← SöyleX

Köşe Yazılarım Eğitim hakkı ve laiklik ·

Azerbaycan’da kız çocukları başörtüsüyle okula gidemiyor ama başörtüsü yasak değil!

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

Azerbaycan’daki bazı devlet okullarında başörtülü öğrencilerin üniforma gerekçesiyle derslere alınmadığına ilişkin haberler var. Başörtüsünü açıkça adlandırmayan kıyafet düzenlemesiyle okulda yaşananlar arasındaki fark, kız çocuklarının eğitim hakkını gündeme getiriyor. Bütün okullarda aynı uygulamanın yapıldığı sonucu çıkarılmadan, bu şikâyetlerin incelenmesi gerektiğini savunuyorum.

Azerbaycan’da kız çocukları başörtüsüyle okula gidemiyor ama başörtüsü yasak değil! tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Azerbaycan’da kız çocukları başörtüsüyle okula gidemiyor ama başörtüsü yasak değil!

Muhammed Ersin Toy — Medya stratejisti

Azerbaycan’daki bazı devlet okullarında, üniforma gerekçesiyle başörtülü öğrencilerin derslere alınmaması eğitim hakkı ve laiklik tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Kısıtlamayı savunan yayınlar okul dışındaki serbestliği öne çıkarırken, Türkiye ve İran’dan gelen tepkileri iç işlerine müdahale olarak değerlendiriyor.

Azerbaycan’da son günlerde yaşanan başörtüsü tartışmasının merkezinde, devlet okullarındaki kıyafet kuralları bulunuyor. Bakanlar Kurulunun 21 Eylül 2026 tarihli 309 sayılı kararıyla okul üniformasına ilişkin düzenleme değiştirildi. Üniformanın bütünlüğünü bozan ve eğitimin laik niteliğiyle bağdaşmayan ek kıyafetlere izin verilmemesi öngörüldü. Başörtüsü metinde açıkça adlandırılmadı.

Tartışma, bu hükmün okullarda nasıl uygulandığıyla büyüdü. Bakü, Celilabad ve başka bölgelerden başörtülü öğrencilerin derslere alınmadığına ilişkin haberler geldi. Azadlıq Radiosunun 8 Ekim haberinde bir veli, okul yönetiminin kızının başörtüsünü çıkarmasını istediğini anlattı. Meydan TV’nin 9 Ekim haberi de benzer şikâyetleri aktardı. Aynı gün Bakü Şehri Eğitim İdaresi, kıyafet kurallarına ilişkin denetimler başlatılacağını duyurdu.

Ailelerin ve öğrencilerin tepkileri protestolara ve ders boykotlarına dönüştü. İçişleri Bakanlığı, 12 Ekim’de okulların işleyişini engelleme, kamu düzenini bozma ve eğitim kurumlarına zarar verme iddialarıyla 37 kişi hakkında işlem yapıldığını açıkladı. 13 Ekim’de yayımlanan haberlerde, Bakü’de önceki akşam 200’den fazla kişinin gözaltına alındığı da ileri sürüldü. Ancak bu sayı ve ilk açıklamadaki 37 kişiyle ilişkisi doğrulanmış değil.

Konu kısa sürede ülke sınırlarını aştı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim’de başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesini eleştirerek uygulamadan dönülmesini istedi. Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), ertesi gün Saral’a ve bazı AK Parti milletvekillerine tepki gösterdi. İran medyasındaki eleştiriler de Azerbaycan’daki bazı yayınlarda dini ve siyasi nüfuz arayışı olarak yorumlandı.

Başörtüsü ve üniforma arasındaki bu gerilim yeni değil. Aralık 2010’da da benzer kısıtlamalar protestolara yol açmıştı. Bugünkü tartışmayı yeniden büyüten ise yeni düzenleme, okul kapılarından gelen şikâyetler ve bunların çevresinde oluşan siyasi gerilim. Dolayısıyla meseleyi yalnızca bir kıyafet tercihi olarak görmek yetersiz kalıyor. Tartışmanın merkezinde kız çocuklarının eğitimine hangi şartlarda devam edebileceği bulunuyor.

Üniforma gerekçesi okul kapısındaki engeli kaldırmıyor

Uygulamayı savunan haber ve analizlerde üç temel yaklaşım öne çıkıyor. Başörtüsünün üniformaya dahil olmadığı söyleniyor. Okul dışında serbest olduğu için genel bir yasaktan söz edilemeyeceği belirtiliyor. Dışarıdan gelen eleştiriler ise laik devlet düzenine müdahale olarak değerlendiriliyor.

İlk yaklaşım disiplin ve eşitlik üzerinden kuruluyor.

http://

Oxu.az’da Elşad Məmmədli, başörtüsüyle okula gelmeyi üniforma kuralının ihlali sayıyor. Bakü Şehri Eğitim İdaresi de denetimleri düzenli ve eşit bir eğitim ortamı oluşturma amacıyla açıklıyor. Okul yönetimlerinin yetkilerini ve velilerin sorumluluğunu vurguluyor.

Okulun kıyafet kuralları belirlemesi anlaşılabilir. Ancak bu kuralların öğrencinin eğitimini nasıl etkilediği de değerlendirilmek zorunda. Üniformasını giymiş bir kız çocuğu yalnızca başörtüsü nedeniyle sınıfa alınmıyorsa, karşılaştığı engel ortadan kalkmış olmuyor. Uygulamanın adını üniforma denetimi koymak, çocuğun ders dışında kalması sonucunu değiştirmiyor.

Okul dışında serbestlik okulda yasak olmadığı anlamına gelmiyor

İkinci yaklaşım, ülke genelinde başörtüsü yasağı bulunmadığını öne çıkarıyor. Bu ayrım doğru kurulmalı. Azerbaycan’da günlük hayatın tamamını kapsayan genel bir başörtüsü yasağı bulunduğunu söylemek doğru değil. Ancak haberleştirilen vakalar, bazı devlet okullarında başörtüsüyle eğitime fiilen engel çıkarıldığını gösteriyor. Bütün okullarda aynı uygulamanın yapıldığı ise mevcut haberlerden çıkarılamaz.

Benim manipülasyon olarak gördüğüm nokta, okul dışındaki serbestliği okulda yaşanan kısıtlamanın cevabı gibi sunmak. Sokakta başörtüsü takabilmek, başörtüsüyle eğitim alabilmek anlamına gelmiyor. Okul kapısında bekleyen çocuğa dışarıda özgür olduğunu söylemek, derse neden giremediğini açıklamıyor.

Karar metninde başörtüsünün adının geçmemesi de uygulamanın sonuçlarını tartışma dışına çıkarmaz. Başörtüsünü çıkarmadan derse alınmayan öğrenci açısından fiilî bir yasak söz konusudur. Bu nedenle tartışma, yalnızca düzenlemenin kelimeleri üzerinden yürütülemez.

Türkiye ve İran eleştirileri eğitim tartışmasının önüne geçiyor

Üçüncü yaklaşım, meseleyi egemenlik ve güvenlik üzerinden ele alıyor. APA haber ajansının 13 Ekim tarihli analizinde İran’daki Mehr, Tasnim ve ISNA gibi kuruluşların yayınları ideolojik baskı kampanyası olarak sunuluyor. Türkiye’deki bazı siyasetçiler ve dini çevreler de Azerbaycan’a kendi anlayışlarını dayatmakla suçlanıyor.

İran’a yönelik suçlamanın merkezinde dini kullanarak nüfuz kurma iddiası var. Asif Nərimanlı, Ayna’daki yazısında Kum’da düzenlendiğini belirttiği toplantıyla okul protestoları arasında bağlantı kuruyor. Publika’daki analizinde ise Türkiye’ye yönelik eleştiriyi “kardeş ihaneti” ifadesine kadar taşıyor.

İktidar partisinin cevabı da egemenlik vurgusuna dayanıyor. YAP, eğitim kurallarını laiklik ve eşitlikle savunuyor. Türkiye’deki bazı siyasetçilerin açıklamalarını sorumsuz buluyor ve başörtüsünün Azerbaycan’a karşı siyasi baskı aracına dönüştürüldüğünü ileri sürüyor. Report’ta yayımlanan bu açıklamanın sahibi medya şirketi değil, iktidar partisi.

Burada iki ayrı mesele birbirine karışıyor. Dış yönlendirme veya şiddet iddiaları kendi delilleriyle araştırılmalı. Buna karşılık bir öğrencinin eğitimine erişimi, Türkiye’deki ya da İran’daki bir aktörün niyetine bağlı olamaz. Bir eleştirinin siyasi amaç taşıması ihtimali, eleştirilen uygulamayı kendiliğinden haklı çıkarmaz.

Azerbaycan medyasında bu söyleme itiraz eden yayınlar da var. Meydan TV’nin 12 Ekim analizi, üniforma ve dış müdahale gerekçelerinin 2010’daki tartışmalarda da kullanıldığını belirtiyor. Bazı medya kuruluşlarını hükümetin tutumuna göre yayın çizgilerini değiştirmekle eleştiriyor.

Ayna’da Aqil Qəhrəmanov, çocuğun eğitimini ve kendi iradesini öne çıkarıyor.

http://

Milli.az’da Elçin Alıoğlu ise Türkiye medyasını eleştirirken başörtülü öğrencilerin derslere alınmaması iddialarının araştırılmasını da istiyor. Dolayısıyla Azerbaycan medyasının tamamını tek bir görüşün temsilcisi saymak doğru değil.

APA’nın 9 Ekim’de aktardığı Türkiye açıklamasında ise iki ülke ilişkilerini hedef alan paylaşımlara karşı kardeşlik ve stratejik ortaklık vurgulanıyor. Başörtüsünü doğrudan adlandırmayan bu açıklama, ilişkileri koruma yönündeki söylemin de sürdüğünü gösteriyor.

Laiklik din ve eğitim özgürlüğünü korumalı

Sorunun asıl kaynağı, laikliğin başörtülü öğrenciyi okul dışında bırakacak biçimde yorumlanması. Laiklik, din ve vicdan özgürlüğünü korumalı. Başörtülü öğrencinin de başı açık öğrencinin de eğitimini güvenceye almalı.

Devletin laik olması, öğrencinin inancını görünmez kılmasını gerektirmemeli. Laikliği dini görünürlüğü ortadan kaldırmak üzerinden okumak, onu din karşıtlığına dönüştürme riski taşıyor. Eğitim sisteminin tarafsızlığı, öğrencilerin inançlarını bastırarak sağlanamaz.

Çocuğun kendi iradesi de korunmalı. Hiçbir öğrenci başını örtmeye veya açmaya zorlanmamalı. Ailenin baskısı da idarenin baskısı da çocuğun eğitimini kesintiye uğratmamalı.

Çözüm için eğitim makamları, üniformayla uyumlu başörtüsüne izin veren açık kurallar belirleyebilir. Öğrencilerin derslere alınmamasına ilişkin şikâyetler incelenmeli. Kıyafet tartışması sürerken çocukların eğitimden kopması önlenmeli. Şiddet iddiaları ayrıca soruşturulmalı; barışçıl itirazlar aynı kapsamda değerlendirilmemeli.

Sorunun çözülmesi mümkün. Bunun için tartışmanın yalnızca güvenlik ve dış müdahale üzerinden yürütülmesinden vazgeçilmesi gerekiyor. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki görüş ayrılıkları da karşılıklı suçlamalar yerine diyalogla ele alınmalı.

Peki son söz!

Azerbaycan bu konuda tam olarak ne yaptığını biliyor mu?

Başörtüsü yasağı bulunmadığını söyleyenlerin, başörtülü öğrencinin neden derse alınmadığını da açıklaması gerekiyor.

Bu çelişki, Türkiye’yi ve İran’ı suçlayarak çözülmez.

Çözüm, başörtülü kız çocuğunun da okulun kapısından girip dersine katılabilmesidir.

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →