Algoritma ile Mücadele, Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin Yeni Görevi Olmalı
Konu ve bağlam
İngiltere’de kriz anlarında yayılan yanlış bilginin öneri algoritmalarıyla büyütülmesi üzerine tartışmalar, yalnız yalan haberi düzeltmenin yeterli olup olmadığını sorgulatıyor. Türkiye’de Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin bu dağıtım mekanizmalarını da incelemesini öneriyorum; bu, kurulmuş yeni bir birimin duyurusu değildir.

Algoritma ile Mücadele, Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin Yeni Görevi Olmalı
İngiltere’de sosyal medya platformlarında kriz anlarında yayılan yanlış bilgiye karşı yeni tedbirlerin gündeme gelmesi, Türkiye’de kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Mesele artık sadece “yalan haber” meselesi değildir. Yanlış bilgi dijital platformlarda yalnızca paylaşılmıyor; algoritmalar tarafından seçiliyor, büyütülüyor, öfkeye bağlanıyor ve kriz anlarında toplumsal etkiye dönüştürülüyor.
İngiltere’de hükümetin son günlerde tartışmaya açtığı başlık da tam olarak budur. Sosyal medya platformlarında özellikle toplumsal gerilim, güvenlik krizi, göç, şiddet olayları ve kamu düzenini ilgilendiren durumlarda yanlış bilginin nasıl hızla yayıldığı; platform algoritmalarının bu içerikleri nasıl görünür kıldığı; öfke, nefret ve korku üreten içeriklerin nasıl kitleselleştiği artık doğrudan devletlerin gündemindedir.
The Guardian’ın aktardığına göre İngiltere Teknoloji Bakanı Liz Kendall, toplumsal krizler sırasında sosyal medya platformlarında yayılan yanlış bilgiye karşı daha güçlü tedbirlerin gündeme gelebileceğini belirtti. Haberde özellikle X gibi platformlarda yanlış bilgi ve nefret içeriklerinin algoritmik biçimde büyütülmesi tartışmanın merkezinde yer aldı.
Bu tartışmanın arka planında ise 2024 Southport olayları sonrası yapılan incelemeler bulunuyor. İngiltere Parlamentosu Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Komitesi’nin “Sosyal medya, yanlış bilgi ve zararlı algoritmalar” başlıklı raporu, yanlış ve zararlı içeriklerin sosyal medya şirketlerinin öneri algoritmalarıyla hızla büyüyebildiğini ortaya koydu. Ofcom’un 2026 çevrim içi güvenlik bülteninde de çocuklar için zararlı içeriklere giden ana yollardan birinin algoritmalar olduğu belirtilerek büyük platformlara öneri sistemleri konusunda bağlayıcı bilgi talepleri gönderildiği açıklandı.
Bu durum açıkça şuna işaret etmektedir:
Dezenformasyonla mücadele artık sadece bir içeriğin doğru mu yanlış mı olduğunu tespit etmekten ibaret olamaz. Çünkü yalan tek başına dolaşıma girmez. Onu görünür kılan, hızlandıran, öne çıkaran, kitlelere taşıyan ve kriz anında toplumsal davranışa dönüştüren bir platform mimarisi vardır.
Bugün asıl mücadele edilmesi gereken alanlardan biri budur: algoritmik dezenformasyon.
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bugüne kadar birçok yalanı, manipülasyonu ve algı operasyonunu tespit ederek kamuoyunu bilgilendirdi. Bu çok önemli bir görevdir. Ancak dijital çağ yeni bir aşamaya geçmiştir. Artık yalnızca yalanı tespit etmek yetmez; yalanın hangi ağlar üzerinden, hangi hesap kümeleriyle, hangi etiketlerle, hangi yapay zekâ üretimi içeriklerle ve hangi algoritmik görünürlük mekanizmasıyla büyütüldüğünü de izlemek gerekir.
Southport olayları sonrası yapılan analizler, yanlış bilginin yalnızca bireysel kullanıcılar tarafından yayılmadığını; öneri sistemleri, ücretli görünürlük mekanizmaları, etkileşim ekonomisi, yapay zekâ üretimi görseller ve geç kalan doğrulama süreçleriyle daha büyük bir toplumsal etkiye dönüştüğünü ortaya koydu. Yani kriz anında yalan ilk saatlerde yayılıyor, doğrulama ise çoğu zaman arkadan geliyor. Yalan toplumsal duyguyu kurduktan sonra hakikatin onu yakalaması zorlaşıyor.
Bu nedenle Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin görevi yalnızca yanlış bilgiyi düzelten açıklamalar yayımlamak olmamalıdır. DMM, platformların hangi içerikleri nasıl öne çıkardığını da incelemelidir. Kriz anlarındaki öneri sistemleri, otomatik çalışan bot hesapları, birlikte yürütülen etiket kampanyaları ve yapay zekâyla üretilen sahte içerikler bu incelemenin parçası olmalıdır. Merkez böylece toplumun doğru bilgiye ulaşmasını ve sağlıklı değerlendirme yapabilmesini koruyan bir görev üstlenmelidir.
Çünkü artık soru sadece “kim ne paylaştı?” değildir.
Asıl soru şudur:
Hangi algoritma, hangi yalanı, hangi toplumsal fay hattına, hangi hızla taşıdı?
Bu soru Türkiye için hayati önemdedir. Türkiye; afet, seçim, terör, göç, ekonomik dalgalanma, dış politika krizleri ve toplumsal gerilimler gibi birçok başlıkta sosyal medya kaynaklı dezenformasyon dalgalarına açık bir ülkedir. Bir sahte görüntü, kesilmiş bir video, yapay zekâ ile üretilmiş bir ses kaydı, uydurma bir belge, botlarla büyütülen bir etiket veya organize hesaplarla yayılan bir söylenti birkaç saat içinde kamu düzenini, toplumsal huzuru, devlet kurumlarına güveni ve medyanın bilgi verme kapasitesini etkileyebilir.
Bu yüzden Türkiye’nin dezenformasyonla mücadelesi yeni bir seviyeye taşınmalıdır.
Birinci seviye, yanlış bilginin tespitidir.
İkinci seviye, yanlış bilginin tekzip edilmesidir.
Üçüncü ve artık zorunlu olan seviye ise yanlış bilginin algoritmik dolaşımının analiz edilmesidir.
DMM’nin yeni dönem görevi bu üçüncü seviyeyi kurmak olmalıdır. Bu görev doğrudan içerik sansürü anlamına gelmez. Tam tersine, kamusal hakikatin, kamu düzeninin, çocukların, toplumun kriz anındaki sağduyusunun ve devlet kurumlarına duyulan güvenin korunması anlamına gelir.
Türkiye, dijital platformların yalnızca içerik taşıyan tarafsız mecralar olmadığını görmelidir. Platformlar artık hangi içeriğin görünür olacağına, hangi duygunun büyüyeceğine, hangi öfkenin hızlanacağına, hangi yalanın milyonlara ulaşacağına ve hangi hakikatin görünmez kalacağına etki eden algoritmik güç merkezleridir.
Bu nedenle dezenformasyonla mücadele, dijital egemenliğin ayrılmaz parçasıdır.
Dijital egemenlik sadece yerli uygulama geliştirmek değildir. Dijital egemenlik; kendi verisini, kendi medya düzenini, kendi çocuklarını, kendi kamu düzenini, kendi kriz iletişimini ve kendi kamusal hakikat alanını koruyabilme kapasitesidir.
İngiltere’nin bugün tartıştığı konu, Türkiye için açık bir uyarıdır. Platformların algoritmik yapısı analiz edilmeden dezenformasyonla mücadele eksik kalır. Yalanın içeriği kadar, yalanın dolaşım altyapısı da incelenmelidir. Hangi hesaplar aynı anda devreye giriyor? Hangi etiketler yapay biçimde büyütülüyor? Hangi görseller yapay zekâ ile üretiliyor? Hangi içerikler platform tarafından öneriliyor? Hangi yanlış bilgi ilk saatlerde zirve yapıyor? Doğrulama neden geç kalıyor? Platformlar kriz anlarında hangi sorumluluğu üstleniyor?
Bu sorular artık yalnızca medya sorusu değildir. Bunlar güvenlik, egemenlik, kamu düzeni ve bilişsel savunma sorularıdır.
Yeni dönemde dezenformasyonla mücadele, sadece yalanı düzeltmekle sınırlı kalamaz. Yalanı büyüten algoritmik düzenek de izlenmeli, analiz edilmeli ve kamu yararı adına görünür kılınmalıdır.
Türkiye bu alanda daha kurumsal bir model geliştirebilir. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bünyesinde algoritmik dezenformasyonun dolaşımını izleyen, kriz anlarında hangi yanlış bilginin hangi platformda nasıl büyüdüğünü inceleyen, koordineli kampanyaları tespit eden, yapay zekâ üretimi içerikleri sınıflandıran ve kamu kurumlarıyla doğrulama zincirini hızlandıran özel bir birim kurulabilir.
Bu birim, yalnızca içerik düzeltme görevi üstlenmez. Aynı zamanda dijital platformların kriz dönemlerindeki davranışını, öneri sistemlerinin etkisini, görünürlük rejimini ve toplumsal fay hatlarına temas eden manipülasyon biçimlerini analiz eder. Böylece dezenformasyonla mücadele, yalnızca yanlış bilgi yayıldıktan sonra tepki vermekle sınırlı kalmaz. Yanlış bilginin nasıl büyüdüğünü önceden görebilen ve toplumun doğru bilgiye ulaşmasını koruyan bir yapıya dönüşür.
Kamusal hakikat algoritmaya bırakılamaz.
Türkiye açısından mesele artık çok açıktır: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, yalnızca yanlış bilgiyi düzelten bir merkez değil; algoritmik dezenformasyonu izleyen, kriz anlarında kamusal hakikati koruyan ve dijital egemenliğin bilişsel güvenlik ayağını güçlendiren stratejik bir merkez olarak konumlandırılmalıdır.
Kaynakça
1. The Guardian, “Ministers may try to curb spread of misinformation during social unrest”, 6 Haziran 2026.
2. UK Parliament, Science, Innovation and Technology Committee, “Social media, misinformation and harmful algorithms” raporu.
3. UK Parliament Committees, “Social media, misinformation and harmful algorithms inquiry”.
4. Ofcom, “Online safety industry bulletin – March 2026”.
5. Ofcom, “Making life safer online: our priorities for the year ahead”.
6. Full Fact, “What Southport taught us about social media failure”.
7. Demos, “Researching the riots: An evaluation of the efficacy of Community Notes during the 2024 Southport riots”.
8. London School of Economics, “X undermined democracy during the UK riots”.
9. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde Dezenformasyonla Mücadele Merkezi oluşturuldu”, 6 Ağustos 2022.
10. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “İletişim Başkanlığı, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ile ilgili soruları yanıtladı”, 27 Ekim 2022.
11. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Dezenformasyon Bülteni”.
12. Anadolu Ajansı, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ile ilgili soruları yanıtladı”, 27 Ekim 2022.
Kaynak gönderi
Görüntülenme ve okuma bildirimi sayıları yalnızca site sahibine açıktır. “Okudum” düğmesiyle bu yazıyı okuduğunuzu bildirebilirsiniz.
Sayaç ve gizlilik
Yalnızca bu yazı için kayıt tutulur. Tekrarları azaltmak amacıyla tarayıcınızda yazıya özel rastgele bir işaret kullanılır. IP adresi, cihaz parmak izi veya üçüncü taraf takip aracı kullanılmaz. Do Not Track veya Global Privacy Control etkinse görüntülenme ve “Okudum” bildirimi kaydedilmez. Bu kayıtlar doğrulanmış tekil kişi veya tamamlanmış okuma ölçümü değildir.