← SöyleX

Köşe Yazılarım Akademik kültür ve Ankara ·

Ankara’ya İSAM: Başkentte Bir İlim Muhiti Kurmak

Dr. Muhammed Ersin TOY

Konu ve bağlam

İstanbul’daki İSAM’ın kütüphane, arşiv ve araştırmacıları buluşturan çalışma ortamının Ankara’da da kurulmasını öneriyorum. Mesele yalnız yeni bir bina değil; başkentte ilim insanlarının birlikte okuyabildiği, araştırabildiği ve fikir üretebildiği sürekli bir çevre oluşturmak.

Ankara’ya İSAM: Başkentte Bir İlim Muhiti Kurmak tanıtım tasarımı
Yapay zekâyla üretilmiş kavramsal illüstrasyon; haber fotoğrafı değildir.
Bu yazıda · Bölümlere git

Ankara’ya İSAM: Başkentte Bir İlim Muhiti Kurmak

İnsan sormadan edemiyor:

Türkiye’nin başkenti Ankara’da neden bir İSAM yok?

Burada kastettiğimiz yalnızca büyük bir kütüphane değil. Ankara’da elbette Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi, üniversite kütüphaneleri, araştırma merkezleri ve önemli koleksiyonlar var. Asıl eksiklik; kütüphane, araştırmacı, yayın, arşiv, düşünce üretimi ve akademik buluşmayı aynı çatı altında bir araya getiren güçlü bir ilim muhiti.

İSAM’ın İstanbul’daki başarısının sırrı da tam olarak burada yatıyor. İSAM yalnızca raflarında yüz binlerce kitabın bulunduğu bir mekân değil; yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin, akademisyenlerin, yabancı araştırmacıların, tarihçilerin, ilahiyatçıların ve sosyal bilimcilerin yıllar içerisinde birbirleriyle temas ettiği bir araştırma ekosistemi.

Üstelik İSAM modelinin Türkiye’nin başka şehirlerine taşınması gerektiği düşüncesi yeni değil. İSAM’ın kendi çevresinde de farklı şehirlerde benzer araştırma kütüphanelerinin kurulması gerektiği yıllardır dile getiriliyor. Diyanet Akademisinin kendi kütüphanelerini geliştirmek için İSAM tecrübesinden yararlanması da İSAM’ın artık yalnız bir kurum değil, aynı zamanda bir model olduğunu gösteriyor.

Öyleyse ilk adreslerden biri neden Ankara olmasın?

Diyanet İşleri Başkanlığı Ankara’da.

Türkiye Diyanet Vakfı Ankara’da.

Diyanet Akademisi Ankara’da.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi başta olmak üzere çok sayıda üniversite Ankara’da.

Bakanlıklar, kamu kurumları, düşünce kuruluşları, araştırma merkezleri ve diplomatik temsilcilikler Ankara’da.

Binlerce yüksek lisans ve doktora öğrencisi Ankara’da.

Fakat bütün bu insan kaynağını bir araya getirecek, gece saatlerine kadar açık olacak, araştırmacının sadece kitap almaya değil ilim üretmeye gideceği müşterek bir merkez hâlâ eksik.

İSAM Ankara nasıl olmalı?

Ben bunun adının “İSAM Ankara – Başkent İlim ve Araştırma Merkezi” olabileceğini düşünüyorum.

İstanbul’daki İSAM’ın bir şubesi olmaktan ziyade, aynı kurumsal birikimin Ankara’nın karakterine göre yeniden yorumlandığı ikinci büyük merkez...

İçerisinde güçlü bir İslâmî ilimler, tarih, düşünce ve sosyal bilimler ihtisas kütüphanesi bulunmalı. Bunun yanında bireysel araştırmacı odaları, yüksek lisans ve doktora öğrencileri için uzun süreli çalışma alanları, dijital veri tabanları, yazma eser ve arşiv erişimi, seminer salonları, konferans salonları ve araştırmacı misafirhanesi yer almalı.

Ama esas mesele bina değil.

Esas mesele insan.

Merkezde doktora öğrencilerinin belirli sürelerle araştırmacı olarak kabul edildiği programlar oluşturulmalı. Türkiye’den ve İslam dünyasından akademisyenlere üç ay, altı ay veya bir yıllık araştırma imkânları sağlanmalı. Genç araştırmacılarla kıdemli akademisyenleri buluşturan ihtisas halkaları kurulmalı.

Her hafta konferansların, kitap müzakerelerinin, tez sunumlarının ve araştırma seminerlerinin yapıldığı yaşayan bir merkez ortaya çıkmalı.

Böylece Ankara’da yalnızca kitapların bulunduğu değil, fikirlerin karşılaştığı bir mekân oluşur.

Ankara ayağının farklı bir misyonu olabilir

İSAM Ankara, İstanbul’daki merkezin birebir tekrarı da olmamalı.

Ankara’nın başkent olmasından kaynaklanan özgün bir araştırma gündemi var.

Bu nedenle merkezin ihtisas alanlarından biri özellikle;

din ve toplum, din-devlet ilişkileri, çağdaş İslam düşüncesi, İslam dünyası, medya, kültür, uluslararası ilişkiler, kamu politikaları ve medeniyet araştırmaları

olabilir.

Böylece İstanbul İSAM'ın güçlü tarihî ve klasik İslâmî ilimler birikimiyle Ankara'nın siyaset, toplum ve güncel İslam dünyası ekseni birbirini tamamlar.

Ankara'daki yabancı büyükelçilikler ve uluslararası kuruluşlar da düşünüldüğünde merkez zamanla Türkiye ile İslam dünyası arasında önemli bir akademik diplomasi merkezi hâline gelebilir.

Kahire’den, Saraybosna’dan, Şam’dan, Doha’dan, Kuala Lumpur’dan, Taşkent’ten veya Afrika’nın farklı ülkelerinden gelen bir araştırmacının Ankara’da birkaç ay kalabileceği; çalışmalarını sürdürebileceği ve Türk akademisyenlerle temas kurabileceği bir yapı düşünelim.

Bu aynı zamanda Türkiye'nin ilim ve kültür diplomasisine ciddi katkı sağlar.

Neden Hamamönü?

Bence projenin en heyecan verici taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.

Hamamönü.

Yeni ve devasa bir beton yapı yapmak yerine Hamamönü’nün tarihî Ankara evleri ve mevcut kültürel dokusu içerisinde birbirine yakın birkaç yapıdan meydana gelen bir “ilim mahallesi” kurulabilir.

Bir yapıda ihtisas kütüphanesi...

Bir yapıda araştırmacı odaları...

Bir yapıda seminer ve derslikler...

Bir yapıda misafir araştırmacılar...

Bir başka yapıda kitapçı, yayın merkezi ve araştırmacıların buluşabileceği bir kitap-kahve...

Böylece ortaya sadece bir bina değil, Ankara'nın merkezinde yaşayan bir ilim sokağı çıkar.

Taceddin Dergâhı, Mehmet Âkif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi ve Hamamönü'nün tarihî dokusu düşünüldüğünde bu proje aynı zamanda bölgenin kültürel kimliğini de güçlendirir.

Üstelik Hamamönü'nün Hacettepe, Sıhhiye, Ulus ve Ankara'nın üniversite/kamu aksına yakınlığı ulaşım bakımından da önemli bir avantaj sağlar.

Ankara'nın ihtiyacı yeni bir kütüphane değil

Fikrin en önemli cümlesi bence tam olarak budur:

Ankara'nın yeni bir kütüphaneye değil, yeni bir ilim muhitine ihtiyacı var.

Kitap Ankara'da var.

Kütüphane var.

Akademisyen var.

Üniversite var.

Araştırmacı var.

Kamu birikimi var.

Eksik olan, bütün bunları aynı masanın etrafında buluşturacak merkezî bir araştırma kültürü.

İSAM Ankara bunu sağlayabilir.

Bir doktora öğrencisi sabah tezini yazmaya gelir. Öğleden sonra alanının önemli bir hocasının seminerine katılır, akşam başka bir ülkeden gelen araştırmacıyla sohbet eder. Ertesi gün bir kitabın tartışıldığı toplantıya, sonraki hafta uzmanlık programına katılabilir. Böyle bir ortam düşünelim.

İlim muhiti dediğimiz şey tam olarak budur.

Ve böyle bir merkezin Ankara'da oluşması yalnızca ilahiyat dünyasının meselesi değildir.

Türkiye'nin düşünce hayatına yapılmış uzun vadeli bir yatırım olur.

Belki de artık soruyu sormanın zamanı geldi:

İstanbul’un İSAM’ı varsa, Ankara’nın neden olmasın?

Hatta daha doğrusu:

Türkiye’nin başkentinde neden bir “Başkent İlim ve Araştırma Merkezi” olmasın?

Hamamönü'nde, Ankara'nın tarihî hafızasının içerisinde...

Kitabın, araştırmacının ve fikrin buluştuğu...

Geceye kadar ışıkları yanan...

Türkiye'den ve dünyadan genç araştırmacıların gelip çalıştığı...

Ankara'nın yeni ilim ve fikir mahallesi.

Bence Ankara’nın buna gerçekten büyük ihtiyacı var.

Kaynak gönderi

Kaynak gönderiyi X’te aç →

Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.

Sayaç ve gizlilik

Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.

SöyleX’e dön →Ana SayfaBütün yayınlar →
Dr. Muhammed Ersin TOY

Medya, iletişim ve kültür üzerine yazılar ve araştırmalar.

Yazar hakkında →