Coğrafyayı adlandırmak ve kendi kavramlarımızla düşünmek
X’teki yazar değerlendirmesi
Konu ve bağlam
5 Ocak 2025 tarihli bu yorumda, yaşadığımız coğrafyayı hangi adlarla ve kimin bakış açısıyla anlattığımızı sorguluyorum. Haritalar, takvimler ve tarih anlatıları üzerinden düşünsel bağımsızlık meselesini tartışıyor; kendi kavramlarımızla düşünmenin önemini savunuyorum.

Ortadoğu... Bu isim ne kadar tanıdık, bir o kadar da yabancı. Hangi orta? Hangi doğu? Bu kavram, İngilizlerin ve Fransızların cetvelle çizdiği bir düzenin, çıkarlarına göre şekillendirilmiş bir haritanın ürünü. Onlara göre "orta"nın doğusu. Peki ya biz? Biz neden kendi coğrafyamıza bile onların haritalarıyla bakmak zorundayız?
Çin, kendini dünyanın merkezi ilan ediyor. Tarihi kendi başlangıcından başlatıyor, zamanı kendi takvimine göre akıtıyor. Batı’nın mutlak hakikat gibi ortaya koyduğu tüm uydurma değerleri reddediyor. Peki biz bunu biliyor muyuz? Çin için dünya tarihi, sadece "Çin tarihi"dir. İsimler, mekanlar, sınırlar ve zaman... Hepsi onların dünyasına göre şekilleniyor.
Ama biz? Türk halkı, Batı’nın kurduğu hegemonyada, onların takvimine göre zamanını, onların haritasına göre mekanını, onların kitabına göre tarihini ve hukukunu adlandırıyor. Kendimize bile onların kavramlarıyla bakıyoruz. Peki ya Batı? Batı yalnızca haritaları değil, zamanı, isimleri, sınırları, hatta hakikati bile kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yazıyor. Ve biz? Biz bu sahnede hâlâ sadece "konuk oyuncularız."
Onlar ne zaman isterse sınırları yeniden çizerler. İsimlerimizi siler, tarihimizi baştan yazar, zamanı kendi keyiflerine göre akıtırlar. Ve bunu yaparken, bu kurguyu bize sanki değişmez bir gerçeklikmiş gibi sunarlar. Oysa bu, bir oyundur! Onların yazdığı, onların yönettiği bir kurgu.
Peki biz ne yapıyoruz? Biz ne zaman bu sahnede kendi hikayemizi yazacağız? Ne zaman kendi topraklarımıza, kendi isimlerimizi ve sınırlarımızı koyacağız? Batı’nın insan hakları, eşitlik ve hukuk maskesiyle inşa ettiği sahte düzeni, Siyonist İsrail’in işlediği soykırımlar karşısında yerle bir olmadı mı? Hepimize "medeniyet" diye sunulan bu tiyatronun perde arkasında nasıl bir ikiyüzlülük olduğunu hâlâ görmedik mi? Bugün İsrail nerede? Ortadoğu’da mı, Avrupa’da mı? Yoksa bu da onların kurguladığı bir başka yalan mı? Daha da önemlisi, bu kurguya ne kadar daha boyun eğeceğiz?
Dünyanın akışını, tarihin yazımını ve sınırların çizimini Batı’nın ellerine bırakmakla, aslında kendi hikayemizi yok sayıyoruz. Şimdi sormamız gereken tek bir soru var: Kendi tarihimize ne zaman sahip çıkacağız? Kendi adımızı, kendi hakikatimizi ne zaman yazacağız?
Kaynak yayın
x.comGörüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.