İsme değil yönteme, aidiyete değil hukuka bakmak
Konu ve bağlam
Faruk Taşcı’nın Haber7’deki yazısı, dinî ve ekonomik yapıların kendi amaçlarından uzaklaşıp ayrı güç merkezlerine dönüşmesi meselesini ele alıyor. Buradan hareketle, kurumları isimleri veya aidiyetleriyle değil, faaliyetleri, yöntemleri ve hukukla ilişkileri üzerinden değerlendirmemiz gerektiğini savunuyorum.

Prof. Dr. Faruk Taşcı Hocam bugün Haber7’deki yazısında, son günlerde anlatmaya çalıştığımız meseleyi sosyolojik açıdan çok güzel özetlemiş.
Hakikaten fazlası var, eksiği yok.
Mesele tarikat, cemaat veya holding olmak değil; mecrasından sapmaktır.
Bir tarikat insan yetiştirmeyi, manevi eğitim ve rehberliği amaçlıyorsa topluma değer katar. Bir cemaat dayanışmayı ve toplumsal faydayı, bir holding de meşru ekonomik faaliyeti esas alıyorsa bunlar da toplum için kıymetlidir.
Problem, amaç değiştiğinde başlıyor.
İnsan yetiştirmenin yerini kadro devşirme, dayanışmanın yerini “bizden olanlar-bizden olmayanlar” klikçiliği, ekonomik faaliyetin yerini kontrolsüz güç ve nüfuz biriktirme, manevi bağlılığın yerini lidere ve yapıya mutlak sadakat aldığında artık başka bir yapıdan söz ediyoruz.
FETÖ tecrübesi bize bunu çok ağır bir bedelle öğretti.
FETÖ dini istismar etti. Eğitimi istismar etti. Milletimizin değerlerini ve kavramlarını istismar etti. En önemlisi de bütün bunları uzun yıllar “bizden biri” görüntüsü altında yaptı.
Bu yüzden artık isimlere ve tabelalara değil, yöntemlere bakmak zorundayız.
Bir dinî yapı holdingleşiyor, kapalı bir ekonomik güç merkezine dönüşüyor, yasa dışı para ve finans ilişkilerine giriyor; mensuplarını liyakat yerine aidiyet üzerinden devlet kadrolarına taşımaya çalışıyor ve kendi içindeki sadakati milletin ve hukukun önüne geçiriyorsa, hukuken suç unsurları tespit edildiği andan itibaren mesele artık yalnızca “dinî yapı” meselesi değildir.
Devletin görevi insanların inancına müdahale etmek değil; inancın, dayanışmanın veya sermayenin arkasına saklanarak devlet içinde ikinci bir güç merkezi kurulmasına izin vermemektir.
Millet olarak bizim de şahıslara, liderlere, kliklere, tarikat veya cemaat aidiyetlerine değil; devletimizin hukukuna, yargısına ve adaletine güvenmemiz gerekiyor.
FETÖ’den sonra ölçümüz çok açık olmalıdır:
İsme değil yönteme, söyleme değil fiile, aidiyete değil hukuka bakacağız.
Faruk Taşcı Hocamızın ifadesiyle:
“İki devlet yoktur, tek devlet vardır!”
@FarukTASCI_Uni
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.