat çekiyor. Türkiye’den dönen ve Arapça yeterliliği sınırlı olan bazı çocukların dil ve müfredat farklılıkları nedeniyle daha alt sınıflara yerleştirildiği; bunun öğrenme kayıplarını artırdığı, öğrencilerin özgüvenini etkilediği ve okuldan kopma riskini yükselttiği belirtiliyor.
Bunun önüne geçmek için Türkiye ile Suriye arasında, Türkiye’de eğitim görmüş çocuklara özel bir eğitim geçiş modeli kurulması gerekiyor. Türkiye’de alınan eğitim ve sınıf seviyeleri tanınmalı; öğrenciler dil problemi nedeniyle geriye düşürülmemeli. İhtiyaca göre yoğunlaştırılmış akademik Arapça programları, Türkçe-Arapça çift dilli geçiş sınıfları ve Türkiye’den yoğun dönüş yaşanan bölgelerde Türkçe eğitim veren okullar birlikte düşünülmeli. Şam, Halep ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde açılacak veya yaygınlaştırılacak Türk okulları da bu sistemin bir parçası olabilir. Bu imkân yalnızca Türkmen çocuklara değil, Türkiye’de uzun süre Türkçe eğitim görmüş bütün Suriyeli öğrencilere açık tutulabilir.
Buradaki amaç çocukları Suriye eğitim sisteminden koparmak değil; yıllarca kazandıkları eğitimi kaybetmeden yeni sisteme geçmelerini sağlamaktır.
Türkiye’nin bu konuda kullanabileceği bir tecrübe de bulunuyor. Suriye’ye dönen ve eğitimleri yarıda kalan öğrenciler için açık öğretim programları uygulanıyor; Türkiye ile Suriye arasında eğitim, müfredat, öğretmen yetiştirme ve denklik alanlarında iş birliği adımları da atılıyor. Şimdi ihtiyaç duyulan, bu çalışmaların dağınık uygulamalar olmaktan çıkarılarak sistemli ve yaygın bir modele dönüştürülmesidir.
Çünkü Türkiye’de yetişmiş bu çocuklar aynı zamanda Türkiye’nin milli servetidir.
Türkiye yaklaşık 15 yıl boyunca bu çocukların eğitimine öğretmen, okul, ders kitabı, altyapı, zaman ve kamu kaynağı ayırdı. Türkçe öğrendiler, Türkiye’yi tanıdılar, burada arkadaşlıklar kurdular ve sosyal bir çevrenin parçası oldular.
Şimdi Suriye’ye döndüklerinde eğitimden koparlarsa yalnızca onların gelecekleri heba olmayacak. Türkiye’nin yıllar boyunca yetişmesine katkı sağladığı büyük bir insan kaynağı da kaybedilmiş olacak.
Oysa doğru bir eğitim politikasıyla bu kuşak gelecekte Türkiye ile Suriye arasındaki en güçlü beşerî köprülerden biri olabilir. Türkçe ve Arapçayı bilen, her iki toplumu tanıyan, Türkiye’de yetişmiş doktorlar, mühendisler, öğretmenler, akademisyenler, gazeteciler ve iş insanları yarının Suriye’sinin yeniden inşasında rol alabilir.
Bu nedenle Suriye’ye geri dönüşü yalnızca kaç kişinin sınırı geçtiği üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Başarılı geri dönüş, çocuğun da geleceğiyle birlikte geri dönmesi demektir.
Türkiye’de büyümüş ve Türk eğitim sistemi içinde yetişmiş çocukların yıllarca aldıkları eğitimin heba olmasına izin verilmemeli. Çünkü bu çocukların eğitimini ve geleceğini korumak yalnızca Suriye’nin değil, Türkiye’nin de meselesidir.
Anadolu Ajansının konuya ilişkin haberindeki detaylı bilgilere aşağıdaki internet sitesinden ulaşabilirsiniz:
https:// aa.com.tr/tr/ayrimcilikh atti/ayrimcilik/turkiyeden-suriyeye-donen-turkmen-ogrenciler-egitimlerini-surdurebilmek-icin-bircok-zorlugu-asmak-zorunda/1832558 …
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.